Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2006/4572 E. 2006/8023 K. 19.10.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/4572
KARAR NO : 2006/8023
KARAR TARİHİ : 19.10.2006

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı Hazine vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Kadastro sırasında 5 parsel sayılı 27125 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz vergi kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … … ve müşterekleri adına tesbit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde davacı Hazine taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu sebebine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine ve dava konusu parselin davalı … … ile müşterekleri adına payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece tesbit günü itibariyle davalı taraf yararına irsen intikal ve zilyetliğe dayalı taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastro sırasında taşınmaz vergi kaydına, irsen intikale ve zilyetliğe dayalı olarak … … ve müşterekleri adına tesbit edilmiş, davacı hazine taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu ve iktisap koşullarının oluşmadığı iddiasına dayanarak dava açmıştır. Taşınmazın öncesinin tapusuz olduğu uyuşmazlık konusu değildir.Uyuşmazlık, tesbit günü itibariyle davalı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı yönünden toplanmaktadır. Kadastro tesbiti 5602 sayılı yasanın yürürlükte bulunduğu 16.9.1954 tarihinde yapılmıştır. Söz konusu yasanın 13. maddesinde değişiklik yapılan 9.3.1954 tarih 6335 sayılı yasa ile daha önce 10 yıllık olan zilyetlik süresi 20 yıla çıkarılmıştır. Hal böyle olunca tesbit gününde davalıların ve miras bırakanlarının zilyetlik sürelerinin 20 yıla ulaştığının davalı tarafın kanıtlaması gerekir. Maddi olaylardan sayılan zilyetlik ve sürdürülüş biçiminin bilirkişi ve tanık sözleri ile kanıtlanması gerekir. Mahkemece tesbit tarihinde 18 yaşında olan bir kişi yerel bilirkişi olarak seçilmiş ve ifadesine dayanılarak hüküm tesisi yoluna gidilmiştir. Tesbit tarihinde 18 yaşında olan bir kişinin davalıların ve miras bırakanlarının zilyetliklerin başlangıç tarihi ve süresi ile ilgili olarak yeterli bilgiye ve görgüye sahip olduğu söylenemez. Mahkemece tanık bilgisine başvurulmamış ayrıca tesbit bilirkişilerinin dinlenilmeleri yoluna da gidilmemiştir.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, öncelikle tesbit bilirkişilerinin hayatta olup olmadıkları araştırılmalı, davalılardan taşınmazı ve öncesini iyi bilen elverdiğince yaşlı tanıklar göstermesi istenmeli, istemleri halinde aynı olanak hazineye de tanınmalı, daha sonra önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişi ile hayatta olmaları halinde tesbit bilirkişileri ve de taraflarca gösterilecek tanıklar eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak, bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin mera yada devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup olmadığı, değil ise kimden kaldığı, davalıların ve miras bırakanlarının zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, zilyetliğin başlangıç tarihi ve süresi ile ilgili olarak gerektiğinde komşu parsellerin malik yada zilyetlerinin tanık sıfatıyla bilgilerine başvurulmalı, yerel bilirkişi aracılığıyla tesbitin dayanağı olan vergi kayının uygulaması yapılmalı, komşu parsellerle ilgili olarak verilip kesinleşen kararlar olduğunda getirtilip dosyaya konularak delillerin değerlendirilmesinde nazara alınmalı, fen bilirkişisine önceden olduğu gibi raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA 19.10.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.