Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2006/4434 E. 2006/7491 K. 02.10.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/4434
KARAR NO : 2006/7491
KARAR TARİHİ : 02.10.2006

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne ilişkin verilen hüküm davalı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Hükmüne uyulan Yargıtay bozam kararında özetle: Tapu kaydının krokisinin olup olmadığının merciinden sorulup varsa getirtilmesi yerinde yeniden keşif yapılarak tapu kaydı ve olduğunda haritası gereği gibi yerlerine uygulanarak aidiyet ve kapsamının belirlenmesi, gerektiğinde kaydın uygulanması ve sınır yerlerinin belirlenmesi yönünden yöreyle ilgili memleket haritası ve hava fotoğraflarının getirtilip uygulamasının yapılması, bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kalıp kalmadığı, değilse öncesinin mer’a, yaylak yada kışlak gibi kamu orta malı niteliğinde yerler olup olmadığı bu tür yerlerdende olmaması durumunda davacıların ve miras bırakanlarının zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanması, mer’a tahsis kaydı olup olmadığının mercileri nezdinde araştırılması, fen bilirkişisine yapılan keşif ve uygulamayı izlemeye olanak verecek biçimde geniş kapsamlı raporlu kroki düzenlettirilmesi, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra davacının taşınmazda 9.9.1959 tarih 82 ve daha sonra adına kayıtlı 22.9.1959 tarih 181 nolu tapu kayıtlarının oluşturulduğu tarihe kadar 20 yılı aşkın süre ile zilyet bulunduğu, bunun sonucu olarak Hazine adına oluşturulan Mart 1975 tarih 3 nolu tapu kaydının yolsuz ve yasal dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle yazılı olduğu üzere davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya içeriğine ve toplanan delillere uygun düşmemektedir. Uyuşmazlık, davacının tapu kayıtlarının tesisinden önceki zilyetliğine değer verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Taşınmaz, kaçak ve yitik kişilerden kalan yerlerden olduğundan söz edilerek önce 9.9.1959 tarih 82 sıra numaralı tapu kaydı ile belediye adına tesis edilmiş, daha sonra satış nedeniyle 22.9.1959 tarih 181 sıra nolu tapu kaydı ile davacı … adına intikal görmüştür. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.4.1974 gün 1973/140-1974/172 sayılı ilamları ile söz konusu tapu kaydının iptaline karar verilmiş ve verilen karar kesinleşmiştir. Kesinleşen karar üzerine de hazine adına Mart 1975 tarih 3 nolu tapu kaydı oluşturulmuştur. Tapu kayıtlarının taşınmazlara uygunluğu değişik tarihlerde yapılan keşif ve uygulamalarla belirlenmiştir. 12.4.1974 tarih 1973/140-1974/172 sayılı ilamda davacı taraf olduğuna göre, ilamın davacıyı bağlayacağı kuşkusuzdur. Hal böyle olunca gerek belediye adına kayıtlı 9.9.1959 tarih 82 ve gerekse intakali olan ve davacı adına kayıtlı bulunan 22.9.1959 tarih 181 nolu tapu kayıtlarına değer verme olanağı bulunmadığından davacının söz konusu kayda dayalı iddiası dinlenemez. Zilyetlik hususuna gelince; dava dilekçesinde davacının taşınmazda 1959 yılından beri zilyet olduğu açıkca yazılı bulunmaktadır. Yargılama aşamasında bunun aksi iddia edilmemiş ve yanılgıya dayalı olduğuda ileri sürülmemiştir. Bu durumda davacının dava dilekçesindeki zilyetliğin başlangıç tarihi ile ilgili sözlerinin kendisini bağlayacağı kuşkusuzdur. Zilyetliğin başlangıç tarihi olarak ister belediye adına kaydın oluşturulduğu tarih isterse kendi adına oluşturulduğu tarih esas alınsa dahi taşınmazın hazine adına tapuya bağlandığı Mart 1975 tarihine kadar davacının zilyetliği yasada öngörülen 20 yıla ulaşmamaktadır. Taşınmazın hazine adına tapuya bağlanmasından sonra davacının taşınmaz üzerindeki sürdürülen zilyetliği hukukca değer taşınmaz ve davacı yararına bir hak sağlamaz. Öte yandan bir kimsenin kendisine ait bir yeri belediyeden satın alması da hayatın olağan akışına uygun düşmemektedir. Ayrıca davacı adına kayıtlı tapu-
nun geldisi olan ve belediye adına kayıtlı bulunan 9.9.1959 tarih 82 nolu tapu kaydının iktisap nedeni bölümünde taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kaldığı da açıkca belirtilmiştir. Bu tür yerler özel yasalar uyarınca devlete intikal ettiğinden zilyetlikle iktisaplarına da olanak yoktur. Benzer dava ile ilgili hukuk Genel Kurulunun 19.4.2006 gün 2006/7-222 -2006/219 sayılı ilamları da bu hususları doğrulamaktadır. Açıklanan bu maddi ve hukuksal olgular karşısında mahkemece davanın reddine ve taşınmazın hazine adına tapuya tesciline karar verilmek gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı olduğu üzere davanın kabulü yoluna gidilmesi doğru değildir.
Davalı hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA 2.10.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.