YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/1864
KARAR NO : 2006/4097
KARAR TARİHİ : 04.05.2006
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin verilen hüküm davalı … tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Hükmüne uyulan Yargıtay bozma kararında özetle: Eksikliklerin ikmalinden sonra önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıkla, tesbit bilirkişilerinin hayatta olan belirtmelik bilirkişilerinin ve taraflarca gösterilecek tanıklar huzurunda yerinde yeniden keşif yapılarak, davacılardan dava edilen bölümler için hangi vergi kaydına dayanaklarının belirlenmesi, belirtilen vergi kayıtlarının bilirkişiler aracılığıyla yerlerine uygulanması, vergi kayıtlarında yazılı krom yada kırım mevkilerinin aynı yerler olup olmadığının, davacıların söz konusu mevkide başka yerlerinin bulunup bulunmadığının sorulması, ona göre uygulama yapılıp aidiyetlerinin ve kapsamlarının belirlenmesi, taşınmazın öncesinin kadim ve geleneksel şekilde kullanılan mera olup olmadığı, toprak tevzii çalışmalarında hangi nedenler mera olarak belirlendiği dava konusu bölümlerde davacıların zilyetliklerinin süresi ve sürdürülüş biçimlerinin saptanması, uzman bilirkişilerden mera yönünden ayrıntılı gerekçeli rapor alınması ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyulduktan sonra davacıların ve katılan davacıların davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine, 22.8.2005 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 25.000 metrekarelik bölümün davacı …, (B) harfi ile gösterilen 15.000 metrekarelik bölümün ½ son pay itibariyle … ve …, (C) harfi ile gösterilen 20.000 metrekarelik bölümün, 1/3’er pay itibariyle …,… ve … adına tapuya tesciline, geri kalan 367.800 metrekarelik bölümün ise mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine, mahkemece hükmüne uyulan bozma kararında açıklandığı gibi işlem yapılıp sonucuna göre hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, taşınmazın hükme dayanak yapılan krokide (A) ile işaretli 25.000 m2 lik, (B) ile işaretli 15.000 m2 lik bölümlerinin mer’a olmadıklarının, A ile işaretli bölüm üzerinde davacı …, (B) ile işaretli bölüm üzerinde ise … ve … yararına tespit günü itibariyle vergi kaydına, irsen intikale ve zilyetliğine dayalı taşınmaz edinme koşulların oluştuğunun yapılan keşif, uygulama, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ve ziraatçi bilirkişi raporuyla saptanmasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre hazinenin yerinde görülmeyen temiz itirazlarının reddi ile bu yerlerle ilgili usul ve yasaya ve bozma icaplarına uygun aleyhlerindeki hükmün ONANMASINA,
2- Aynı krokide taşınmazın (C) harfi ile gösterilen 20.000 m2 lik bölümle ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece söz konusu yerin dahi mer’a olmadığı tespit günü itibariyle davılar …, … ve … yararına taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesi ile yazılı olduğu üzere karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya içeriğine ve toplanan delillere uygun düşmemektedir. Davacılar …, … ve …’nin dayanmış oldukları 1937 tarih 172, 175, 194 ve 214 tahrir nolu vergi kayıtlarının taşınmaza uymadığı yerel bilirkişi tarafından haber verilmiştir. Sırt ve ark her yerde rastlanabilen doğal sınırlardandır. 172 tahrir nolu vergi kaydının aidiyeti için …, 175 tahrir nolu vergi kaydının aidiyeti için … ve sahip, 214 tahrir nolu vergi kaydının aidiyeti için de keza … ve … yerlerinin belirlenmesi gerekir. Yerel bilirkişi adı geçen kişi yerlerinin taşınmaza sınır teşkil etmediklerini bildirdikleri gibi krokisinde de izlendiği üzere taşınmazın dört tarafı mer’a olarak sınırlandırılan 361 nolu parsel ile çevrili bulunmaktadır. Bilirkişi ve tanıklar 361 nolu parselin dava konusu edilen yerler dışında kalan kısımlarının kadim mer’a olduğunu söylemişlerdir. Ziraatçı bilirkişi raporunda taşınmazın mer’a bitkileri ile kaplı ve mer’a niteliğine haiz bir yer olduğu bildirilmiş, taşınmazları bitişik mer’a ile ayıran doğal sınırların varlığına yer verilmemiştir. Dört tarafı mer’ a ile çevrili olan bir yerin öncesinin mer’a olduğunun kabulü gerekir. Aksinin kabulü halinde mer’a bütünlüğünün bozulacağı kaçınılmaz olacaktır. Eylemli duruma aykırı düşen yerel bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemez. Kamu orta malı niteliğindeki mer’aların zilyetlikle iktisap olanağı yoktur. Açıklanan bu maddi ve hukuksal olgular karşısında bu yerlerle ilgili davanın reddine ve taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Yasasının 16/B maddesi uyarınca mer’a niteliği ile sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar vermek gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalı hazinenin temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile taşınmazın krokide C ile işaretli 20.000 m2lik bölümü ile sınırlı olmak üzere hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA 4.5.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.