YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/4436
KARAR NO : 2006/7490
KARAR TARİHİ : 02.10.2006
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne ilişkin verilen hüküm davalı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Hükmüne uyulan Yargıtay bozma kararında özetle: Dayanak tapu kaydının krokisinin olup olmadığının merciinden sorulup varsa getirtilmesi, yerinde yeniden keşif yapılarak tapu kaydı ve olduğunda haritası gereği gibi yerine uygulanarak aidiyet ve kapsamının belirlenmesi, gerektiğinde kaydın uygulanması ve sınır yerlerinin belirlenmesi yönünden yöreyle ilgili memleket haritası ve hava fotoğraflarının getirtilip uygulanması, bilirkişilerden taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kalıp kalmadığı, değilse öncesinin mer’a, yaylak yada kışlak gibi kamu orta malı niteliğinde yerler olup olmadığı, bu tür yerlerdende olmaması durumunda davacıların ve miras bırakanlarının zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçiminin olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanması, mer’a tahsis kaydının olup olmadığının mercileri nezdinde araştırılması, fen bilirkişisine keşif ve uygulamayı ve kayıtlarda yazılı sınır yerlerini izlemeye olanak verecek biçimde geniş kapsamlı raporlu kroki düzenlettirilmesi, ondan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra davacının taşınmazda 9.9.1959 tarih 94 ve daha sonra adına kayıtlı 22.9.1959 tarih 179 nolu tapu kayıtlarının oluşturulduğu tarihe kadar 20 yılı
aşkın süre ile zilyet bulunduğu, bunun sonucu olarak Hazine adına oluşturulan Şubat 1975 tarih 13 nolu tapu kaydının yolsuz ve yasal dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle yazılı olduğu üzere davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya içeriğine ve toplanan delillere uygun düşmemektedir. Uyuşmazlık, davacının tapu kayıtlarının tesisinden önceki zilyetliğine değer verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Taşınmaz, kaçak ve yitik kişilerden kalan yerlerden olduğundan söz edilerek önce 9.9.1959 tarih 94 sıra numaralı tapu kaydı ile belediye adına tesis edilmiş, daha sonra satış nedeniyle 22.9.1959 tarih 179 sıra nolu tapu kaydı ile davacı … adına intikal görmüştür. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.5.1974 gün 1973/111-1974/189 sayılı ilamları ile söz konusu tapu kaydının iptaline karar verilmiş ve verilen karar kesinleşmiştir. Kesinleşen karar üzerine de hazine adına Şubat 1975 tarih 13 nolu tapu kaydı oluşturulmuştur. Tapu kayıtlarının taşınmazlara uygunluğu değişik tarihlerde yapılan keşif ve uygulamalarla belirlenmiştir. 17.5.1974 tarih 1973/111-174/189 sayılı ilamda davacı taraf olduğuna göre, ilamın davacıyı bağlayacağı kuşkusuzdur. Hal böyle olunca gerek belediye adına kayıtlı 9.9.1959 tarih 94 ve gerekse intakali olan ve davacı adına kayıtlı 22.9.1959 tarih 179 nolu tapu kayıtlarına değer verme olanağı bulunmadığından davacının söz konusu kayda dayalı iddiası dinlenemez. Zilyetlik hususuna gelince; dava dilekçesinde davacının taşınmazda 1959 yılından beri zilyet olduğu açıkca yazılı bulunmaktadır. Yargılama aşamasında bunun aksi iddia edilmemiş ve yanılgıya dayalı olduğuda ileri sürülmemiştir. Bu durumda davacının dava dilekçesindeki zilyetliğin başlangıç tarihi ile ilgili sözlerinin kendisini bağlayacağı kuşkusuzdur. Zilyetliğin başlangıç tarihi olarak ister belediye adına kaydın oluşturulduğu tarih isterse kendi adına oluşturulduğu tarih esas alınsa dahi taşınmazın hazine adına tapuya bağlandığı şubat 1975 tarihine kadar davacının zilyetliği yasada öngörülen 20 yıla ulaşmamaktadır. Taşınmazın hazine adına tapuya bağlanmasından sonra davacının taşınmaz üzerindeki sürdürülen zilyetliği hukukca değer taşınmaz ve davacı yararına bir hak sağlamaz. Öte yandan bir kimsenin kendisine ait bir yeri belediyeden satın alması da hayatın olağan akışına uygun düşmemektedir.Ayrıca davacı adına kayıtlı tapunun geldisi olan ve belediye adına kayıtlı bulunan 9.9.1959 tarih 94 nolu tapu kaydının iktisap nedeni bölümünde taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kaldığı da açıkca belirtilmiştir. Bu tür yerler özel yasalar uyarınca devlete intikal ettiğinden zilyetlikle iktisaplarına da olanak yoktur. Benzer dava ile ilgili hukuk Genel Kurulunun 19.4.2006 gün 2006/7-222-2006/219 sayılı ilamları da bu hususları doğrulamaktadır. Açıklanan bu maddi ve hukuksal olgular karşısında mahkemece davanın reddine ve taşınmazın hazine adına tapuya tesciline karar verilmek gerekirken kabulü yoluna gidilmesi doğru olmadığı gibi, taşınmazın 62 olan parsel numarasının hüküm yerinde 68 olarak yazılmış olması da doğru değildir.
Davalı hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA 2.10.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.