Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2006/5389 E. 2006/8825 K. 04.12.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/5389
KARAR NO : 2006/8825
KARAR TARİHİ : 04.12.2006

T.C.
Y A R G I T A Y
17.HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Kadastro sırasında 380 ve 390 parsel sayılı 32000 ve 11500 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar ham toprak niteliğiyle Hazine adına tesbit edilmişlerdir. … ‘ın itirazı kadastro komisyonunda kabul edilerek taşınmazların … adına tesbit ve tesçiline karar verilmiştir. Davacı Hazine taşınmazların zilyetlikle edinilemeyecek yerlerden olduğunu öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine ve dava konusu parsellerin davalı … mirasçıları adına tapuya tesçiline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastro sırasında taşınmaz ham toprak olduğu nedeniyle önce hazine adına, davalı … ’ın itirazının kabulü üzerine de komisyonca … adına tesbit edilmiş, davacı hazine davalı yararına taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığı iddiasına dayanarak dava açmıştır. Taşınmazın öncesinin tapusuz olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Tapusuz bir taşınmazın zilyedi adına tesciline karar verilebilmesi için taşınmazın tarım arazisi ve özel mülkiyete konu yerlerden olması zilyedin zilyetliğinin aralıksız, çekişmesiz ve malik sıfatıyla olmak üzere 20 yıla ulaşması ve ayrıca maddi olaylardan sayılan zilyetliğin ve sürdürülüş biçiminin tanık ve diğer delillerle kanıtlanması gerekir. Taşınmazın ikinci sınıf tarım arazisi olduğu ziraatçi bilirkişi raporunda belirtilmiştir. O halde üzerinde durulacak husus zilyetliğin süresi ve sürdürülüş biçimidir. Bilgisine başvurulan yerel bilirkişi süre belirtmeksizin taşınmazın davalı …’e babasından kaldığını ve kendisini bildi bileli davalının elinde olduğunu
bildirmiştir. Davalı tanıklarıda aynı şekilde beyanda bulunmuşlardır. Tanıkların birisi 1964 diğeri ise 1968 doğumludur. Kadastro tesbiti 1984 yılında yapılmıştır, hal böyle olunca her iki tanığında doğum tarihi itibariyle taşınmazın öncesi, zilyetliğin başlangıç tarihi ve süresi ve sürdürülüş biçimiyle ilgili yeterli bilgiye sahip olduğu söylenemez. Öte yandan tesbit bilirkişilerinden …’nun dinlenilmesiyle yetinilmiş diğerleri dinlenilmemiş ve hayatta olup olmadıkları konusuda araştırılmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, gerek davacı hazineden ve gerekse davalı … mirasçılarından taşınmazın öncesini iyi bilen yaşlı tanıklar göstermeleri istenmeli, … dışındaki tesbit bilirkişilerinin sağ olup olmadıkları araştırılmalı, daha sonra önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişi ile hayatta bulunan tesbit bilirkişileri ve taraflarca gösterilecek tanıklar eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak, bilirkişi ve tanıklardan taşınmaz öncesinin mer’a yada devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup olmadığı, değilse kimden kaldığı … ’ın ve miras bırakanlarının zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve de sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, gerektiğinde yukarıda yazılı hususlarla ilgili olarak komşu parsellerin malik yada zilyetlerini tanık sıfatıyla bilgilerine başvurulmalı, fen bilirkişisine önceden olduğu gibi kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Davacı Hazine’nin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA 4.12.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.