Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2006/4623 E. 2006/8311 K. 13.11.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/4623
KARAR NO : 2006/8311
KARAR TARİHİ : 13.11.2006

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine ilişkin verilen hüküm katılan davacılardan … ile davalılardan Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Kadastro sırasında 796, 798, 801 ve 803 parsel sayılı 29875, 69800, 5800 ve 15000 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan 798 nolu parsel mer’a olarak sınırlandırılmış, diğer parseller … Bey Vakfı adına tesbit edilmişlerdir. İtirazı kadastro komisyonunda reddedilen … kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ve satın almaya dayanarak dava açmış, … , … ve arkadaşları aynı nedenle davaya katılmışlardır. Mahkemece davanın reddine ve dava konusu parsellerin … Bey Bini … Bey Vakfı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm katılan davacılardan … ile davalılardan Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastro sırasında davaya konu taşınmazlardan 798 nolu parsel mera niteliğiyle sınırlandırılmak suretiyle, diğer 796, 801 ve 803 nolu parseller ise vakıf yeri olduğundan söz edilerek … bini … Vakfı adına tesbit edilmiş, davacı … satın almaya ve zilyetliğe dayanarak dava açmış, … ve arkadaşları da aynı nedenlere dayanarak davaya katılmışlardır. Tesbit nedenine, ileri sürülüşe ve savunmaya göre uyuşmazlık, taşınmazların dosyaya örnekleri ibraz olunan 984 H.(1577 M) tarihli vakıfname kapsamında kalıp kalmadığı ve dolayısıyla vakıf yeri olup olmadığı, değilse katılanlar
yararına satın alma ve zilyetliğe dayalı taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı yönlerinde toplanmaktadır. Değişik tarihlerde yapılan keşifler sırasında bilgisine başvurulan yerel bilirkişilerin vakıfnamenin uygulanması ile ilgili sözleri soyut içerikli ve gerekçeye dayanmadığı gibi vakıfnamede yazılı sınır yerleri arazi üzerinde göstertilmemiştir. Ayrıca yine bilirkişi ve tanıklardan bir kısmı taşınmazların öncesinin vakıf yeri olduğunu bildirmelerine karşı bir kısım bilirkişi ve tanıklarda taşınmazların vakıf yeri olmadığının ve … isimli kişinin yeri olduğunu ve onun tarafından katılanlara satıldığını söylemelerine karşın beyanlar arasındaki çelişkinin giderilmesine çalışılmamıştır. Öte yandan … Bini … Vakfının hangi tür vakıflardan olduğu, sicili mahsusunda kayıtlı olup olmadığı vede hazine tarafından kamulaştırılan ve muhtaç çiftçilere dağıtılan vakıf yerleri arasında bulunup bulunmadığı hususu da yeteri kadar araştırılmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, öncelikle davada davasını kanıtlama yükümlülüğünde olan katılanlardan, (798 nolu parselin mer’a olarak sınırlandırılmak suretiyle tesbit edildiği gözetilerek) hem aynı köyden ve hemde komşu köylerden olmak üzere taşınmazlar ve öncesini iyi bilen elverdiğince yaşlı tanıklar göstermeleri istenmeli, bu konuda vakıflar idaresine ve hazineye de istemleri halinde önel verilmeli, vakıfnamenin bir sureti eklenerek hangi tür vakıflardan olduğu, mahsus sicilinde kayıtlı bulunup bulunmadığı ve de haritasının olup olmadığı vakıflar genel müdürlüğünden sorulmalı, taşınmazların bulunduğu mevki ve yöre ile ilgili askeri harita ve eski tarihli memleket haritaları mercilerinden istenmeli, ondan sonra daha önceki keşiflerde dinlenen bilirkişi ve tanıklarla tüm tesbit bilirkişileri ve katılanlar ile vakıflar idaresi ve hazine tarafından gösterilecek tanıklar eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak dayanak vakıfnamenin mahallini iyi bilen elverdiğince yaşlı ve yansız kişilerden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla gereği gibi uygulanmalı, vakıfnamede yazılı sınır yerleri bilirkişilere arazi üzerinde göstertilip düzenlenecek krokiye yerleri işaret ettirilmeli, bilirkişilerce bilinmeyen sınırlar olduğunda tanıkların bilgilerine başvurulmalı, bilirkişi ve
tanıklardan 798 nolu parselin öncesinin kadim ve geleneksel şekilde kullanılan mer’a, diğer parsellerin vakıf yeri olup olmadıkları, değil ise kimlerden kaldığı, katılanların zilyet edip etmedikleri, zilyet iseler zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, taşınmazların bulunduğu yerde kamulaştırma yapılmış ise bu husus taraflardan sorulduktan sonra kamulaştırma ile ilgili tutanak ve haritaları merciinden getirtilip keza uygulaması yapılarak kamulaştırılan ve dağıtıma tabi tutulan yerler arasında bulunup bulunmadığı saptanmalı, doğudaki ve kuzeydeki yoldan sonra gelen … ve Mir … köyü sınırları içinde kalan komşu parsellerin parsel numaralı krokisine işlettirilip bu parsellerle ilgili tutanak ve tesbitlerine esas alınan kayıtlar getirtilerek taşınmazlar yönünü ne şekilde sınır okuduklarına bakılmalı, ziraatçi bilirkişiden taşınmazların toprak yapıları, bitki örtülüre, işleniş tarzı ve süreleri bu arada 798 nolu parselin mera niteliğinde olup olmadığı konularında teknik verilere dayalı gerekçeli rapor alınmalı, taşınmazların vakıf yerleri olması halinde MK’nun 81. maddesinde değişiklik yapan 13.7.1967 tarih 903 sayılı yasa ile vakıf malların zilyetlikle mülk edinme yolunun kapanmış olduğu, 4721 sayılı MK’nun 117/1 maddesi ile de aynı hükmün tekrarlandığı ve bunun sonucu olarak Vakıflar Yasasının 41. maddesinin uygulanma ve dolayısıyla vakıf malların zilyetlikle başkalarına geçme olanağının kalmadığı düşünülmeli, taşınmazın vakıf yeri olduğunu bilen zilyedin zilyetliğinin malik sıfatıyla olmadığı, zilyetliğin 1967 tarihine kadar 20 yıla ulaşması halinde de vakfın türü nazara alınarak vaki zilyetliğe değer verilmesi gerekip gerekmeyeceğinin hüküm yerinde araştırılması yapılmalı, fen bilirkişisine yapılan ve keşif uygulamaları ve kayıtlarda yazılı sınır yerlerini yansıtır biçimde geniş kapsamlı raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönlerin göz ardı edilmiş olması doğru olmadığı gibi,
Kabule göre de, davacı ve katılanların davasının reddine karar verildiğine ve vakıflar idaresinin 798 nolu parsele yönelik usulüne uygun açılmış bir davalarının olmadığı, keza usulüne göre katılma istemlerinin bulunmadığı, vede davada 3402
sayılı Kadastro Yasasının 30/2 maddesindeki ayrık hallerden hiç birisinin olmadığı dikkate alınmadan söz konusu taşınmazın dahi … Bey Vakıfı adına tescili yoluna gidilmiş olması da doğru değildir.
Katılan davacılardan … ve davalı hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA peşin alınan harcın davacı … ‘a iadesine 13.11.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.