Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2006/79 E. 2006/804 K. 09.02.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/79
KARAR NO : 2006/804
KARAR TARİHİ : 09.02.2006

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı … tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Kadastro sırasında 168 ada 37 parsel sayılı 2768.96 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz dava dışı 168 ada 20 ila 24 parsellere uygulanan vergi kaydı miktar fazlası olması nedenile çayır vasfı ile orta malı olarak sınırlandırılmıştır. Askı ilan süresi içinde davacı … tapu kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine ve dava konusu parselin tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastro sırasında taşınmaz dava dışı 168 ada 20 ila 24 parsel sayılı taşınmazlara revizyon gören vergi kaydı miktar fazlası çayır niteliğiyle orta malı olarak sınırlandırılmak suretiyle tesbit edilmiş, davacı … tapu ve vergi kaydına, irsen intikale ve zilyetliğe dayanarak dava açmıştır. tesbit nedenine, ileri sürülüşe ve savunmaya göre uyuşmazlık, taşınmazın tapu ve vergi kaydı kapsamında kalıp kalmadığı, değilse öncesinin mera olup olmadığı ve dolayısıyla davacı yararına taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı yönlerinde toplanmaktadır. 168 ada 20 ila 24 nolu parsellere uygulanan 1937 tarih 43 tahrir nolu vergi kaydının iki sınırı çayır okumaktadır. Kayıt miktarıyla yukarıda sözü edilen parsellere revizyon görmüştür. Kaydın dava konusu taşınmaz dahil 20 ila 24 nolu parsellere uygunluğu yerel bilirkişi tarafından haber verildiği gibi bu yön dava dışı komşu 8 nolu parsele uygulanan vergi kayıtlarıyla da doğrulanmıştır. Ne varki yerel bilirkişi ve tanığın davacının dayandığı tapu kaydının da uyduğu yönündeki sözleri soyut içerikli ve gerekçeye dayanmaktadır. Dayanak 10.4.1950 tarih 31 nolu tapu kaydının iki sınırı dere, bir sınırı … bir sınırı kuzeyde oğlu … ve … okumaktadır. Dereler özel
isimle anılmadıklarına ve her yerde rastlanabilen doğal sınırlardan olduğuna göre tapu kaydının aidiyetinin kabulü için doğu sınırında okunan … ile kuzey sınırında okunan oğlu … ve … yerlerinin arazi üzerinde belirlenmesi zorunludur. Yerel bilirkişi ve tanığın bu konuda bir bilgisi ve gösterimi yoktur. Diğer taraftan tapu kaydı da ilk tesisinden itibaren intikalleri ile birlikte getirtilmemiş fotokopi kayıtlarla yetinilmiştir.Bunun yanında aynı kayda dayalı olarak 39 nolu parsel hakkındaki davanın eldeki dava ile birleştirilerek görülmesi gerekip gerekmeyeceğinin tartışılması da yapılmamıştır.
Eksik inceleme ile hükmü verilemez. O halde, dayanılan tapu kaydı ilk tesisinden itibaren intikalleri ile birlikte yerel Tapu Sicil Müdürlüğünden, çıkarılamaması halinde yazılacak müzekkereye kayıt örneği eklenerek tapu kadastro genel müdürlüğü arşiv dairesi başkanlığından istenilmeli, taraflardan taşınmazı ve öncesini iyi bilen yerel ve komşu köylerden olmak üzere tanık göstermeleri istenmeli, daha sonra önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıkla tüm tesbit bilirkişileri ve de sonradan gösterilecek tanıklar eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak dayanılan tapu kaydı elverdiğince yaşlı ve yansız kişilerden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla gereği gibi yerine uygulanmalı, kayıtta yazılı oğlu … ve … ile … yerlerinin nereleri olduğu arazi üzerinde bilirkişi ve tanıklara göstertilip düzenlenecek krokiye yerleri işaret ettirilmeli, yerel bilirkişiler tarafından bilinmeyen sınırlar yönünden tanıkların bilgisine başvurulmalı, özellikle bilirkişi ve tanıklardan doğudaki yoldan sonra gelen 7, 8 ve daha batıdaki 10 ila 19 ve 7 nolu parsellerin önceki malikleri ile tapunun sınırlarında yazılı kişilerin akdi yada irsi ilişkilerinin olup olmadığı sorulup açıklığa kavuşturulmalı, tapu kaydının uymaması halinde vergi kaydının güney sınırının çayır okunması nedeniyle kapsamının yüzölçümü ile geçerli olduğu ve de 5 nolu parselin mera niteliği ile sınırlandırılmasının yapılıp tespitinin kesinleştiği gözönünde bulundurularak taşınmazın öncesinin mera olduğunun kabulü gerekeceği, resmi kayıt ve belgelerle eylemli duruma aykırı düşen bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemeyeceği ve kamu orta malı niteliğindeki meralarında zilyetlikle kazanılamayacağı hususları gözönünde bulundurulmalı, fen bilirkişisine yapılan keşif ve uygulamaları yansıtır biçimde geniş kapsamlı raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar
verilmelidir. Mahkemece bu yönlerin gözardı edilmiş olması doğru olmadığı gibi,
Kabule göre de, kamu orta malı niteliğindeki meraların tescile tabi yerlerden olmadığı düşünülmeden yazılı olduğu üzere tesbit gibi tapuya tesciline şeklinde hüküm kurulmuş olması da doğru değildir.
Davacı … ’nın temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 9.2.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.