YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5600
KARAR NO : 2018/7735
KARAR TARİHİ : 13.12.2018
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
KANUN YOLU : TEMYİZ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu Torul/Altınpınar Köyü çalışma alanında bulunan 116 ada 148 parsel sayılı 2.229,76 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kadastro tutanağında devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup taşınmaz üzerine … … tarafından 2 katlı kargir ev yapıldığı ve 3402 sayılı Yasa’nın 14. ve 17. maddeleri uyarınca zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmadığı belirtilmek suretiyle Hazine adına tespit edilmiş, daha sonra Kadastro Mahkemesince taşınmazın orman vasfında olduğu gerekçesiyle hükmen Hazine adına tescil edilmiştir. Davacı …, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tapu iptal ve tescil istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli 116 ada 148 parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı … adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmaz üzerinde davacı lehine babasından intikalen, taksimen M.K:713/1. maddesinde belirtilen zilyetlik şartlarının oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Ne var ki, taşınmaz üç sınır itibarı ile devlet ormanı ile çevrili olup, Kadastro Mahkemesinde davacı … …. tarafından Hazine aleyhine açılan dava sonucu, “her ne kadar arsa niteliği ile tespit edilmiş ise de, aslında orman niteliğindeki yerlerden olduğu belirtilerek zilyetlik yolu ile kazanılamayacağı” gerekçesi ile verilen kararın Yargıtay 20. Hukuk Dairesi’nce orman araştırması yönünden denetlenerek aynı gerekçeyle onanması suretiyle hükmen tapuya tescil edilmiştir. Her ne kadar, Kadastro Mahkemesinin yukarda sözü edilen 2001/7-2003/15 Esas-Karar sayılı, 15.12.2003 tarihli ilamı taraflarının farklı olması nedeniyle eldeki dava yönünden kesin hüküm oluşturmaz ise de güçlü delil oluşturduğu kuşkusuzdur. Bu güçlü delilin aksinin tanık ve bilirkişi sözleri ile kanıtlanması mümkün bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, niteliği itibarı ile zilyetlikle iktisaba elverişli bulunmayan taşınmaz üzerinde davacı taraf yararına edinme koşullarının gerçekleştiğinden söz edilemeyeceğine göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bu husus göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 13.12.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.