Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2007/1950 E. 2007/3444 K. 06.11.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/1950
KARAR NO : 2007/3444
KARAR TARİHİ : 06.11.2007

-Y A R G I T A Y İ L A M I –

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı vekili, nüvekkili şirkete kasko sigortalı araçta meydana gelen 7.043.00 YTL’sı hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini belirterek davalının kusur oranına isabet eden 4.225.80 YTL’sı tazminatın ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş, 25.4.2006 tarihli dilekçesi ile talebini 5.163.27 YTL olarak islah etmiştir.
Davalı vekili kusur oranı ve tazminat miktarını kabul etmediklerini, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kabulü ile; 5.163.27 YTL’sı tazminatın 11.10.2005 ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalının % 75 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş ise de bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli değildir. Mahkemece kaza ile ilgili hazırlık evrakı getirtilmelidir. Bundan sonra İ.T.Ü veya Karayolları Genel Müdürlüğünden seçilecek konusunda uzman Bilirkişi veya bilirkişi kurulundan tüm delillerin incelettirilmesi suretiyle rapor alınmalı ve sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
2-Kabule göre; Davacı vekili dava dilekçesi ile davalının %60, sigortalı araç sürücüsünün ise %40 oranında kusurlu olduğunu belirterek ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadan davalının kusur oranına göre tazminat talep etmiştir. Yargılama aşamasında, bilirkişiden alınan rapor da
ise, davalının %75 sigortalı araç sürücüsünün %25 oranında kusurlu olduğu anlaşılması üzerine davacı davasını kısmen ıslah etmiştir.
HUMK’nun 87/son maddesinde yer alan “islah suretiyle müddeabinin artılamayacağı” hükmünün Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi nedeniyle alacaklı alacağının tümü hakkında dava açabileceği gibi, fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmak kaydıyla önce bir bölümünü, sonrada kalan bölümünü talep edebilir. Fazlaya ilişkin hak saklı tutulmadan açılan davada davacı geriye kalan haktan zımnen feragat etmiş sayılır. Islah yolu ile netice kısmının artırabilme olanağı olmadığı öğretide ve yargıtay kararlarında kabul edilmektedir. (HGK’nun 26.3.1986 gün 1984/4-797E, 1986/299K 15.11.1989 gün 1989/4-415E, 1989/587, 14.4.2004 gün 2004/4-200E, 2004/227K, 8.10.2003 gün 2003/9-510E 2003/555K) Bu durumda davacı fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmadığından, yargılama sırasında dava dilekçesini kısmen ıslah ederek fazla talepte bulunamaz.
SONUÇ:Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 6.11.2007 tarihinde karar verildi.