Yargıtay Kararı 17. Ceza Dairesi 2015/10562 E. 2016/3812 K. 22.03.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/10562
KARAR NO : 2016/3812
KARAR TARİHİ : 22.03.2016

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, konut dokunulmazlığını ihlal
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle incelenerek, gereği görüşülüp düşünüldü:
Müştekinin zararının yargılama aşamasında sanık … tarafından karşılanması, suça sürüklenen çocuğun hırsızlık suçunu kabul etmediği ve etkin pişmanlık iradesinin bulunmadığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK’nın 168/2. maddesinin suça sürüklenen çocuk … hakkında uygulanması gerektiği yönündeki tebliğnamede bozma isteyen düşünce benimsenmemiştir.
Sanık … hakkında zamanaşımı süresince mala zarar verme suçu için işlem yapılması olanaklı görülmüştür.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçların sanık ve suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-07.10.2010-23.12.2010-08.03.2011-10.05.2011-07.07.2011 tarihli celselerin suça sürüklenen çocuğun 18 yaşını doldurmasına rağmen kapalı olarak yapılması,
2-Hırsızlık suçuna konu eşyanın önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı dikkate alınarak 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken alt sınırdan hüküm kurulması,
3-Suça sürüklenen çocuk … hakkında hırsızlık suçu için kurulan hükümde sonuç cezanın kısa süreli hapis cezası olmamasına rağmen suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı TCK’nın 50. maddesi uyarınca seçenek yaptırımın uygulanması,
4-Suça sürüklenen çocuk … için kurulan hükümlerde, 5237 sayılı TCK’nın 62. maddesinin, 31/3. maddesinden önce uygulanması suretiyle aynı Kanun’un 61. maddesine aykırı davranılması,
5-Konut dokunulmazlığının ihlali suçunun birden fazla kişi tarafından birlikte işlendiğinin anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK’nın 119/1-c maddesinin uygulanmaması,
6-Müştekinin 04.10.2010 havale tarihli dilekçesinde zararının sanık … tarafından karşılandığını belirtmiş olması nedeniyle sanık … hakkında hırsızlık suçu için 5237 sayılı TCK’nın 168/2. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilememesi,
7-T.C. Anayasa Mahkemesi’nin, TCK’nın 53. maddesine ilişkin olan, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olması nedeniyle iptal kararı doğrultusunda sanık … için TCK’nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
8-Yargılama giderlerinin her bir sanığın sebep olduğu tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesi gerektiği gözetilmeden, “müteselsilen” alınmasına karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 326/2. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk … ve sanık … müdafilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğnameye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca ceza süresi bakımından sanık ve suça sürüklenen çocuğun kazanılmış hakkının gözetilmesine, 22.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.