Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2007/2808 E. 2007/2531 K. 17.07.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2808
KARAR NO : 2007/2531
KARAR TARİHİ : 17.07.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılardan … ile dahili davalı … tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmiş ise de ilanen tebligat gereği yerine getirilmediğinden duruşma isteğinin reddi ile incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı vekili, davalılardan …’ın müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcunu karşılayacak haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kendisine ait taşınmazı davalılardan …’e sattığını öne sürerek yapılan tasarrufun iptali isteğiyle dava açmış, yargılama sırasında taşınmazın davalı … tarafından …’a satıldığının anlaşılması nedenyle …’da davaya dahil edilmiştir.
Davalı … taşınmazı bedelini ödeyerek satın aldığını savunmuş ve davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulü ile dava konusu taşınmazla ilgili davalılar ve dahili davalı arasında yapılan tasarrufun iptaline karar verilmiş, hüküm davalılardan … ile dahili davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, taşınmazın tapuda gösterilen değeri ile tasarruf tarihindeki gerçek değeri arasındaki fahiş farkın mevcudiyeti karşısında yapılan tasarrufun İİY.nın 278/2 maddesine nazaran bağışlama hükmünde sayılıp iptale tabi olmasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre davalılardan …’in yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının REDDİNE
2) Davalılardan …’ın temyiz itirazlarına gelince; Dava İİK 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Bu tür davalar İİK 282. maddesi hükmü uyarınca borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimselerle bunların mirasçıları aleyhine açılır. Kural bu olmakla birlikte yine anılan hükme göre davada kötüniyet sahibi üçüncü kişiler de davalı olarak gösterilebilir. Davalılardan … doğrudan borçlu ile hukuki muamelede bulunan kişi değil,tasarrufun iptali istenen taşınmazı üçüncü kişi davalı …’den 21.7.2003 tarihinde satın alan dördüncü kişidir. Bu davalı hakkındaki davanın kabul edilebilmesi, dolayısıyla onun yaptığı tasarrufun iptali, ancak kötü niyetli olduğunun kanıtlanması durumunda mümkündür. Davalı …’ın kötü niyeti davacı alacaklı tarafından isbat edilmediğinden bunun hakkındaki davanın reddi gerekir. Bu durumda İİY’nın 283/2. maddesi hükmüne göre davanın bedele dönüştüğü gözönüne alınarak mahkemece davalı üçüncü kişi …’in elinden çıkardığı tarihteki taşınmazın gerçek değeri nisbetinde (takip konusu alacak ve fer’ileri ile sınırlı olmak üzere) tazminat ödemesine hükmedilmesi gerekirken, mahkemece davalılardan …’ın kötü niyeti kanıtlanmışcasına ve İİK.nun 283/2. maddesi hükmü göz ardı edilerek davanın yazılı olduğu üzere kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
SONUÇ : Yukarda yazılı nedenlerle
1)Davalılardan …’in yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının REDDİNE
2)Dahili davalı …’ın temyiz itirazları yerindedir kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 17.7.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.