YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/26423
KARAR NO : 2017/15037
KARAR TARİHİ : 29.11.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
5237 sayılı TCK’nın 142/4. maddesi uyarınca hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla konut dokunulmazlığının ihlali veya mala zarar verme suçlarının da işlenmesi halinde, bu suçların şikayete bağlı olmayacağı gözetilmeden sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından açılan kamu davalarının şikayetten vazgeçme nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi, sanığın kovuşturma aşamasında mağdurun zararının bir kısmını karşılamasına rağmen TCK’nın 168/4. maddesi uyarınca mağdurdan kısmi iadeye muvafakatı olup olmayacağı sorulmadan sanık hakkında TCK’nın 168/1. maddesinin uygulanması ve 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 11. fıkrasında, “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması halinde, mahkemenin hükmü açıklayacağı, ancak mahkemenin, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabileceği” hükmünün yer aldığı; buna göre; somut olayda sanığın denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle hükmün açıklandığı ve bu durumda hükmün değiştirilmeden aynen açıklanması gerektiği gözetilmeyerek, mahkemece sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının ertelenmesine karar verilmişsede aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya kapsamına göre, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1)Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinden sonra belirlenen deneme süresinde yeni bir suçun işlenmesi halinde mahkemenin duruşma açarak hükmün açıklanması şartlarının oluşup oluşmadığını belirledikten sonra koşulların oluşması halinde açıklanmasını geri bıraktığı hükmü aynen açıklaması gerektiği ve önceki hüküm üzerinde herhangi bir değişikliğe gidilemeyeceği gözetilmeden, TCK’nın 142/1-b, 168/2. maddeleri uyarınca tayin olunan 8 ay hapis cezasının aynen açıklanması ile yetinilmesi gerekirken 10 ay hapis cezasına hükmolunması,
Kabule görede,
2)Hükmolunan erteli hapis cezasının kısa süreli olduğundan TCK’nın 53/4. maddesi uyarınca da aynı Yasa’nın 53/1. maddesinin uygulanmasına yasal engel bulunduğunun gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak “TCK’nın 142/1-b, 168/2, 62/1. maddeleri uyarınca tayin olunan 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına” kısmından sonra gelmek üzere “açıklanması geri bırakılan hükmün aynen açıklanması gerektiğinden sanığın CMK’nın 231/11. maddeside nazara alınarak hapis cezasının 8 ay olarak uygulanmasına “ cümlesinin eklenmesine ve “5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 1. Fıkrasının ”a, b, d, e” bentlerinde belirtilen haklarından aynı maddenin 2 fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, 5237 sayılı TCK nun 53/1 maddesinin ”c” bendinde yazılı kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. Fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına” ilişkin kısmın çıkartılarak diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 29.11.2017 gününde oy birliğiyle karar verildi.