YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3341
KARAR NO : 2020/5283
KARAR TARİHİ : 16.11.2020
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Uygulama kadastrosu sırasında, …Mahallesi çalışma alanında ve tapuda davacı … ve davalı … adına kayıtlı bulunan eski 427 parsel sayılı 450,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 1976 ada 3 parsel numarasıyla ve 514,65 metrekare yüzölçümlü olarak; davacı … ve davalı … adına kayıtlı bulunan eski 483 parsel sayılı 150,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, 1976 ada 73 parsel numarasıyla ve 147,82 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir. Davacı …, uygulama kadastrosu sırasında paydaşı olduğu 1976 ada 3 ve 73 parsel sayılı taşınmazların yüzölçümünün azaldığını ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosuna karşı, davacının paydaşı olduğu 1976 ada 3 ve 73 parsel sayılı taşınmazların yüzölçümünün azaldığı iddiası ile açılmış olup, kayıt maliklerinin tamamının hukukunu ilgilendiren nitelikte bir davadır. Davacının yüzölçümünde azalma olduğunu iddia ettiği taşınmazların müşterek mülkiyete tabi olduğu, taşınmazlarda davacı … dışında, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen … ve …’ın da paydaş olduğu anlaşılmaktadır. Bu haliyle dava sonucunda verilecek hüküm tüm paydaşların hukukunu etkileyeceğinden, davaya diğer paydaşların da katılması zorunlu olup, taşınmazların diğer paydaşlarının davalı olarak gösterilmiş olmaları aktif dava ehliyetinin sağlandığı anlamına gelmez. Aktif dava ehliyetinin mevcudiyeti dava şartlarından olup, bu koşul yerine getirilmeden davanın esasına girilerek hüküm kurulması hukuken mümkün bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; Mahkemece, öncelikle davacıya kayıt maliki olan diğer paydaşların da yöntemince davaya katılımlarını sağlamak üzere süre ve imkan tanınmalı, verilen süre içerisinde aktif dava ehliyetindeki eksikliğin giderilmesi halinde yargılamaya devam edilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece, bu husus gözardı edilerek aktif dava ehliyei sağlanmadan davanın esası hakkında karar verilmesi isabetsiz olup, davacının temyiz itirazları açıklanan nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz eden davacıya iadesine, 16.11.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.