YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/56
KARAR NO : 2006/625
KARAR TARİHİ : 07.02.2006
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen hüküm davalı … vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Kadastro sırasında 242 ada 12, 18, 21 parsel sayılı sırası ile 4139,79- 5476,44 ve 3502,76 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar dava dışı 14, 15 ve 19 nolu parsellere revizyon gören tapu kayıtları miktar fazlası oldukları nedeniyle mer’a niteliği ile sınırlandırılması sureti ile tespit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde davacı … tapu ve vergi kaydı, irsen intikal, satın alma, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile dava konusu parsellerden 18 ve 21 nolu parsellerin tamamının, 12 nolu parselin 2949.17 metrekaresinin davacı … adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastro sırasında her üç taşınmaz dava dışı 14, 15 ve 19 nolu parsellere revizyon gören tapu kaydı miktar fazlası oldukları nedeniyle mer’a olarak sınırlandırılmak suretiyle tesbit edilmiş, davacı tapu ve vergi kayıtlarıyla satınalmaya ve zilyetliğe dayanarak dava açmıştır. Tesbit nedenine, ileri sürülüşe ve yargılama aşamasındaki açıklamalara göre uyuşmazlık, taşınmazların dayanılan tapu ve vergi kayıtları kapsamında kalıp kalmadıkları ve bunun sonucu olarak mera olup olmadıkları yönünde toplanmaktadır. Yerel bilirkişinin kayıtların uygulamasıyla ilgili sözleri soyut içerikli ve gerekçeye dayanmamaktadır. Bilirkişi tarafından kayıtlarda yazılı sınır yerleri arazi üzerinde gösterilmemiş mücerret kayıtların uygun olduğunu söylemekle yetinmiş ve uygulamayı yansıtır biçimde krokide düzenlettirilmemiştir. Diğer taraftan dayanılan tapu kayıtları ilk tesisinden itibaren düzenli bir
şekilde intikalleri ile birlikte getirtilmemiş, tek bir yerel bilirkişinin soyut içerikli sözleri ile yetinilmiş, tutanak bilirkişileri dinlenilmemiş ve tanık bilgisine de başvurulmamıştır. Kayıtlar, sahibi lehine olduğu kadar aleyhine de delil teşkil edeceği cihetle gereği gibi yerlerine uygulamalarının yapılması ve de kapsamlarının saptanması zorunludur.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez, o halde öncelikle dayanılan Şubat 1941 tarih 87, aynı tarih 90 ve 92 nolu tapu kayıtları yazılacak müzekkereye suretleri eklenerek ilk tesisinden itibaren iktisap sebepleri, paydaş ve pay oranları da gösterilmek suretiyle intikalleri ile birlikte tapu kadastro genel müdürlüğün arşiv dairesi başkanlığından getirtilmeli, davacıya kayıt malikleri ile bağlantılarını gösterir veraset ilamı ibraz ettirilmeli yada kayıt maliklerinin verasete esas nüfus kayıt örnekleri istenilmeli, dava dışı 14 nolu parselin tutanağının onaylı bir sureti celb edilmeli, taşınmazların mer’a olarak tesbitlerinin yapılması nedeniyle taraflardan komşu köylerden olmak üzere taşınmazları ve öncesini iyi bilen elverdiğince yaşlı tanık göstermeleri istenmeli, yerel bilirkişi temininde de aynı yöntem izlenmeli, yukarıda sözü edilen noksanlıkların ikmalinden sonra önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişi ile tüm tesbit bilirkişileri ve taraflarca gösterilecek tanıklar eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak dayanılan tapu ve vergi kayıtları elverdiğince yaşlı ve yansız üç kişiden oluşturulacak yerel bilirkişi kurulu aracılığıyla gereği gibi yerlerine uygulanarak aidiyet ve kapsamları kesin olarak saptanmalı, bilirkişilerce bilinmeyen sınırlar yönünden tanıkların bilgisine başvurulmalı, bilirkişilere ve tanıklara kayıtlarda yazılı sınır yerleri arazi üzerinde gezip göstertilmeli, gösterilen sınır yerleri düzenlenecek krokiye işaret ettirilmeli, bu arada Özel İdare Müdürlüğünden gönderilen mer’a vergi kayıtlarının keza uygulaması yapılmalı, 1937 tarih 51 tahrir nolu vergi kaydının uyması halinde kuzey ve güney sınırlarının mer’a okuması nedeniyle kapsamlarının yüzölçümleriyle geçerli olacağı ve resmi kayıtlara aykırı düşen bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemeyeceği düşünülmeli, bu arada dava konusu 12 ve 21 nolu parsellerle dava dışı 17, 22, 23 ve 24 nolu parsellere doğu yönden sınır teşkil eden komşu parsellerin tutanakları ve dayanakları kayıtlar getirtilerek taşınmazlar yönünü ne şekilde sınır okuduklarına bakılarak yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi yoluna gidilmeli, kayıtların taşınmazlara uymaması yada taşınmazların kayıt kapsamları dışında kalması halinde bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların öncesinin kadim ve geleneksel şekilde kullanılan mera olup olmadıkları, değilse kim yada kimlerden kaldığı, kimlerin zilyet ettiği, zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda yöntemine uygun olarak aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, taşınmazlarla öncesi bir bütün olan diğer parseller vede komşu parseller hakkında açılıp sonuçlanan dava olup olmadığı araştırılarak olduğunda verilen kararların kesinleşme şerhini içeren örnekleri dosyaya getirtilerek delillerin değerlendirilmesinde dikkate alınmalı, fen bilirkişisine yapılan uygulamaları ve özellikle kayıtlarda yazılı sınır yerlerini yansıtır ve keşfi izlemeye olanak verecek biçimde raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak olan tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Davalı Hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 7.2.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.