YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/1852
KARAR NO : 2006/4170
KARAR TARİHİ : 11.05.2006
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin verilen hüküm davacı-davalı … ile … mirasçılarından davacı-davalı … ve davalı … tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Kadastro sırasında 261 parsel sayılı 552.000 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı nedeniyle davacı-davalı … adına tesbit edilmiştir. İtirazı kadastro komisyonunda kısmen kabul edilen davacı-davalı … taşınmazın diğer kısmı için vergi kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, davalı-davacı … ise tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece hazinenin davasının reddine, davacı ölü … mirasçısı …’in davasının kabulüne ve fen bilirkişisinin 25.5.2000 tarihli krokisinde (A) harfi ile gösterilen 130.000 metrekarelik bölümün … mirasçıları adına payları oranında tapuya tesciline, geri kalan 422.000 metrekarelik bölümün ise Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı-davalı … ile … mirasçılarından davacı-davalı … ve davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastroca dava konusu 261 nolu parsel tapu kaydına dayalı olarak hazine adına tesbit edilmiş, davacının itirazının kısmen kabulü ile komisyonca taşınmazın 20.7.1988 tarihli haritada (a) ile işaretli bölümünün muteriz …, geri kalan bölümünün hazine adına tesbitine karar verilmiş, davacı … mirasçısı … süresinde taşınmazın (a) harfi dışında kalan bölümüne, hazine ise davacı adına tesbit edilen (a) ile işaretli bölüme yönelik olarak dava açmışlardır. 4753 ve 5618 sayılı yasa hükümleri uyarınca hazine adına oluşturulan 3.12.1963 tarih 108 sıra nolu tapu kaydının taşınmaza uygunluğu uyuşmazlık konusu olmadığı gibi bu yön mahkemeninde kabulündedir. Tesbit nedenine, ileri sürülüşe ve yargılama aşamasındaki yazılı ve sözlü açıklamalara göre uyuşmazlık, taşınmazın mera olup olmadığı, değilse taşınmaz üzerinde davacı yararına 3402 s.K.Y.nın 46/1 ve 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı yönlerinde toplanmaktadır. Hazine tapusunun dayanağı belirtmelik tutanağında taşınmazın meradan kazanıldığı kaydına yer verilmiştir. Tesbit dayanağı tapunun taşınmaza aidiyeti keşfen saptandığına göre davada, taşınmazın mera olmadığını vede zilyetlikle mülk edinme koşullarının yararına gerçekleştiğini davacı tarafın kanıtlaması gerekir. Keşif yerinde uygulaması yapılan ve belirtmelik tutanağında sözü edilen 100 tahrir nolu vergi kaydının doğu, batı, kuzey sınırları mera, güneyi sahip okumaktadır. Yerel bilirkişi kayıtta yazılı sahip yerinin arz üzerinde olmadığını bildirmiştir. Mera her yerde rastlanabilen doğal sınırlardan olduğuna, sahip yeride arazi üzerinde gösterilemediğine nazaran söz konusu kaydın taşınmaza uyduğu yolundaki mahkemenin kabulüne katılma olanağı yoktur. Ancak davacı duruşma sırasında 1957 tarih 608 tahrir nolu vergi kaydına dayanmış ve kayıtta özel idare müdürlüğünden getirtilmesine karşın uygulaması yapılmamış, karar yerinde gerekçesi gösterilmemiştir. Bilindiği üzere bir yerin mera olarak kabulü için yetkili makamlarca verilmiş mera tahsis kararının olması, olmadığı takdirde o yerin başlangıcı bilinmeyen bir süreden beri vede eylemli şekilde mera olarak kullanılması gerekir. Mercilerinden gelen yazıda mera tahsis kararına rastlanmadığı bildirilmekle beraber kadimilik üzerinde yeteri kadar durulmamış, tanık dinlenmesi yoluna gidilmemiş, tek bir yerel bilirkişi ile belirtmelik bilirkişilerinden birinin dinlenilmesi ile yetinilerek hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, davacıdan komşu köylerden olmak üzere dava konusu taşınmazı, öncesini ve yöreyi iyi bilen yaşlı tanıklar göstermesi istenilmeli, istemi halinde aynı olanak hazineyede tanınmalı, yerel bilirkişi temininde de aynı yöntem izlenmeli, daha sonra önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişi ile hayatta bulunan belirtmelik bilirkişileri, tüm tesbit bilirkişileri ve taraflarca gösterilecek tanıklar eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak öncelikle davacının dayandığı 1957 tarih 608 tahrir nolu vergi kaydı yerel bilirkişiler aracılığıyla gereği gibi yerlerine uygulanıp taşınmaza uygun olup olmadığı saptanmalı, kayıtta yazılı … ve … ve sahibi olan yerler arazi üzerinde bilirkişilere göstertilip düzenlenecek krokiye işaret ettirilmeli, bilirkişilerce bilinmeyen sınırlar yönünden tanıkların bilgisine başvurulmalı, vergi kaydının mükellefi olarak gözüken kişinin … mı yoksa … mi olduğu özel idare müdürlüğünden sorulmalı, kaydın taşınmaza uygunluğunun belirlenmesi durumunda vergi mükellefi olan … ile ilişkisinin ne olduğu davacıdan sorulup açıklığa kavuşturulmalı ve beyanı imzası ile belgelendirilmeli, gerektiğinde davacıdan …’dan veraset ilamı ibraz etmesi istenmeli, yada …’nın verasete esas aile nüfus kayıt tablosu getirtilmeli, bilirkişi ve tanıklardan 261 nolu parselin vede civarındaki parsellerin öncesinin kadim ve geleneksel şekilde kullanılan mera olup olmadığı, değilse davacının ve babasının zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, taşınmazın mera olduğunun saptanması durumunda kamu orta malı niteliğindeki bu tür yerlerin zilyetlikle kazanılamayacağı düşünülmeli, taşınmazın sulu yada susuz arazi olup olmadığı üzerinde durulup bu yönde araştırma yapılmalı, kuzeydeki 211, 212, 213, 268 ve 562 nolu parsellerle güney doğudaki 264 nolu parselin kadastro tutanakları ve dayanakları kayıtlar getirtilip taşınmaz yönünü ne şekilde sınır okuduklarına bakılmalı, aynı şekilde güneydeki kire havur yolundan sonra gelen taşınmazların parsel numaraları krokisine işlettirilerek tutanakları ve dayanakları getirtilmeli, davacı adına belgesiz zilyetliğe dayalı olarak taşınmaz tesbit ve tescil edilip edilmediği tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğü nezdinde araştırılıp olduğunda tutanakları getirtilip incelenmeli, fen bilirkişisine yapılan
keşif ve uygulamaları ve kayıtlarda yazılı sınır yerlerini yansıtır biçimde geniş kapsamlı raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak olan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Davacı-davalı … ile davacı-davalı … ve davalı …’in temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edenlere geri verilmesine 11.5.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.