Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2006/4796 E. 2006/8312 K. 13.11.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/4796
KARAR NO : 2006/8312
KARAR TARİHİ : 13.11.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne ilişkin verilen hüküm davalı … tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-
Davacılar … ve … tapu kaydı ve kadastro öncesi sebeplere dayanarak genel kadastro sonucu davalı … ve arkadaşları murisi … adına oluşan 106 ada 55 parsel sayılı taşınmaza ait tapu kaydının iptali ile davacılar ve davalılardan … , … ve … adlarına tescili isteğiyle dava açmışlardır. Mahkemece davacıların davasının kabulüne ve dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacılar ve davalılardan … , … ve …’nın murisleri olan … ’e ait 1983/351-389 sayılı veraset ilamındaki hisseleri oranında adlarına tapuya tesçiline karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacıların dayanmış oldukları Haziran 1976 tarih 21 numaralı tapu kaydının dava konusu 55 nolu parsele uyduğu gerekçesiyle yazılı olduğu üzere davanın kabulüne karar verilmiş isede, varılan sonuç dosya içeriğine ve toplanan delillere uygun düşmemektedir. Uyuşmazlık, dayanılan Mart 1936 tarih 29 nolu sicilden gelen Haziran 1976 tarih 21 nolu tapu kaydının taşınmaza ait olup olmadığı yönünde toplanmaktadır. Gerek Haziran 1976 tarih 21 sıra nolu ve geldisi Mart 1926 tarih 29 nolu ve gerekse 55 ve dava dışı 53 nolu parsellere revizyon gören 1939 tarih 6 nolu tapu kayıtlarının evrakı müsbiteleri arasında haritalarına rastlanmadığı geri çevirme kararı üzerine merciinden gönderilen cevabı yazı örneklerinden anlaşılmaktadır.
Davacıların dayandığı tapu kaydı ile 55 ve 53 nolu parsellere revizyon gören kayıtlar T.evvel 313 parsel 7 nolu sicilden gelmektedir. Söz konusu kayıt … adına kayıtlı iken K.evvel 1340 tarih 52 nolu kayıt ile … Efendi adına intikal görmüştür. Bu kayıtta Mart 936 tarih 12 ve Mart 936 tarih 13 nolu kayıtlara keza intikal görmüş olup, davacı tarafın dayandığı tapu Mart 936 tarih 13, davalı tarafın dayandığı tapu kaydı ise Mart 936 tarih 12 nolu kayıtlardan intikalen ve ifrazen oluşturulmuştur. Haziran 1976 tarih 21 nolu tapu kaydının ilk geldisi olan Mart 1936 tarih 29 nolu tapu kaydının maliki … oğlu … ’dır. 55 ve 53 nolu parsellere revizyon gören Mayıs 936 tarih 6 nolu tapu kaydının malikleri ise … oğlu … ile Kuloğullarından … oğlu …’dır. 56 nolu parsele doğu yönden birinci dereceden komşu olan ve sınır teşkil eden 57 nolu parsele revizyon gören Mart 936 tarih 30 nolu tapu kaydının batı sınırı … oğlu … ’yı yani davacı tapusunun ilk geldisi olan Mart 936 tarih 29 nolu kaydın malikini okumaktadır. Mart 1936 tarih 29 nolu tapu kaydının batı sınırında okunan … oğlu … 53 ve 55 nolu parsellere revizyon gören Mayıs 1939 tarih 6 nolu tapu kaydının maliklerindendir. Haziran 1976 tarih 21 nolu tapu kaydının güney sınırında okunan Kara oğlu (kör oğlu) …, güneydeki 75 nolu parselin (tapusuna göre) maliki evvelidir. 53 nolu parsele güney yönden sınır teşkil eden 52 nolu parsele revizyon gören Ekim 1962 tarih 31 nolu tapu kaydının geldisi olan Mart 1936 tarih 12 nolu tapu kaydının kuzey sınırı yine Kula oğlu …’ı da okumaktadır. Yol sınırı 56, 55 ve 53 nolu parsellere kuzey yönden sınır teşkil etmektedir. 75 nolu parsele revizyon gören Ağustos 1962 tarih 2 ve geldisi olan Eylül 1322 tarih 2 nolu kaydında taşınmazlar yönü olan kuzey sınırı … olarak yazılıdır. 55 nolu parselin tutanağının edinme yerinde 49 ila 53 ve 55 nolu parsellerin öncesinin bir bütün olduğu kaydına yer verilmiştir. Açıklanan bu maddi ve hukuksal olgular karşısında Haziran 1976 tarih 21 nolu tapu kaydının davaya konu edilen 55 nolu parseli kapsadığının yada uyduğunun kabulüne olanak yoktur.Resmi kayıt ve belgelere aykırı düşen sözlere değer verilemez. 53 ve 55 nolu parsellere reizyon gören tapu kayıtları, kadastro tesbit tarihleri nazara alındığında hukuki değerlerini de korumaktadır. 56 nolu parselin davacılar adına 1978 yılında yapılan tesbitinin de itiraza uğramaksızın kesinleştiği getirtilen tutanağının incelenmesinden anlaşılmaktadır. Kadastro sırasında davacıların söz konusu taşınmazın kendilerine ait olduğu hususunda bir itirazları da bulunmamaktadır. Bu durumda davacıların iyi niyetli olduklarından sözetme olanağı yoktur. Türk Kanunu Medenisinin 2. maddesinde hakkın kötüye kullanılmasını kanunun himayet etmeyeceği öngörülmüştür. Mahkemece bu hususlar gözetilerek ve dosyadaki tüm deliller buna göre değerlendirilerek davanın reddine karar vermek gerekirken değerlendirmede yanılgıya düşülerek yazılı olduğu üzere kabulü yoluna gidilmiş olması doğru değildir.
Davalı …’nın temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 13.11.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.