Yargıtay Kararı 17. Ceza Dairesi 2017/110 E. 2017/1721 K. 15.02.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/110
KARAR NO : 2017/1721
KARAR TARİHİ : 15.02.2017

İ MAHKEME KARARI : 39. (Kapatılan 1.) Asliye Ceza Mahkemesince verilen 07/12/2007 gün ve 2005/414 Esas, 2007/1203 Karar sayılı
SANIK : …
SUÇ : Hırsızlık

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Hırsızlık suçundan sanık … hakkında yapılan duruşma sonunda; hırsızlık suçundan mahkumiyetine ilişkin İstanbul 39. (Kapatılan Fatih 1.) Asliye Ceza Mahkemesi’nce verilen 07/12/2007 gün, 2005/414 Esas ve 2007/1203 Karar sayılı hükümle verilen 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezasına ilişkin kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine;
Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 06/04/2016 gün, 2015/14913 Esas ve 2016/4739 karar sayılı kararıyla,
Yerel mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, kararların nitelik, cezaların türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre; sanık müdafiinin temyiz nedenleri yerinde olmadığından reddiyle, hükümlerin isteme aykırı olarak ONANMASINA, karar verilmiştir.
İTİRAZ NEDENLERİ:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 04.01.2017 tarih ve 2016/367233 sayılı yazısı ile,
Sanık …’ın 05/03/2005 tarihinde, müşteki …’in kontak anahtarıyla birlikte otoparka bıraktığı 35 YN 1650 plakalı aracını çaldığı iddiası ile hakkında Fatih Cumhuriyet Başsavcılığınca 16/03/2005 tarihinde, 765 sayılı TCK m.491/3 ve 522 uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, müştekinin beyanı, tanık anlatımları, yakalama tutanağı ile sanığın savunmasından, müştekiye ait aracın, otoparkta çalışan ve açık
kimlik bilgileri belirlenemeyen Fehmi isimli kişi ile sanık tarafından güveni kötüye kullanmak suretiyle çalındığı anlaşılmaktadır. Buna göre, sanığın eylemi, suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK m. 491/3 ve sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK m. 142/2.d maddesinde düzenlenen nitelikli hırsızlık suçunu oluşturacaktır.
Sanık hakkında uygulanan ve 5237 sayılı TCK’ya göre lehe olan 765 sayılı TCK’nın 491/3. maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunun yaptırımı bir seneden beş seneye kadar hapis cezası olarak öngörülmüş olup, aynı kanunun 102/4. maddesi uyarınca bu suçun asli dava zamanaşımı 5 yıl, 104/2. maddesi göz önünde bulundurulduğunda kesintili dava zamanaşımı ise 7 yıl 6 aydır. Zamanaşımını kesen en son işlem olan mahkumiyet hükmünün verildiği 07/12/2007 tarihinden itibaren 5 yıllık asli dava zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlayacak, ancak 765 sayılı TCK’nın 104/3. maddesindeki “… Ancak bu sebepler müruru zaman müdetini 102. maddede ayrı ayrı muayyen olan müddetlerin yarısının ilavesile baliğ olacağı müddetten fazla uzatamaz.” hükmü mucibince, suç tarihi olan 05/03/2005 tarihi dikkate alındığında 7 yıl 6 aylık kesintili zamanaşımı 05/09/2012 tarihinde dolmuş olacaktır.
Bu itibarla; yerel mahkemece verilen mahkumiyet hükmünün, gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle bozulmasına, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu konuda, 1412 sayılı CMUK’nun 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 322. maddesi uyarınca karar verilmesi mümkün bulunduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının 765 sayılı TCK’nın 102/4. ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri uyarınca düşmesine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirmeyle yazılı şekilde hükmün onamasına karar verilmesinin isabetli olmadığı kanaatine varılmıştır.
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenle;
Dairenizin, 06/04/2016 gün, 2015/14913 Esas ve 2016/4739 Karar sayılı … hakkındaki hırsızlık suçundan kurulan hükmün onanmasına dair kararının kaldırılması, İstanbul 39. (Kapatılan Fatih 1.) Asliye Ceza Mahkemesinin 07/12/2007 tarih, 2005/414 Esas ve 2007/1203 Karar sayılı kararının; gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle BOZULMASINA,
Ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu konuda, 1412 sayılı CMUK’nun, 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince halen yürürlükte bulunan 322. maddesi uyarınca karar verilmesi mümkün bulunduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞMESİNE, karar verilmesi, itirazen arz ve talep olunur, isteminde bulunulması üzerine dosya dairemize gönderilmekle incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü,
İTİRAZIN KAPSAMI:
Sanık hakkında uygulanan ve 5237 sayılı TCK’ya göre lehe olan 765 sayılı TCK’nın 491/3. maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunun yaptırımı bir seneden beş seneye kadar hapis cezası olarak öngörülmüş olup, aynı kanunun 102/4. maddesi uyarınca bu suçun asli dava zamanaşımı 5 yıl, 104/2. maddesi göz önünde bulundurulduğunda kesintili dava zamanaşımı ise 7 yıl 6 aydır. Zamanaşımını kesen en son işlem olan mahkumiyet hükmünün verildiği 07/12/2007 tarihinden itibaren 5 yıllık asli dava zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlayacak, ancak 765 sayılı TCK’nın 104/3. maddesindeki “… Ancak bu sebepler müruru zaman müdetini 102. maddede ayrı ayrı muayyen olan müddetlerin yarısının ilavesile baliğ olacağı müddetten fazla uzatamaz.” hükmü mucibince, suç tarihi olan 05/03/2005 tarihi dikkate alındığında 7 yıl 6 aylık kesintili zamanaşımı suç tarihinden itibaren 765 sayılı TCK’nın 491/3, 104/2, 104/3. maddeleri uyarınca mahkumiyet hükmünün zamanaşımına uğraması nedeniyle dairemiz kararının kaldırılmasına ilişkindir.
KARAR,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz gerekçesi yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanun’un 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,
Yargıtay 17.Ceza Dairesinin 06/04/2016 gün, 2015/14913 Esas ve 2016/4739 karar sayılı kararının itiraz nedeniyle KALDIRILMASINA,
Sanığa yüklenen 765 Sayılı TCK’nın 491/3 maddesine uyan hırsızlık suçunun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre ,suç tarihi olan 05.3.2005 tarihi ile inceleme tarihi arasında aynı Yasa’nın 102/4. maddesine öngörülen 7 yıl 6 aylık sürenin geçmiş bulunması bozmayı gerektirmiş, itiraz bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 15.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.