Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2006/1287 E. 2006/9060 K. 13.12.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/1287
KARAR NO : 2006/9060
KARAR TARİHİ : 13.12.2006

T.C.
Y A R G I T A Y
17.HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı … mirasçısı …, katılanlar …, … , … ,… tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Kadastro sırasında 424 parsel sayılı 1.019.000.metrekare yüzölçümündeki taşınmaz mer’a olarak sınırlandırılmak suretiyle tesbit edilmiştir. İtirazı tapulama komisyonunda red edilen davacı … irsen intikal, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. … , … , … satınalmaya, … irsen intikale dayanarak davaya katılmışlardır. Mahkemece davanın reddine ve dava konusu parselin mer’a olarak sınırlandırılıp özel siciline yazılmasına karar verilmiş, hüküm davacı … mirasçısı …, katılanlar …, … , … , … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastro sırasında taşınmaz mera olarak tesbit edilmiş, davacı … intikal ve zilyetliğe dayanarak dava açmış, … , … ve … satın alma ve zilyetliğe, … irsen intikale ve zilyetliğe dayanarak katılma isteminde bulunmuşlardır. Tesbit nedenine ileri sürülüşe ve savunmaya nazaran uyuşmazlık taşınmazın kadim ve geleneksel şekilde kullanılan mera olup olmadığı, değil ise davacı … katılanlar yararına taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı yönlerinde toplanmaktadır. Öğretiye ve devamlılık
arz eden yargısal uygulamalara göre bir yerin mera olarak kabulü için yetkili makamlarca verilmiş mera tahsis kararının ve de kaydının olması, olmaması durumunda o yerin başlangıcı bilinmeyen bir süreden beri vede eylemli şekilde mera olarak kullanılması gerekir. Ayrıca mera ile ilgili davalarda dinlenecek bilirkişi ve tanıklarında davanın sonucunda yararı bulunmayan komşu köylerden seçilmeleri zorunludur. Mercilerinden gelen yazıda mera tahsis kararının olmadığı bildirilmekle beraber, kadimlik üzerinde durulmamış tek bir yerel bilirkişinin dinlenilmesi ile yetinilmiştir. Yerel bilirkişi sözleri de gerek kaydın uygulanması ve gerekse taşınmazın mera olup olmadığı yönünden soyut içerikli ve gerekçeye dayanmamaktadır. Katılanlar …, … ve … taşınmazı Mahmut Bölüm mirasçılarından satın aldıklarını bildirdiklerine, Mahmut Bölümünde kadastro sırasında 166, 167, 348 ila 352 ve 354 ila 588 nolu parsellere (ki toplam 242 adet taşınmaz olmaktadır) revizyon gören Temmuz 1327 tarih 20 nolu sicilden intikalen gelen temmuz 1947 tarih 21 ve Kasım 1947 tarih 5 sıra nolu tapu kayıtlarından temmuz 1947 tarih 21 nolu tapu kaydının paydaşları arasında bulunması nedeniyle kayıtların gereği gibi uygulanıp aidiyet ve kapsamlarının belirlenmesi gerekir. Temmuz 1327 tarih 20 nolu kaydın sınırları yön belirtmeksizin Sarıdavut tariki ve sultan … ve yaramış … ve Hırabe okumakta olup miktarı 30 dönümdür. İntikallerinde sınırlar şarken yaramış yolu şimalen sultan … yolu, garben Sarıdavut Yolu Cenuben harabe (haraba) yazılıdır. Yerel bilirkişi kaydın mevkii itibariyle taşınmaza uymadığını, harabe yerini bilmediğini ve yollarında taşınmaza sınır teşkil etmediğini bildirmiştir. Ancak, kayıt 244 parça taşınmaza revizyon gördüğüne göre uygulamada 244 adet parselin bir arada düşünülmesi gerekeceği kuşkusuzdur. Böyle bir uygulama yapılması yoluna gidilmemiştir. Yine yerel bilirkişi taşınmazın mera olup olmadığını bilmediğini söylemekle yetinmiş, tanık bilgisine başvurulmamış ziraatçi bilirkişinin raporu esas alınmak suretiyle hüküm tesisi yoluna gidilmiştir. Öte yandan … ’un satın almasının tesbitten sonraki tarihe rastlamasına ve … ünden aynı şekilde 1998 de satın aldığını bildirmelerine rağmen istekleri hakkında görevsizlik kararı verilmesi gerektiği de düşünülmemiştir.