Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2006/2822 E. 2006/8883 K. 06.12.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/2822
KARAR NO : 2006/8883
KARAR TARİHİ : 06.12.2006

T.C.
Y A R G I T A Y
17.HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-
Kadastro sırasında 244 parsel sayılı 15.000 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malikhanesi açık bırakılmak suretiyle, 246 parsel sayılı 6750 metrekade yüzölçümündeki taşınmazı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar …-… … adlarına tespit edilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan davacı hazine tarafından davalılar … ve köy tüzel kişiliği aleyhine açılan tescil davası görevsizlik kararı verilerek kadastro mahkemesine aktarılmıştır. … satın alma iddiasına dayanarak davaya katılmıştır.
Mahkemece, davanın (REDDİNE) ve dava konusu parsellerin ifraz görmesi nedeniyle 1875-1880 sayılı parsellerin davalı Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü, 1876 sayılı parselin … , 1881 sayılı parselin …-… … adlarına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastro sırasında 244 parsel sayılı taşınmaz asliye mahkemesinde davalı olduğundan söz edilerek malikhanesi boş bırakılmak suretiyle, 246 parsel numaralı taşınmaz ise kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak davalılar … ve … … adlarına tesbit edilmiştir. Davacı hazine her iki parselin hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Tesbitten sonra 244 nolu parselin krokisinde 1875 parsel numarasıyla gösterilen 3750 metrekarelik bölümü ile 246 nolu parselinde yine krokide
1880 parsel numarasını alan 6000 metrekarelik bölümünün köy hizmetleri genel müdürlüğünce kamulaştırıldıkları vede tapuya bağlandıkları getirtilen kayıt ve belgelerin incelenmesinden anlaşılmaktadır. 244 nolu parselin kadastro tutanağının edinme yerinde taşınmazın davalı …’nin dayandığı kayıtlardan 26.6.1953 tarih 22 sıra nolu tapu kaydı kapsamında kaldığına değinilmiştir. Tesbit nedenlerine ve ileri sürülüşe göre uyuşmazlık, 244 nolu parselin 1876 parsel numarasını alan 11250 metrekarelik, 246 nolu parselin ise 1881 parsel numarasını alan 750 metrekarelik bölümleri üzerinde katılan … yararına taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı yönlerinde toplanmaktadır. Katılanın satıcısı … adına kayıtlı 29.6.1953 tarih 22 sıra numaralı tapu kaydının sınırları doğusu çay, batısı yol, kuzeyi köklü, güneyi … okumakta olup miktarı 9000 metrekaredir. Kayıt Göksun sulh Hukuk Hakimliğinin 21.9.1951 gün 1951/190-112 esas ve karar sayılı tescil ilamlarına dayalı olarak dava oluşturulmuştur. Tescil ilamının ve ona göre oluşturulan tapu kaydının ilamın tarafı olmayan hazine yönünden bağlayıcılığı yoktur. Buna karşın ilamın ve krokisinin ilamın tarafı olan … ve satış yoluyla da katılan …’yı bağlayacağı kuşkusuzdur. Kaydın taşınmaza uygunluğunu haber veren yerel bilirkişi diğer sınırlar hakkında ayrıntılı açıklamalarda bulunmakla beraber kaydın kuzey sınırında okunan köprü yerini arazi üzerinde göstermemiş ve fen bilirkişisince düzenlenen krokide de yeri işaret ettirilmemiştir. Tescil ilamının ve tapunun oluştuğu tarih ile kadastro tesbitinin yapıldığı tarih arasından yasada öngörülen 20 yıllık zilyetlik süresi geçmediğine göre, kayıt miktar fazlasının tescil ilamının kesinleştiği tarihten sonra kazanıldığının kabulü gerekeceği cihetle köprü yerinin belirlenmesinin zorunluluğu açıktır. Diğer taraftan 246 nolu parselin 1881 parsel numarası altında gösterilen 750 metrekarelik bölümünü üç yönden, 244 nolu parselinde kısmen doğu ve kuzeyini kadastro sırasında mer’a olarak tesbitleri yapılan sırasıyla 313 ve 511 nolu mer’a parselleri çevrelediği halde, 1881 nolu parselin tümünün, 244 nolu parselinde kayıt miktar fazlası bölümünün kadim ve geleneksel şekilde kullanılan mer’a olup olmadığı yönünde yöntemine uygun bir mer’a araştırması yapılmamış, her iki parselin kamulaştırılan bölümlerinin fiilen gölet suları altında kalıp kalmadığı da merciinden sorulup ona göre taşınmazların
kadastro harici bırakılmalarına karar verilmesi gerekip gerekmeyeceği yönü üzerinde de durulmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, taraflardan aynı köyden vede komşu köylerden olmak üzere taşınmazları ve öncesini iyi bilen yaşlı tanıklar göstermeleri istenmeli, yöreyle ilgili mer’a tahsis kararı ve kaydı olup olmadığı mercileri nezdinde araştırılmalı, daha sonra önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişilerle tüm tesbit bilirkişileri vede tarafların gösterecekleri tanıklar eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak gerek 29.6.1953 tarih 22 sıra numaralı tapu kaydı ve gerekse yine tutanakta geçen … ve … adına kayıtlı 506 tahrir nolu vergi kayıtlarının ve olduğunda mer’a tahsis haritalarının yerel ve teknik bilirkişi aracılığıyla uygulamaları yapılmalı, tapu kaydına ekli olarak gönderilen tescil krokisinin ölçeksiz olması ve şeklen de 244 nolu parsele uygunluk arzetmemesi ve bunun sonucu olarak taşınmaza ablike edilmesinin olanaksız olması karşısında kayıtta yazılı köprünün bulunduğu yer bilirkişi ve tanıklardan özellikle sorulup fen bilirkişisince düzenlenecek krokiye işaret ettirilmeli, bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların öncesinin kadim ve geleneksel şekilde kullanılan mer’a olup olmadığı, katılan … ile satıcısı …’nin 244 nolu parseldeki zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi, ile … ve … …’ın 246 nolu parselin 1881 parsel numarasını alan bölümü üzerindeki zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi kayıtta geçen köprü yeri olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, 244 nolu parselin 1875 parsel numarasını alan 3750 metrekarelik, 246 nolu parselinde 1880 parsel numarası alan 6000 metrekarelik bölümlerin fiilen gölet suları altında kalıp kalmadığı DSİ bölge müdürlüğünden sorulmak ve mahkemece de yerinde gözlem yapılmak suretiyle saptanmalı, fiilen sular altında kalması durumunda tesbit harici bırakılmalarına karar verilmesi gerektiği düşünülmeli, köprü yerinin belirlenmesi durumunda tapu kaydına diğer sınırlarla köprü yerinin bağlantısı kurularak kapsam tayin edilmesi gerektiği göz önünde bulundurulmalı, fen bilirkişisine yapılan uygulamaları ve kayıtlarda yazılı sınır yerlerini izlemeye olanak verir biçimde raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Davacı Hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA 6.12.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.