YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/274
KARAR NO : 2006/1805
KARAR TARİHİ : 07.03.2006
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Kadastro sırasında 107 ada 1 parsel sayılı 14539,67 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz vergi kaydı, irsen intikal, taksim, hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar …, …, … … adlarına tespit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde davacı hazine tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine ve dava konusu parselin davalılar Abduhalik, …, … … adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastro sırasında taşınmaz irsen intikale, vergi kaydına ve zilyetliğe dayalı olarak davalılar adına tesbit edilmiş, davacı hazine taşınmazın hazine adına kayıtlı tapu kaydı kapsamında kaldığını ileri sürerek iptal ve tescil isteği ile dava açmıştır. Hazinenin dayandığı tapu kaydı 4753 ve 5618 sayılı yasa hükümleri uyarınca oluşturulmuştur. Hazine adına kayıtlı bulunan ve tutanağın mahsus sütununda yazılı 18.11.1963 tarih 640 sıra nolu tapu kaydının dava konusu taşınmaz dahil daha geniş bir alanı kapsadığı uygulamayla saptandığı gibi bu yön uyuşmazlık konusuda değildir. Tesbit nedenine, ileri sürülüşe ve savunmaya göre uyuşmazlık, 3402 sayılı Kadastro Yasasının 46/1 ve 14. maddeleri koşullarının davalılar yararına oluşup oluşmadığı yönünde toplanmaktadır. Söz konusu maddelere göre davalılar yararına taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunun kabulü için, taşınmazın mera yada devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmadığının, hazine tapusunun ve dayanağı belirtme tutanağının düzenlendiği tarihe kadar taşınmazın 20 yılı aşkın süreyle davalıların ve miras bırakanlarının çekişmesiz ve malik sıfatıyla zilyetliğinde olduğunun saptanması gerekir. Mahkemece tek bir yerel bilirkişinin sözleriyle yetinilmiş, tanık dinlenilmesi yoluna gidilmemiş, tesbit bilirkişileri dinlenilmemiş, belirtmelik
tutanağında adları yazılı bilirkişilerin hayatta olup olmadıkları araştırılmamış, davalıların dayandıkları vergi kayıtlarının hangi tarihte tesis edildikleri özel idare müdürlüğünden sorulmamış ve ayrıca bu kayıtlardan 75 ve 76 tahrir nolu vergi kayıtlarının da uygulaması yapılmamış ve nedenlerinin karar yerinde gerekçesi gösterilmemiştir.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde mahkemece taraflardan taşınmazı ve öncesini iyi bilen hem aynı köyden hemde komşu köylerden olmak üzere yaşlı tanık göstermeleri istenmeli, yerel bilirkişi temininde de aynı yol izlenmeli, 75, 76 ve 87 tahrir numaralı vergi kayıtlarının hangi tarihte tesis edildikleri yani tahrir tarihleri özel idare müdürlüğünden sorulmalı, belirtmelik bilirkişilerinin hayatta olup olmadıkları zabıta marifetiyle araştırılıp gerektiğinde nüfus kayıt örnekleri getirtilmeli, daha sonra önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişi ile tüm tesbit bilirkişileri, hayatta bulunan belirtmelik bilirkişileri ve taraflarca gösterilecek tanıklar ve temin edilecek bilirkişiler huzurunda yerinde yeniden keşif yapılarak dayanılan her üç vergi kaydıda gereği gibi yerlerine uygulanılarak aidiyet ve kapsamları belirlenmeli, bilirkişilere kayıtlarda yazılı sınırlar arazi üzerinde göstertilmeli, bilirkişilerce bilinmeyen sınırları yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin mera olup olmadığı, değilse kimden kaldığı, davalıların ve miras bırakanlarının zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, taşınmazın öncesinin mer’a olması halinde kamu orta malı niteliğindeki bu tür yerlerin zilyetlikle kazanılamayacağı düşünülmeli, fen bilirkişisine yapılan keşif ve uygulamaları izlemeye olanak verecek biçimde geniş kapsamlı raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Davacı Hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA 7.3.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.