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, taraflardan komşu köylerden olmak üzere taşınmazı, öncesini ve yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı tanıklar göstermeleri istenmeli, zabıta kanalı ile taşınmazı ve yöreyi iyi bilen bilirkişilik yapabilecek kişilerin varlığı araştırılmalı kaydın revizyon gördüğü 166, 167, 348 ila 352, 354 ila 588 nolu parselleri ve bunları dıştan çevreleyen parselleri bir arada gösterir geniş kapsamlı harita örneği kadastro müdürlüğünden getirtilmeli, daha sonra önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişiler ile hayatta bulunmaları halinde tesbit bilirkişileri ve taraflarca komşu köylerden gösterilecek tanıklar eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılmalı, keşif yerinde gerek davacıdan ve gerekse katılanlardan taşınmazın tümünü mü yoksa belirli bölümlerini mi dava ettikleri sorulup beyanları imzaları ile belgelendirilmeli, takiben yukarıda tarih ve numarası bildirilen tapu kayıtları elverdiğince yaşlı ve yansız kişilerden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla gereği gibi yerine uygulanmalı, kaydın sınırlarında okunan yolların nereden geçtiği ve harabenin bulunduğu yer bilirkişilere arazi üzerinde göstertilip düzenlenecek krokiye işaret ettirilmeli, uygulamada kayıtların revizyon gördüğü tüm parsellerde göz önünde bulundurulmalı, bilirkişilerce bilinmeyen sınırlar olduğunda tanıkların bilgisine başvurulmalı, 244 adet taşınmazı dıştan çevreleyen parsellerin kadastro tutanakları ve dayanakları kayıtlar getirtilerek dava konusu taşınmazı ve kaydın revizyon gördüğü parseller yönünü ne şekilde sınır okuduklarına bakılmalı, kaydın revizyon gördüğü başka parseller hakkında açılmış ve sonuçlanmış dava olup olmadığı araştırılarak varsa verilen kararların kesinleşme şerhini içeren birer örneği dosyaya konulup delillerin değerlendirilmesinde dikkate alınmalı, kayıtların taşınmaza ve revizyon gördüğü parsellere uymaması durumunda bilirkişi ve tanıklardan davacı … katılanların dava ettikleri taşınmaz bölümlerinin kadim ve geleneksel şekilde kullanılan mera olup olmadığı, değil ise davacıların ve katılanların zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi, taşınmazın tamamımı yoksa belirli bölümlerini mi zilyet ettikleri, böylesine geniş bir araziyi hangi imkanlarla ekip sürdükleri olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, katılanlar … ve …’in satın almalarının tesbit tarihinden sonrasına
rastlaması karşısında, tesbitten sonraki doğan hak ve isteklerin incelenmesinin kadastro mahkemesinin görevi dışında, kaldığı tapunun uyması halinde …’ın satın aldığı 2.3.1974 tarihinden tesbit tarihine kadar yasada öngörülen 10 yıllık zilyetlik süresinin geçmediği hususları dikkate alınmalı, taşınmazın mera olduğunun belirlenmesi durumunda kamu orta malı niteliğindeki bu tür yerlerin zilyetlikle kazanılamayacağı düşünülmeli, yine kaydın uyması halinde harabe sınırı itibariyle kapsamının yüzölçümü ile geçerli olacağı da nazara alınmalı, davacı adına belgesiz zilyetliğe dayalı olarak taşınmaz tesbit yada tescil edilip edilmediği tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ve hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğü nezdinde araştırılarak olduğunda tutanakları getirtilip incelenmeli, birisi … mühendisi diğer jeoloji mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulundan taşınmazın toprak yapısı, örtüsü, öncesinin mera olup olmadığı kullanım durumu ve süresi ile ilgili konularda geniş kapsamlı ve teknik verilere dayalı rapor alınmalı, fen bilirkişisine yapılan ve keşif ve uygulamayı taşınmazın belirli bölümlerinin dava konusu edinmesi halinde bu yerlerin taşınmaz içerisindeki konum ve miktarlarını gösterir raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliler birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Davacı … mirasçısı … bölüm katılanlar … … , … ve … ’un temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 13.12.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.