Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2006/4683 E. 2006/7933 K. 17.10.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/4683
KARAR NO : 2006/7933
KARAR TARİHİ : 17.10.2006

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
.
Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı … tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Kadastro sırasında 534, 535, 537 parsel sayılı sırasıyla 19100, 59600, 73600 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan 534 parsel tapu kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle …, …, …, …, … adlarına, 535 parsel vergi kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle …, …, …, …, …, …, … adına, 537 parsel tapu kaydı, irsen intikal, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle …, …, …, …, …, … ve … adlarına tesbit edilmiştir. 534 parsele … , …, …, …, …, …, … ve Hazine, 535 parsel tespitine …, …, …, …, …, Hazine, … , 537 parsel tespitine … , …, …, …, …, …, …, Hazine ve … ‘in itirazları üzerine dava açılmış, … tapu kaydı ve irsen intikale dayanarak davaya katılmıştır. Mahkemece, davalılar …, … … … ve davacı Hazinenin davalarının reddine, 76200 m2 yüzölçümündeki 563 parsel sayılı taşınmazın payları oranında …, …, …, …, …, … ve … adlarına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
HUMK.nun 381 ve takip eden maddelerine göre asıl olan ve davayı sona erdiren karar kısa karar olmakla gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekir. Aksi takdirde mahkeme kararlarına duyulan güven ilkesinin zedeleneceği kuşkusuzdur. Diğer yandan mahkemece 16.12.2004 tarihli kısa kararla işten el çekildiği halde daha sonra 15.2.2005 tarihinde dosyayı tekrar ele alarak hükümler verilmesi usul yasası hükümlerine aykırılık teşkil ettiği gibi dava konusu olmayan 563 sayılı parsel hakkında karar verilmesi ve kısa kararda taşınmazların kim yada kimler adına tescil edileceğinin gösterilmeyerek infazda duraksama yaratacak şekilde hüküm kurulmuş olması da doğru değildir.
O halde, mahkemece 10.4.1992 gün 7/4 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararı doğrultusunda işlem yapılmak üzere yerel mahkeme hükmünün bozulması gerekir.
Davacı hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına 17.10.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.