YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/16789
KARAR NO : 2016/11577
KARAR TARİHİ : 09.11.2016
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
14.06.2006 günlü duruşmaya tutuklu olarak getirilen sanıklar; …, …, … ve …’ün, dosyada mevcut İzmir 24. Noterliğince tanzim edilmiş 08.06.2006 tarihli vekaletname ile müdafiiliğini üstlenen Av. … huzurunda sorgularının yapıldığı, 07.02.2007 günlü karar duruşmasında ise sanık … ve diğer sanıkların müdafiileri olan Av. …’ın yokluğunda hükmün açıklandığı, yapılan tefhim sırasında sanıklardan …’ün aniden rahatsızlanıp yere düşmesi nedeniyle adı geçen sanığın diğer sanıklar ve hemşireler ile birlikte personel tabipliğine gönderildiği, bu nedenle de tefhimle infaza esas kararın sanıkların yokluğunda okunduğunun tutanağa bağlandığı, yoklukta verilen kararın ise; Tebligat Kanunu’nun 11. maddesine uygun olarak sanıklar müdafii Av. …’a 05.03.2007 tarihinde usulüne uygun tebliğ edildiği, yapılan bu tebliğe rağmen yasal süre içerisinde ise kararın temyiz edilmeyerek sanıklar …, … ve … açısından kesinleşerek infaza verildiği, sanık … tarafından Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne hitaben yazılan 14.04.2009 tarihli dilekçe doğrultusunda, verilen kararda kanun yolu, mercii, süresi, başvuru şeklinin tereddüte yol açmayacak şekilde gösterilememesi gerekçesiyle sanığa bu hususlarıda ihtiva edecek şekilde kararın tebliğ edilmesi bildirilerek Bakanlıkça kanun yararına bozma yoluna gidilmediği anlaşılmış ve sanık tarafınfan verilen 14.04.2009 tarihli dilekçe temyiz dilekçesi olarak kabul edilip, Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün yazısına istinaden sanıklar … ve …’ın dilekçeleri de temyiz talebi olarak kabul edilip gönderilmiş isede,
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 01.02.2011 gün 244-14 sayılı, 27.11.2011 gün 2011/264-299 sayılı ve Dairemizce de benimsenen devamı kararları dikkate alındığında; sanığın haberdar olduğu vekaletnameli avukatının ve sanıkların gıyabında verilen kararın, vekille takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılmasının kural olduğu, bu doğrultuda avukat …’a kararın 05.03.2007 tarihinde tebliğinin sağlandığı, anılan kararın temyizi açısından yasa, yol ve yönteminin kararda açıkça belirtilmese bile avukat tarafından bilinmesi gereken bir
hal olduğu ve temyiz süresinin başlangıcının avukata 05.03.2007 tarihinde yapılan tebliğ tarihi olduğu, bundan sonraki tebligatların ve buna dayanak işlemlerin temyiz süresinin başlangıç tarihini değiştirmeyeceği nazara alındığında sanıklar … ve …’ın vaki temyiz itirazlarının 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi yollaması ile 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi gereğince, isteme aykırı olarak REDDİNE, 09.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.