Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2006/5354 E. 2006/9241 K. 21.12.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/5354
KARAR NO : 2006/9241
KARAR TARİHİ : 21.12.2006

-K A R A R-

Nafaka hükümlerine uymamak suçundan sanık … hakkında yapılan yargılama sonunda; 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair … İcra Ceza Mahkemesinden verilen 03/05/2006 gün ve 391 esas 205 karar sayılı kararını havi dosya tetkik olundu.
CMK’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek … Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 11/10/2006 gün ve 46646 sayılı yazılı emirlerine müsteniden ihbar ve evrak Yargıtay C.Başsavcılığının 01/11/2006 gün ve 2006/251331 sayılı tebliğnamesi ile dairemize gönderilmekle incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Yazılı emre dayanan ihbarnamede; tüm dosya kapsamına göre, sanığın nafaka hükümlerine uymamak eyleminden dolayı 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Hükmün gerekçesinde ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar” başlıklı 232. maddesinin 6. fıkrasında “Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen …. ceza miktarının…tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir” şeklindeki düzenleme karşısında mahkemesince infazda tereddüt oluşturacak şekilde mahkumiyete esas sürenin net olarak belirtilmemesinde isabet görülmediği belirtilerek anılan hükmün 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca bozulması lüzumuna işaret edilmiştir.
Disiplin ve tazyik hapsinin bir “hapis” cezası olmadığı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 2. maddesinde tanımlanan “disiplin hapsi” kavramı içinde kaldığı ve kısmi bir düzeni korumak amacıyla getirildiği, kişinin kendisinden beklenen yükümlülüğü yerine getirdiği takdirde de serbest kalacağı düzenlendiğine göre belirli bir süreye kadar disiplin ve tazyik hapsine karar verilmesi 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 232/6. maddesine aykırılık teşkil etmemektedir.
Yazılı emre dayanan ihbarnamede ileri sürülen düşünce bu itibarla yerinde görülmediğinden kanun yararına bozma talebinin REDDİNE,
Suç tarihine göre 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun’la değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 344. maddesindeki yaptırım, tazyik hapsi olarak belirlenmiş ise de aynı tarihte yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 5349 sayılı Kanun’la değişik 7. maddesi 1. fıkrasında, “Kanunlarda hafif hapis veya hafif para cezası olarak öngörülen yaptırımlar idari para cezasına dönüştürülmüştür” şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiş olması karşısında bu konuda kanun yararına bozma yoluna gidilip gidilmeyeceğinin belirlenmesinin temini bakımından dosyanın Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.12.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.