YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2226
KARAR NO : 2021/3925
KARAR TARİHİ : 22.04.2021
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; “Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olmadığı belirtilerek, taşınmaz başında fen bilirkişisi, davada yararı bulunmayan yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarının katılımıyla keşif yapılması, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmaz üzerinde davacının zilyetliğin bulunup bulunmadığı, varsa hangi tarihte ve ne zaman başladığı, zilyetliğin ne şekilde sürdürüldüğü, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, taşınmazın zilyetliğinin davacının eşi Yeter tarafından davacıya devredilip edilmediği, devredilmiş ise devir tarihinin tespit tarihinden önce mi yoksa sonra mı olduğu hususlarının etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, fen bilirkişisinden keşfi izlemeye elverişli rapor alınması, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli 154 ada 14 parsel sayılı taşınmazın davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine, mahkemece hükmüne uyulan bozma kararında açıklandığı gibi işlem yapılıp sonucuna göre hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak; Mahkemece, çekişmeli taşınmaz üzerinde, davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulüne ve taşınmazın davacı adına tesciline karar ise de varılan sonuç dosya kapsamına ve yasal düzenlemelere uygun düşmemektedir. Şöyle ki, 3402 sayılı Yasa’nın 14. Maddesinde, belgesiz zilyetlik yolu ile en fazla kuru arazide 100 dönüm, sulu arazide ise 40 dönüm miktarında taşınmaz edinebileceği hüküm altına alınmış olup, dosya kapsamından, davacı adına belgesiz zilyetlik yolu ile 98.310,50 metrekare yer tespit edildiği anlaşılmaktadır. Bu duruma göre, çekişmeli taşınmazın taşınmazın tamamının davacı adına tesciline karar verilmesi isabetsizdir.
Hal böyle olunca; Mahkemece, davacı taraftan tercih hakkı sorulmak suretiyle, tercihte bulunmadıkları taktirde mahkemece re’sen belirlenecek 100 dönüme ulaşacak kadar taşınmaz bölümünün belirlenerek ve bu konuda fen bilirkişisinden infaza elverişli rapor alınmak suretiyle, belirlenecek taşınmaz bölümünün davacı adına tesciline; geriye kalan bölümünün ise tapu kayıt makili davalı Hazine üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerekirken, bu husus göz ardı edilerek taşınmazın tamamının davacı taraf adına tesciline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, davalı Hazinenin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.04.2021 gününde oybirliği ile karar verildi.