YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/3628
KARAR NO : 2006/5826
KARAR TARİHİ : 27.06.2006
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı … tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Kadastro sırasında 104 ada 10 parsel sayılı 8173.83 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … adına tesbit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde davacı … tapu kaydı ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine ve dava konusu parselin tesbit gibi davalı … adına tapuya tesçiline karar verilmiş, hüküm davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacının dayandığı tapu kaydının taşınmaza uymadığı taşınmazın uzun süreden beri davalının zilyetliğinde olduğu, daha önce asliye mahkemesinde açılan tapuya dayalı elatmanın önlenmesi davasının da red ile sonuçlandığı gerekçesiyle yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma,inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastro sırasında taşınmaz irsen intikal, taksime ve zilyetliğe dayalı olarak davalı … adına tesbit edilmiş, davacı … tapu kaydına
ve zilyetliğe dayanarak dava açmıştır. Taraflar arasında mirasçılık ilişkisinin olduğu ileri sürülmediği gibi yerel bilirkişi ve tanıklarında bu yönde bir açıklamaları yoktur. İleri sürülüşe, tesbit nedenine savunmaya ve aşamalardaki sözlü ve yazılı açıklamalara göre uyuşmazlık, davacının dayanağı tapu kayıtlarının taşınmaza uyup uymadığı, uymaması
halinde davalı yararına 3402 Kadastro Yasasının 14 maddesindeki taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği yönlerinde toplanmaktadır. Davacı 6.12.1954 tarih 24 ve Aralık 1954 tarih 25 sıra nolu tapu kayıtlarından söz etmekle beraber mahkemece davacıdan bu kayıtlardan hangisine dayandığı açıkça sorulup beyanı imzası ile belgelendirilmemiştir. Bunun yanında her iki kaydın uygulanması ile ilgili yerel bilirkişi sözleri de soyut içerikli ve gerekçeye dayanmamaktadır. Tapu kayıtlarında yazılı sınırlar yerel bilirkişiye arazi üzerinde göstertilip yerleri krokiye işlettirilmemiş ve dolayısıyla uygulamayı izlemeye olanak verir biçimde krokide düzenlettirilmemiştir. Diğer taraftan dava konusu taşınmazın Sulh Hukuk Mahkemesinin 1967/90 -1968/90, Asliye Hukuk Mahkemesinin 1993/308-1996/67 sayılı ilamlarına konu olan yer olup olmadığı da uygulama yapılarak kesin bir biçimde belirlenmemiştir. Taşınmazın her iki ilamın konusu olması halinde uyuşmazlığın kesin hüküm kuralı uyarınca çözümlenmesi gerektiği cihetle uygulamanın yapılmasının zorunluluğu açıktır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, davacıdan yukarda tarih ve numarası yazılı tapu kayıtlarından hangisine dayandığı açıkça sorulup beyanı imzası ile belgelendirilmeli, taraflardan, taşınmazı ve yöreyi iyi bilen yaşlı tanık göstermeleri istenmeli, daha sonra önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıkla tüm tesbit bilirkişileri ve taraflarca gösterilecek tanıklar eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak davacının dayandığını bildirdiği tapu kaydı elverdiğince yaşlı ve yansız kişilerden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla gereği gibi yerine uygulanarak taşınmaza uyup uymadığı, uyması halinde kapsamı kesin olarak saptanmalı, aralık 1954 tarih 24 sıra nolu tapu kaydının aidiyetinde batı sınırında okunan sahibi senedin müfrez tarlası, kuzeyinde okunan biraderi ve hemşireleri ve validesinin müfrez tarlası, güney sınırında okunan … ferağ eylediği tarla, aralık 954 tarih 25 nolu tapu kaydının aidiyetinde ise doğu sınırında okunan sahibi senedin müfrez çayırı, biraderi ve hemşiresi ve validesinin müfrez çayırları, kuzey sınırında okunan … oğullarından … tarlası, batı sınırın da okunan tarikiam ve güney sınırında okunan sahibi senedin hanesi ile tarlası ve rakam oğlu Yusufun tarlalarının nereleri olduğunun arazi üzerinde belirlenmesi gerektiği göz önünde bulundurul-
malı ve ona göre bilirkişilerden bilgi alınmalı, yerel bilirkişilerce bilinmeyen sınırlar yönünden tanıkların bilgilerine başvurulmalı, tapuların aynı kökden geldikleri de nazar alınarak evrakı müsbiteleri arasında ifraz harita yada krokilerinin olup olmadığı tapudan sorulup varsa getirtilip uygulanmalı, yine yerel bilirkişiler ve teknik bilirkişi aracılığıyla Sulh Hukuk ve Asliye Hukuk Mahkemelerine ait kesinleşen ilamların ve de krokilerinin uygulaması yapılarak davalı taşınmazın söz konusu ilamlara konu olan yer olup olmadığı duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmeli, aynı yerler olması halinde yukarıda da açıklandığı üzere uyuşmazlığın kesin hüküm kuralı uyarınca giderilmesi gerektiği düşünülmeli, tapu kaydına dayalı olarak tesbitleri yapılan komşu parsellerin tutanakları ile tapu kayıtları getirtilip uygulanarak dava konusu taşınmaz yönünü ne şekilde sınır okuduklarına bakılmalı, güneydeki 108 ada 34 nolu parselin vergi kaydı özel idare müdürlüğünden getirtilmeli, bu arada getirtilen kamulaştırma evraklarının uygulanması yapılıp taşınmazın bir bölümünün yol olarak kamulaştırılan alan kapsamında kalıp kalmadığı keza belirlenmeli, tapu kaydının uymaması halinde taşınmazın kimden kaldığı, davacı ve davalı taraftan hangisinin zilyet ettiği, zilyetliklerinin başlangıç, tarihi süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi tanık sözleri arasında aykırılık olduğunda giderilmeli, fen bilirkişisine gerek tapu kaydının ve gerekse ilamların uygulanması ve kayıtlarda yazılı sınır yerlerini yansıtır biçimde geniş kapsamlı raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Davacı … … temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden geri verilmesine 27.6.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.