Yargıtay Kararı 17. Ceza Dairesi 2015/25753 E. 2017/15032 K. 28.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/25753
KARAR NO : 2017/15032
KARAR TARİHİ : 28.11.2017

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Yerel mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararların niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I-Sanık … hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Suç tarihi 09.12.2013 olmasına rağmen, gerekçeli karar başlığında, 08.12.2013 olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
Sanık …’nın diğer suç ortağı ile birlikte, takdiri kıymet tutanağına göre, 10.000,00 TL değerindeki müştekiye ait aracı çaldıkları olayda, hırsızlık suçuna konu eşyanın önem ve değeri dikkate alınarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması karşı temyiz olmadığından; Anayasa Mahkemesi’nin hükümden sonra 24/11/2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 08/10/2015 tarih, 2014/140 Esas ve 2015/ 85 sayılı kararı ile TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendine yönelik olarak vermiş olduğu iptal kararlarının da kapsam ve içerik itibariyle infaz aşamasında mahallinde gözetilebileceğinden, bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre, sanık … müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, eleştiri dışında, usul ve kanuna uygun bulunan hükmün tebliğnameye aykırı olarak ONANMASINA,
II-Sanık … hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Suç tarihi 09.12.2013 olmasına rağmen, gerekçeli karar başlığında, 08.12.2013 olarak gösterilmesi,

2-Müştekinin kapılarını kilitleyerek park ettiği aracının 09.12.2013 tarihinde gece vakti saat 05.27’de çalındığı, güvenlik kamerası ve ”Plaka Tanıma Sistemi” kayıtlarının incelenmesinde olayı gerçekleştirenlerden birisinin sanık … olduğunun tespit edildiği, 11.12.2013 tarihli tutanağa göre kolluk kuvvetleri tarafından yakalanan sanığın kolluk görevlilerine şifahen suça konu aracı çaldığını ve aracın bulunduğu yeri söyleyerek aracın ”hasarlı” bir şekilde müştekiye teslimini sağladığı, müştekinin beyanına göre araçta 700-800 TL’lik zararın bulunduğu, sanığın 700-800 TL’lik zararı gidermediği olayda sanığın müştekinin zararını kısmen giderdiğinin anlaşılması karşısında; müştekiye kısmi iade nedeniyle ceza indirimine muvafakat edip etmediği sorularak, sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 168/1-4. maddesinde tanımlanan etkin pişmanlık hükmünün uygulama olanağının değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-Sanık …’ın diğer suç ortağı ile birlikte, takdiri kıymet tutanağına göre 10.000 TL değerindeki müştekiye ait aracı çaldıkları olayda, hırsızlık suçuna konu eşyanın önem ve değeri dikkate alınarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
4-Tekerrüre esas hükümlülüğü bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması
5-T.C. Anayasa Mahkemesi’nin, TCK’nın 53. maddesine ilişkin olan, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olması nedeniyle iptal kararı doğrultusunda TCK’nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’ın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının gözetilmesine, 28/11/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.