Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2006/5574 E. 2006/9289 K. 21.12.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/5574
KARAR NO : 2006/9289
KARAR TARİHİ : 21.12.2006

T.C.
Y A R G I T A Y
17.HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı … tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Kadastro sırasında 115 ada 14 parsel sayılı 1947,05 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ham toprak niteliğiyle davalı … adına tesbit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde davacı … kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne ve dava konusu parselin davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastroca taşınmaz ham toprak olduğu nedeniyle hazine adına tesbit edilmiş, davacı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Taşınmazın öncesinin tapusuz olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Davanın yasal dayanağını Medeni Yasanın eski 639 yeni 713, ve kadastro yasasının 14. maddeleri teşkil etmektedir. Anılan maddelere göre tapusuz bir taşınmazın zilyedi adına tesciline karar verilebilmesi için taşınmazın özel mülkiyete konu olan yerlerden olması ve tarımsal amaçla kullanılması yanında, zilyedin zilyetliğinin aralıksız, çekişmesiz ve malik sıfatıyla olmak üzere 20 yıla ulaşması, maddi olaylardan sayılan zilyetliğin ve sürdürülüş biçiminin de tanık ve diğer delillerle kanıtlanması gerekir. Değişik tarihlerde yapılan keşiflerde bilgisine başvurulan … bilirkişileri tarafından düzenlenen raporlar birbirleriyle tam bir uyum arzetmediği gibi çelişik görüşleri de içermekte-
dirler. Taşınmazın bir bölümünün taşlık olduğuna yer verilmesine karşın bu yerin taşınmaz içerisindeki konum ve miktarı fen bilirkişisince düzenlenen krokiye yansıtılmamıştır. 1970 doğumlu tanığın taşınmazın öncesi, kimin ne şekilde zilyet ettiği ve zilyetliğin süresi ile ilgili konularda yeterli bilgiye sahip olduğu söylenemez, yerel bilirkişi sözleri de aynı şekilde uyuşmazlığın çözümüne elverişli bulunmamaktadır. Taşınmazın davacının kayınpederi … tarafından kullanıldığı bildirilmesine karşın, zilyetliğinin kendi adına mı yoksa davacıya teb-an mı olduğu açıklanmadığı gibi taşınmazın tümünün veya belirli bir bölümünün zilyet edilip edilmediği ve bu zilyetliğinin de taşınmazın ekonomik amacına uygun olup olmadığı yönlerinde de yeterli bir araştırma yapılmamıştır. Ayrıca tesbit bilirkişilerinden …’nun dinlenilmesiyle yetinilmiş, diğer bilirkişiler dinlenilmemişlerdir.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, davasını kanıtlama yükümlülüğünde olan davacıdan taşınmazı ve öncesini iyi bilen yaşlı tanıklar göstermesi istenmeli, takiben önceki keşiflerde dinlenen yerel bilirkişiler ve tüm tesbit bilirkişileri ile davacının göstereceği tanıklar huzurunda yerinde yeniden keşif yapılarak bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin ne olduğu, kimden kaldığı, davacının zilyetliğinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi, ayrıca taşınmazın tümünün mü yoksa belirli bölümünün mü zilyet edildiği, taşınmazın üst üste kaç yıl ekilip sürülmediği, süresine göre bu durumun iradi terk sayılıp sayılamayacağı olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, keşif sırasında dinlenen bilirkişi Kazım tarafından davacının kayınpederi Yusuf’un 1970’li yıllarda öldüğü bildirildiğine nazaran adı geçenin nüfus kayıt örneği getirtilip ölüm tarihi belirlenerek bu husus delillerin değerlendirilmesinde dikkate alınmalı, birisi … mühendisi diğeri jeoloji mühendisinden oluşturulacak uzman bilirkişi kurulundan taşınmazın toprak yapısı, eğim durumu ve oranı, bitki örtüsü, işleniş tarzı ve süresi, imar ve ihyaya konu olan yerlerden olup olmadığı, konu olması halinde imar ihyanın hangi tarihte tamamlandığı, taşınmazın tümünün mü yoksa bir bölümünün mü tarımsal amaçla kullanıldığı, kullanılmayan ve taşlık alan olup olmadığı konularında önceki ziraatçi bilirkişi raporları arasındaki kısmi çelişkileri de
giderir geniş kapsamlı rapor alınmalı, gerektiğinde zilyetliğin süresi ve sürdürülüş biçimi ile ilgili olarak komşu parsellerin malik yada zilyetlerinin tanık sıfatıyla bilgilerine başvurulmalı, taşınmaz içerisinde hangi tür meyve ağaçlarının bulunduğu ve bunların kim tarafından dikildiği, yaşları ve adetleri uzman bilirkişi kurulunca verilecek raporda belirtilmeli ve ona göre davada 3402 sayılı kadastro yasasının 19. maddesinin davacı yararına uygulama yeri bulunup bulunmadığının hüküm yerinde tartışılması yapılmalı, fen bilirkişisine taşınmaz içerisinde taşlık olup … edilmeyen yer bulunduğunda bu yerin konum ve miktarını gösterir raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak olan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca göre bir karar verilmelidir.
Davalı …’nin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA 20.12.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.