YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/3286
KARAR NO : 2006/5509
KARAR TARİHİ : 15.06.2006
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVAYA KATILAN :…
Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin verilen hüküm davacılar vekili ile davalı … tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Kadastro sırasında 101 ada 120, 124 parsel sayılı 441.405,12 ve 5.768.657,67 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar mera olarak tesbit edilmek suretiyle sınırlandırılmıştır. Askı ilan süresi içinde davacı … ve arkadaşları tapu ve vergi kaydı, mahkeme ilamı ve irsen intikale dayanarak dava açmıştır. … 124 nolu parselle ilgili davaya irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle katılmıştır. Mahkemece davacılar … ve arkadaşlarının davasının reddine, katılan davacı …’ın davasının kabulü ile fen bilirkişisinin 16.5.2003 tarihli krokisinde ve 124 nolu parsel içinde (B) harfi ile gösterilen 12580,27 metrekarelik bölümün katılan davacı adına tapuya tesciline, 124 nolu parselde kalan bölüm ile 120 nolu parselin tesbit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacılar vekili ile davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastro sırasında dava ve temyiz konusu her iki taşınmazda mera olarak sınırlandırılmak suretiyle tesbit edilmiş, davacı … ve arkadaşları tapu ve vergi kaydı ve mahkeme ilamlarıyla irsen intikale dayanarak dava açmışlar, … ise irsen intikale ve zilyetliğe dayanarak 124 nolu parselin bir bölümünün adına tescili istemi ile davaya katılmıştır. Tesbit nedenine, ileri sürülüşe ve aşamalardaki sözlü ve yazılı açıklamalara göre uyuşmazlık, dayanılan tapu ve vergi kayıtlarının taşınmazlara uyup uymadığı, uymaması halinde taşınmazların kadim ve geleneksel şekilde kullanılan mera olup olmadıkları vede katılanın dava ettiği yer üzerinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinme koşullarının oluşup oluşmadığı
yönlerinde toplanmaktadır. Davacı … ve arkadaşları Şubat 322 yoklama tarih 13 ve 14 nolu tapu kayıtlarına ve mahkeme ilamlarına dayanmışlardır. Her iki tapu kaydının uygulamaları yapılmamış nedenleri karar yerinde gösterilmemiştir. Kayıtlar sahibi lehine olduğu kadar aleyhinede delil teşkil edeceği cihetle uygulamalarının yapılıp kapsamlarının belirlenmesi zorunludur. Dayanak 1937 tarih 199 tahrir nolu vergi kaydının dört sınırı karasu okumaktadır ve miktarı 30 ardır. Eylemli durumda ve krokisinden izlendiği üzere gerek dava konusu edilen taşınmazların ve gerekse taşınmazlara doğrudan ve ikinci derecede komşu olan taşınmazların sınırlarında Karasuya rastlanmamaktadır. Bu bakımdan mahkemenin vergi kaydının taşınmazlara uymadığı yönündeki kabulünde bir isabetsizlik yoktur. Öte yandan katılan Nazife’nin davaya konu ettiği taşınmazla ilgili olarak iki ziraatçi bilirkişi raporu, aynı yerel bilirkişininde ayrı tarihte yapılan keşifler sırasındaki beyanları arasında da aykırılık olmasına karşın başka bir bilirkişi yada bilirkişilerden rapor alınarak aykırılığın giderilmesine de çalışılmamıştır. Davacı … ve arkadaşlarının dayandıkları mahkeme ilamlarına gelince: Ne ilamda ve nede ilamla ilgili dava dosyalarında eldeki davanın davacıları ve katılanı taraf değildir. Hal böyle olunca söz konusu ilamın taraflar yönünden bağlayıcı olacağı düşünülemez.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, taraflardan dava konusu taşınmazları ve öncesi iyi bilen komşu ve aynı köyden olmak üzere elverdiğince yaşlı tanık göstermeleri istenmeli, bilirkişi temininde de aynı yöntem izlenmeli, daha sonra önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklarla tüm tesbit bilirkişileri ve taraflarca gösterilecek tanıklar eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak, davacı … ve arkadaşlarının dayandıkları tapu kayıtları yaşlı, yansız vede taşınmazları ve öncesini iyi bilen kişilerden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla gereği yerine uygulanmalı, özel isimle anılmayan dere, tarik ve cebel gibi doğal sınırlara her yerde rastlanacağından Şubat 322 tarih 13 nolu tapu kaydının aidiyeti yönünden doğu sınırında okunan … …, aynı tarih 14 sıra nolu tapu kaydının batısında okunan Mustafa, ve güney sınırında okunan … tarlalarının nereleri olduğu bilirkişilere arazi üzerinde göstertilip düzenlenecek krokiye yerleri işaret ettirilmeli, yerel bilirkişilerce bilinmeyen sınırlar yönünden tanıkların bilgisine başvurulmalı,kayıtların uyması halinde yazılı sınır-
larına ve sınırda mera olmasına göre kapsamlarının yüzölçümüyle geçerli olacağı düşünülmeli, bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların kadim ve geleneksel şekilde kullanılan mera olup olmadığı, değilse katılanın dava ettiği yer üzerindeki zilyetliğinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, taşınmazların mera olup olmadığı, bitki örtüsü, karakteri, işleniş tarzı ve süresi ile ilgili konularda birisi ziraat mühendisi diğeri jeoloji mühendisinden oluşturulacak uzman bilirkişi kurulundan teknik verilere dayalı gerekçeli rapor alınmalı, asliye mahkemesinde açılıp sonuçlanan davalarla ilgili verilen kararlarla komşu parsellerle ilgili verilen kararların kesinleşme şerhini içeren birer örneği dosyaya getirtilerek aynı şekilde değerlendirmede nazara alınmalı, Anayasanın 141/3 maddesi uyarınca mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiği ilkesine uyulmalı, fen bilirkişisine yapılan uygulamaları ve özellikle kayıtlarda yazılı sınır yerlerini yansıtır biçimde geniş kapsamlı raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönlerin göz ardı edilmiş olması doğru olmadığı gibi, kabule göre de, meraların tescile tabi yerlerden olmadığı düşünülmeden yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması vede 124 nolu parselin katılan adına tesciline karar verilen bölümü çıktıktan sonra kalan kısmının yüzölçümünün ne olduğunun hüküm yerinde gösterilmemiş olması da doğru değildir.
Davacılar … ve arkadaşları vekili ile davalı hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 15.6.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.