YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1674
KARAR NO : 2019/3092
KARAR TARİHİ : 24.04.2019
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KULLANIM KADASTROSU
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kullanım kadastrosu sırasında Bozön Mahallesi çalışma alanında bulunan 2113, 2114 ve 2115 parsel sayılı sırasıyla 9.380.00, 289,00 ve 252,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kadastro tutanağının edinme sebebinde, 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldıkları ve beyanlar hanesinde 2114 ve 2115 parsel sayılı taşınmazların …’in fiili kullanımında olduğu belirtilerek, 2113 parsel sayılı taşınmazın ise kullanıcısız olarak, Hazine adına tespit ve tescil edilmiş; 2114 ve 2115 parsel sayılı taşınmazlar hakkında 2010 yılında yapılan güncelleme çalışmaları sonucunda taşınmazların tarla olan niteliği bağ olarak değiştirilmiş, 2015 yılında ham toprak niteliğindeki 2113 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesine kısmen ormanda kaldığı şerhi verilmiştir. Kadastro sırasında aynı yer çalışma alanında bulunan 2161 parsel sayılı 3.800,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise zilyetlik süresi belirlenemediğinden …’in işgalinde olduğu belirtilerek tarla vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı …, taşınmazların kendi fiili kullanımında bulunduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, 2113 parsel sayılı taşınmazın sadece kendi zilyetliği bulunduğu, 2114, 2115 ve 2161 parsel sayılı taşınmazlarda ise miras yolu ile gelen hakkı bulunduğu iddasında bulunmuş, dava konusu taşınmazlarda zilyetliğinin tespiti ve korunması talebiyle dava açmış olup mahkemece, … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/184 Esas, 2013/697 Karar sayılı ilamı ile dava konusu taşınmazların …’e ait olduğuna karar verildiği, davacının babasının halen hayatta olduğu ve dava konusu taşınmazlarda davacının zilyetliği bulunmadığı belirtilerek davanın reddine karar vermiştir. Dava konusu 2161 sayılı parsel kullanım kadastrosuna ve güncelleme çalışmalarına konu olmadan 1993 yılında kesinleşmiş, 2113, 2114 ve 2115 parsel sayılı taşınmazlar hakkında kullanım kadastrosu 1992 yılında yapılarak 1993 yılında kesinleşmiştir. Daha sonra 2010 yılında yapılan güncelleme çalışmaları ile 2114 ve 2115 parsel sayılı taşınmazların vasfında değişiklik yapılarak tarla olan vasıfları bağ olarak değiştirilmiş, 2113 ve 2161 parsel sayılı taşınmazlar güncellemeye konu olmamıştır. Davacı, 28.03.2014 tarihinde harçlandırdığı dava dilekçesinde 2113 parsel sayılı taşınmazın 30 yıl önce kendisi, 2114, 2115 ve 2161 parsel sayılı taşınmazların ise 1976 yılında babası …tarafından ormandan açılmak suretiyle zilyet edildiğini bildirmiştir. O halde, Mahkemece; 2161 parsel sayılı taşınmazın kullanım kadastrosuna tâbî olmadığı gözetilerek, bu parsel yönünden davanın kullanım şerhi verilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, 2113, 2114 ve 2115 parsel sayılı taşınmazlar yönünden ise davanın kadastro tespitinin yapıldığı 1992 yılından önceki nedenlere dayandığı ve davanın açıldığı 2014 tarihi itibariyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gerekçesiyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle ret kararı verilmiş olması isabetsiz ise de; davanın reddine karar verilmiş olması sonucu itibariyle yerinde olduğundan hükmün, gerekçesi açıklanan şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.04.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.