Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2005/13090 E. 2006/504 K. 02.02.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2005/13090
KARAR NO : 2006/504
KARAR TARİHİ : 02.02.2006

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine ilişkin verilen hüküm bir kısım davalı … ve arkadaşları tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Kadastro sırasında 167 parsel sayılı 3243 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … ve arkadaşları adlarına tesbit edilmiştir. İtirazı kadastro komisyonunda reddedilen davacı … tapu kaydı, kesin hüküm ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece, davanın reddine ve dava konusu parselin gerçek malik Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm bir kısım davalı … ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, gerek davacı tarafın dayandığı ve gerekse tespite esas alınan tapu kayıtlarının taşınmaza uymadıkları, tespite esas alınan ve davalı tarafın dayanağı teşkil eden tapu kaydının kapsamının yüzölçümüyle geçerli olup miktarından fazlasıyla dava dışı 123 nolu parsele revizyon gördüğü ve ayrıca tarafların da taşınmazda zilyet olmadıkları düşüncesi ile yazılı olduğu üzere davanın reddine ve taşınmazın gerçek malik hazine adına tesciline karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Kadastro sırasında taşınmaz tapu kaydına ve zilyetliğe dayalı olarak … ve müşterekleri adına tespit edilmiş, davacı, tapu kaydına kesin hükme ve zilyetliğe dayanarak itiraz etmiştir. Kadastro tespiti 5602 sayılı Yasanın yürürlüğü zamanında yapılmıştır. Davacının dayandığı tapu kaydı ile mahkeme ilamının taşınmaza uymadığı keşif ve uygulamayla saptanmıştır. 9.10.1987 tarihinde yürürlüğe giren Asliye Mahkemelerinde halen görülmekte olan davalara bu kanun hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Aynı Yasanın 30/2 maddesinde üç ayrık halin mevcudiyeti halinde gerçek hak sahibi adına tescil kararı verilebileceği öngörülmüştür. Eldeki davada bu üç ayrık halden hiç birisi mevcut bulunmamaktadır. Davada iddiasını kanıtlama yükümlülüğü davacı tarafa düşmektedir. Davacı tarafın dayandığı tapunun ve ilamın taşınmazla ilgisinin olmadığı ve de taşınmazda zilyetliğinin bulunmadığı saptandığına göre mahkemece davanın reddine ve taşınmazın tespit gibi payları oranında … ve arkadaşları adına tapuya tesciline karar vermek gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davalı … ve arkadaşlarının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 2.2.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.