YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/3053
KARAR NO : 2006/4793
KARAR TARİHİ : 29.05.2006
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne ilişkin verilen hüküm davalı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Kadastro sırasında 24 parsel sayılı 17500 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan sözedilerek malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesinde … ve … tarafından Hazine aleyhine açılan tapu iptal davası görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece dava konusu parselin … ve paydaşları adına tapuya tesçiline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastro sırasında taşınmaz asliye mahkemesinde dava konusu edildiğinden söz edilerek malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir. Davacılar asliye mahkemesinde hazineyi hasım göstermek suretiyle açtıkları davada taşınmazın miras bırakanlarından kaldığını tapulu yerleri olması yanında aynı zamanda zilyet bulunduklarını ileri sürerek hazine tapusunun iptalini ve adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Hazine adına kayıtlı bulunan vede 4753 ve 5618 sayılı yasa hükümlerince oluşturulan Aralık 1962 tarih 444 sıra nolu tapu kaydının taşınmaza uygunluğu keşfen saptandığı gibi bu yön uyuşmazlık konusuda değildir. Dava dilekçesindeki ileri sürülüşe, savunmaya ve aşamalardaki yazılı ve sözlü açıklamalara göre uyuşmazlık, taşınmazın davacıların dayandığı tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığı, kaydın uymaması halinde 3402 sayılı K.Y.nın 46/1 ve 14. maddesi koşullarının davacılar yararına oluşup oluşmadığı yönlerinde toplanmaktadır. Dava dilekçesinde tarih ve numarası
bildirilen tapu kaydı getirtilip yerine uygulanmamış, nedenlerinin karar yerinde gerekçesi gösterilmemiştir. Kayıtlar sahibi lehine olduğu kadar aleyhinede delil teşkil edeceği cihetle uygulanmaları ve kapsamlarının belirlenmesi zorunludur. Yerinde iki kez keşif icra edilmişti, birinci keşifte üç tane belirtmelik bilirkişisinin tanık sıfatıyla bilgisine başvurulmuş, ifadelerinde taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kalma bir yer olmadığını bildirmekle yetinip, öncesinin ne olduğu davacıların ve miras bırakanlarının zilyetliklerinin başlangıç tarihi ve süresi ve sürdürülüş biçimi yönünde bir açıklamada bulunmamışlar, ikinci kez yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıkda taşınmazın 20 yılı aşkın süreyle 1980 yılında ölen Misbah’ın zilyetliğinde olduğunu ve onada babasından kaldığını söylemişlerdir. Yerel bilirkişi 1941 tanık ise 1946 doğumludur. Hazine tapusunun 1962 yılında oluşturulduğu nazara alındığında hem yerel bilirkişinin ve hemde tanığın zilyetliğin başlangıç tarihi ve süresiyle ilgili olarak yeterli bilgiye sahip olduğu söylenemez. Diğer taraftan krokisinden de izlendiği üzere taşınmaz meraya sınır teşkil etmesine karşın yöntemine uygun mera araştırmasıda yapılmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, dava dilekçesinde tarih ve numarası verilen tapu kaydı ilk tesisinden itibaren intikalleri ve olduğunda harita ve krokisiyle birlikte tapu sicil müdürlüğünden getirtilmeli, taraflardan taşınmazın meraya sınır teşkil etmeside gözetilerek taşınmazın bulunduğu vede komşu köylerden olmak üzere taşınmazı ve öncesini iyi bilen elverdiğince yaşlı tanık göstermeleri istenmeli, yerel bilirkişi temininde de aynı yöntem izlenmeli, dayanak tapu kaydının kadastro sırasında herhangi bir parsele yada parsellere revizyon görüp görmediği tapu sicil ve kadastro müdürlüğünden sorulup olduğunda tutanakları getirtilmeli, daha sonra taraflarca gösterilecek tanıklarla hayatta bulunmaları halinde belirtmelik bilirkişileri ve ikinci keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık huzurunda yerinde yeniden keşif yapılarak dayanılan tapu kaydı yaşlı ve yansız üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla gereği gibi yerine uygulanıp taşınmaza uyup uymadığı kesin olarak saptanmalı, bilirkişilere kayıtta yazılı sınırlar arazi üzerinde göstertilip yerleri düzenlenecek krokiye işaret ettirilmeli, bilirkişilerce bilinmeyen sınırlar olduğunda tanıkların bilgisine başvurulmalı, bilirkişi ve tanıklardan ayrıca taşınmazın
öncesinin mera olup olmadığı, kaçak ve yitik kişilerden kalıp kalmadığı, değilse davacı …’ın ve …’in ve miras bırakanlarının zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, hazine tapusunun dayanağı belirtmelik tutanağının nerede olduğu araştırılıp temin edildiğinde taşınmazın hazine adına tapuya bağlanmasının nedenleri üzerinde durulmalı, komşu parseller hakkında verilip kesinleşen kararlar olduğunda kesinleşme şerhini içeren birer örneği getirtilip dosyaya konularak delillerin değerlendirilmesinde dikkate alınmalı, uyuşmazlığın 3402 sayılı K.Y.nın 30/2. maddesi uyarınca çözümlenmesi gerekir bir nitelik taşıdığıda nazara alınarak lüzum görülecek deliller re’sen toplanmalı, fen bilirkişisine yapılan keşif ve uygulamaları yansıtır biçimde geniş kapsamları raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Davalı Hazinenin temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA 29.5.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.