Yargıtay Kararı 17. Ceza Dairesi 2015/24683 E. 2017/14282 K. 21.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/24683
KARAR NO : 2017/14282
KARAR TARİHİ : 21.11.2017

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali
HÜKÜM : Mahkumiyet

Yerel mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararların niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
A-Sanık … … hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesi neticesinde;
Anayasa Mahkemesi’nin hükümden sonra 24/11/2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 08/10/2015 tarih, 2014/140 Esas ve 2015/85 sayılı kararı ile TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendine yönelik olarak vermiş olduğu iptal kararlarının da kapsam ve içerik itibarıyla infaz aşamasında mahallinde gözetilebileceğinden, bozma nedeni yapılmamıştır.
Hüküm tarihine kadar yapılan yargılama gideri toplamı, 5271 sayılı CMK’nın 324/4. maddesine atıfta bulunan 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü hakkında Kanun’un 106. maddesindeki terkin edilmesi gereken tutar olan 20,00 TL’den az olduğu halde yargılama giderinin sanıklardan ve suça sürüklenen çocuktan tahsiline karar verilmiş ise de, hüküm kesinleşinceye kadar yapılacak yargılama giderlerinin de toplam yargılama gideri kapsamında olması nedeniyle hükmün kesinleştiği tarihte sanıklardan ve suça sürüklenen çocuktan tahsili gereken yargılama giderinin yukarıda açıklanan terkin miktarından az olması halinde, Devlet Hazinesi üzerinde bırakılmasının infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre, sanık …’ın temyiz nedeni yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve kanuna uygun bulunan hükmün tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,
B-Sanık … hakkında konut dokunulmazlığının ihlali ve sanıklar …, … … ile suça sürüklenen çocuk … hakkında kurulan tüm hükümlerin temyiz incelemesi neticesinde;
1-Sanık …’ın yargılamanın tüm aşamasındaki beyanlarında, suçun işlendiği müştekinin evine tek başına girdiğini ve hırsızlık eyleminden sonra diğer sanıkların bulunduğu yere gelerek Adana il merkezine onların aracı ile dönerken yakalandığını belirttiği, diğer sanıklar ve suça sürüklenen çocuğun beyanlarının da sanık …’in beyanı ile aynen örtüştüğü, diğer yandan olay mahallinde yapılan incelemede sadece sanık …’in parmak izine rastlandığı ve diğer sanıkların suçun işlendiği mahale gelerek suça iştirak ettiklerine dair şüpheden uzak, kesin nitelikte delil elde edilmediği anlaşılmakla; sanıklar … ve … ile suça sürüklenen çocuk …’ın, üzerlerine atılı suçlara iştirak ettiklerine dair şüpheden uzak, kesin nitelikte delil elde edilemediğinden ayrı ayrı beraatleri yerine yazılı şekilde ve yeterli olmayan gerekçe ile mahkumiyetlerine karar verilmesi,
2-Sanık …’ın yargılamanın tüm aşamasındaki beyanlarında, suçun işlendiği müştekinin evine tek başına girdiğini ve hırsızlık eyleminden sonra diğer sanıkların bulunduğu yere gelerek Adana il merkezine onların aracı ile dönerken yakalandığını belrittiği, olay mahallinde yapılan incelemede sadece bu sanığın parmak izine rastlandığı ve diğer sanıkların suçun işlendiği mahale gelerek suça iştirak ettiklerine dair şüpheden uzak, kesin nitelikte delil elde edilmediği anlaşılmakla; sanığın üzerine atılı suçu tek başına işlediğinin kabulü ile, TCK’nın 119/1-c. maddesinin uygulanmaması gerektiği halde bu madde uyarınca ceza artırımına gidilmesi,
3-Kabule göre de; T.C. Anayasa Mahkemesi’nin, TCK’nın 53. maddesine ilişkin olan, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olması nedeniyle iptal kararı doğrultusunda TCK’nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar …, … ve … ile suça sürüklenen çocuk … müdafiinin temyiz nedeni bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 21.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.