YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/4834
KARAR NO : 2006/7833
KARAR TARİHİ : 12.10.2006
Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Kadastro sırasında 135 ada 26 parsel sayılı 14796.78 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tesbit edilmiştir. askı ilan süresi içinde davacı Hazine taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu sesebine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine ve dava konusu parselin tarla ve çayır niteliğiyle davalı adına tapuya tesçiline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastroca taşınmaz imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak davalı … adına tesbit edilmiş, davacı hazine taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup zilyetlikle kazanılamayacağı iddiasına dayanarak dava açmıştır. Taşınmazın öncesinin tapusuz olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Tapusuz bir taşınmazın zilyedi adına tesciline karar verilebilmesi için öncelikle tescile tabi yerlerden olması, ayrıca zilyedin zilyetliğinin aralıksız, çekişmesiz ve malik sıfatıyla olmak üzere 20 yıla ulaşması ve ayrıca maddi olaylardan sayılan zilyetlik ve sürdürülüş biçiminin tanık ve diğer delillerle kanıtlanması gerekir. Ziraatçi bilirkişi raporunda taşınmazın çayır vasfında ve hububat ürünlerinin harmanlanması amacıyla kullanılan bir yer olduğu bildirilmiştir. Bilgisine başvurulan yerel bilirkişi ve tanıkla tesbit bilirkişileri … ve … ise ifadelerinde taşınmazın köylünün müşterek harman yeri olduğunu söylemişlerdir. Kamu kurum ve kuruluşları içerisinde yalnızca köy tüzel kişiliklerinin zilyetliğe dayalı olarak taşınmaz iktisap etmeleri mümkündür. Zilyetliğin taşınmazın ekonomik amacına uygun olması gerekir. Kadastro tutanağında taşınmazın cinsi tarla olarak yazılmasına karşın bilirkişi ve tanıklar harman yeri olduğunu söylemişlerdir. Öte yandan tutanağın edinme yerinde taşınmazın imar ve ihya sonucu kazanıldığına yer verilmesine karşın bu husus bilirkişi ve tanıklardan sorulmadığı gibi ziraatçi bilirkişi raporunda da bu konu irdelenmemiştir. Yerel bilirkişi ve tanıkların doğum tarihleri itibariyle taşınmazın öncesinin ne olduğu ve bunun sonucu olarak zilyetliğin başlangıç tarihi ve sürdürülüş biçimi ile ilgili yeterli bilgiye sahip olduğu söylenemez. Ayrıca krokisinden izlendiği üzere eylemli durumda taşınmaza batı yönden orman sınır teşkil etmektedir. Davacı hazinenin taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu iddiası çerçevesinde, taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı konusunda yöntemine uygun orman araştırması yapması gerekirken ihtisası yeterli olmayan ziraatçi bilirkişinin mütelaası ile yetinilmiş olması da doğru değildir.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde taraflardan taşınmazı ve öncesini iyi bilen yaşlı tanıklar göstermeleri istenilmeli, daha sonra önceki keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıkla tüm tesbit bilirkişileri eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak, bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin mer’a, orman yada taşlık ve kayalık olup olmadığı, değilse davalı köyün zilyetliğinin hangi tarihte başladığı ve taşınmazın imar ihya sonucu elde edilip edilmediği, taşınmazın genel harman yeri olarak mı yoksa tarımsal amaçla mı kullanıldığı, değişik kişiler tarafından harman yeri olarak kullanılması durumunda bunun köy muhtarlığının izni dahilinde olup olmadığı olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, yöntemine uygun orman araştırması yapılarak serbest orman mühendisinden bu konuda gerekçeli ve ayrıntılı rapor alınmalı, yöreyle ilgili orman tahdidi yapılmışsa harita ve tutanakları merciinden getirtilip yerinde uygulanmalı, ziraat mühendisi bilirkişiden taşınmazın imar ve ihyaya konu olan yerlerden olup olmadığı, bu tür yerlerden olması halinde imar ihyanın hangi tarihte tamamlandığı, daha önce tarımsal amaçla kullanılıp kullanılmadığı hususlarında ek rapor alınmalı, komşu 4, 25, 27 ve 31 nolu parsellerin kadastro tutanakları ve dayanakları kayıtlar getirtilerek taşınmaz yönünü ne şekilde sınır okuduklarına bakılmalı, taşınmazın genel harman yeri olduğunun belirlenmesi durumunda bu tür yerlerin tesçile tabi yerlerden olmadığı ve zilyetlikle kazanılamayacağı düşünülmeli, fen bilirkişisine raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Davacı hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA 12.10.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.