Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2005/13284 E. 2006/935 K. 14.02.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2005/13284
KARAR NO : 2006/935
KARAR TARİHİ : 14.02.2006

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne ilişkin verilen hüküm davalı … tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Kadastro sırasında 151 ada 32 parsel sayılı 8935.75 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tesbit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde davacı … irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne ve dava konusu parselin 1/2 hissesinin davacı …, 1/2 hissesinin davalı … adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastro sırasında taşınmaz irsen intikale, taksime ve zilyetliğe dayalı olarak davalı … adına tespit edilmiş, davacı taşınmazın ortak miras bırakan …’dan kaldığını ve miras payı bulunduğunu ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece, tensiple keşif icrasına karar verilmekle beraber taraflardan ne keşif yerinde ve nede ilk oturumda iddia, savunma ve delilleri sorulmamıştır. Bununla beraber davalı 3.2.2005 günlü oturumda taşınmazın babası …’dan kaldığını ve kardeşi ile aralarında taksim ettiğini, temyiz dilekçesinde de taşınmazın dedesi …’den kaldığını bildirmiştir. Tespit nedenine, ileri sürülüşe ve davalının aşamalardaki açıklamalarına göre uyuşmazlık, taşınmazın ortak miras bırakan Bayramdan mı yoksa davalının dedesi ve Bayramın da oğlu olan …’den mi kaldığı, …’dan kalması halinde terekesinin taksim edilip edilmediği yönlerinde toplanmaktadır.Bilgisine başvurulan yerel bilirkişiler bu yönde yeterli bir açıklamada bulunmamışlar ve mahkemece de bu yönler kendilerinden sorulmamıştır. Ayrıca, keşif tutanağının incelenmesinden de tutanakların suretli olarak tutulduğu ve bunun sonucu olarak sıhhatli bir araştırmanın yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davalı taşınmazın dedesi …’den kaldığını ileri sürdüğüne nazaran, davacının taşınmazın dedesi …’dan kalıp, terekesinin taksim edilmediğini kanıtlamak zorundadır. Başka bir anlatımla davada iddiasını kanıtlama yükümlülüğü davacı tarafa düşmektedir. Mahkemece bu yön, davacıya hatırlatılmadığı gibi taraflara delil bildirme olanağı da sağlanmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, öncelikle davacıdan iddiası, davalıdan ise savunması sorularak beyanları imzaları ile belgelendirilmeli, bu arada kök miras bırakan …’dan vede oğlu …’den alınmış veraset belgesi varsa taraflara ibraz ettirilmeli, yoksa …’ın verasete esas aile nüfus kayıt tablosu getirtilmeli, taraflardan taşınmazı ve öncesini iyi bilen yaşlı tanık göstermeleri istenmeli, daha sonra önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişilerle tüm tespit bilirkişileri ve taraflarca gösterilecek tanıklar eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak, bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın Bayramdan mı yoksa oğlu …’den mi kaldığı, …’dan kalması halinde terekesinin tüm mirasçılarının yada temsilcilerinin katılımı ile taksim edilip edilmediği, edilmiş ise hangi tarihte taksim edildiği, her bir mirasçıya hangi mevkiiden taşınmaz mal verildiği, taşınmaz mal verilmeyen mirasçıların ne şekilde razı edildiği, …’den kalması halinde de terekesinin taksim edilip edilmediği olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, taşınmazın uzun süreden beri davalı ve miras bırakanları babası … ve dedesi … tarafından kullanılması halinde bu durumun neyin sonucu olduğu konusu bilirkişi ve tanıklardan sorulup açıklığa kavuşturulmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, yukarıda yazılı hususlar hakkında gerektiğinde komşu parsellerin malik yada zilyetlerinin tanık sıfatıyla bilgilerine başvurulmalı, komşu parsellerin kadastro tutanakları ve tespitlerine esas alınan kayıtlar getirilerek taşınmaz yönünü ne şekilde sınır okuduklarına bakılmalı, uzun süre kullanımın taksimin karinesi sayılacağı ilkeleri gözönünde tutulmalı, taraflar adına belgeli yada belgesiz olduğuna bakılmaksızın tespit edilen taşınmazların tutanakları getirtilerek tespit nedenleri üzerinde durularak delillerin değerlendirilmesinde nazara alınmalı, her bir mirasçıya taksimen verilen yerlerin parsel numaraları bildirildiğinde tutanakları getirtilip incelenmeli, fen bilirkişisine önceden olduğu gibi kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplana ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönlerin gözardı edilmiş olması doğru olmadığı gibi, davacının aynı iddialara dayalı olarak aynı kişiler aleyhine açmış olduğu başka taşınmazlarla ilgili davaların biri hakkında verilecek kararın diğerinin de esasını etkilemesi kaçınılmaz olacağından delillerin birlikte değerlendirilmesi yönünden usulün 45.maddesi uyarınca birleştirilerek görülmesi gerektiğinin düşünülmemiş olması da doğru değildir.
Davalı …’ın temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 14.2.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.