Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2007/2963 E. 2007/2551 K. 19.07.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2963
KARAR NO : 2007/2551
KARAR TARİHİ : 19.07.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda: Davanın kabulüne ilişkin … 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 22.3.2005 gün ve 2002/24 – 2005/156 sayılı hüküm duruşma yapılması isteğiyle Yargıtay’ca incelenmesi davalılar …, …, … ve … mirasçısı … tarafından istenilmiş olmakla işin duruşmaya tabi olduğu belirlendikten sonra 17.7.2007 Salı günü için taraflara gönderilen çağrı kağıdı üzerine hükmü temyiz eden davalı … vekili Av…., … vekili Av…., … vekili Av…. ve davacı … Bankası A.Ş. vekili …’nun geldikleri anlaşılmakla duruşmaya başlandı, temyiz isteklerinin süresinde olduğu tesbit edilmekle hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı Banka vekili, borçlu-davalı … …’ın bankadan kredi olarak kullanılan 2.000.000-DEM için müşterek ve müteselsil borçlu-kefil sıfatıyla sorumlu olduğunu, yaptıkları icra takibi sırasında borçlu …’in … ilçesi 2.Bölge … köyü 1596 parsel sayılı taşınmazdaki 4 nolu meskenini davalı …’a, … ilçesi … Mahallesi 16 ada 59 parsel sayılı taşınmazdaki kat irtifaklı 1, 2,3 ve 5 ila 9 nolu bağımsız bölümlerini ise davalı …’a, adı geçenin de daha sonra davalı …’a tapuda satış şeklinde devrettiklerini öğrendiklerini, devir bedellerinin çok düşük olup yasaya göre bağış hükmünde sayıldıklarını, borçlunun bu tasarrufları mal kaçırmak amacıyla ve kötüniyetle yaptığını, bilerek bu tasarrufta yer alan diğer davalıların da iyiniyetli olmadıklarını ve borçlunun alacağı karşılar miktarda malı bulunamadığına dair tutanağın geçici aciz vesikası niteliğinde olduğunu ileri sürerek tasarrufların iptalini talep etmiştir.
Davalı taraf, satışların gerçek bedelleri ödenerek gerçekleştirildiğini, kötüniyet bulunmadığını, davacı banka lehine başka taşınmazlarda ipotek tesis edildiğini ve ayrıca davalılardan …, borçlu ile aralarındaki alacak-borç ilişkisi olduğunu savunarak davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulü ile tasarrufların iptaline karar verilmiş, hüküm davalılar … ve …’ın vekilleri ile davalı … … mirasçılarından … ve davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece karar yerinde yazılı gerekçelerle davanın kabulü yoluna gidilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır.
Dava, İİK’nun 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Hükmün yasal dayanağını İİY’nın 278/2. maddesi teşkil etmektedir. Söz konusu maddede akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitlerin ve dolayısıyla yapılan tasarrufların bağışlama hükmünde sayılacağı öngörülmüştür. Süreklilik arz eden yargısal uygulamalarda fahiş farkın kabulünde taşınmazın tasarruf tarihindeki gerçek değerinin tapu kaydında yazılı satış bedelinin bir misli ve daha fazla olması kabul edilmiştir. Tasarrufa konu 16 ada, 59 parsel üzerindeki 8 adet natamam meskenlerin kayden satışları toplamı 30.000.000.000-TL olmasına karşın bilirkişi tarafından verilen raporda toplam gerçek ve rayiç bedelinin 40.690.877.000-TL olduğu, diğer tasarrufa konu 1596 nolu parselin ise, 8/40 payının karşılığı 1. kat, 4 nolu meskenin bedeli kayden 3.000.000.000-TL olarak yazılı olmasına karşın bilirkişi raporunda net 5.000.000.000-TL olduğu bildirilmiştir. Yukarıdaki açıklanan kıstas nazara alındığında fahiş farkın varlığını kabul etme olanağı bulunmadığından mahkemenin aksi yöndeki görüşüne katılma olanağı yoktur. Ne var ki; 3. kişi davalı … 16 ada, 59 parseldeki 8 adet natamam olan meskeni 100.000.000.000-TL’ye satın aldığını, diğer davalı … da 1596 nolu parsel üzerindeki 4 nolu daireyi 30.000-Mark’a satın aldığını bildirmiş ve bu rakamlar borçlu … … tarafından da kabul edildiği gibi bir kısım tanıklarca da doğrulanmıştır. Bu durumda taşınmazların tapu kayıtlarında görülen bedelleriyle, bilirkişi tarafından
belirlenen bedelleri arasında fahiş bir farklılığın bulunduğu aşikardır. Öte yandan davalılardan ödeme iddiaları ile ilgili olarak ellerinde yasal ve geçerli kayıt ve belgelerin bulunup bulunmadığı da açıkça sorulmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, tasarrufa konu taşınmazların tasarruf tarihlerindeki rayiç ve gerçek değerlerinin birisi inşaat mühendisi, diğerleri hukukçu ve emlak alım satım işleriyle uğraşan kişilerden olmak üzere oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla keşfen belirlenmeli, gerek … ve gerekse …’ın iddia ettikleri ödemelerle ilgili ellerinde yasal ve geçerli yazılı delil ve kanıtlar bulunup, bulunmadığı sorulup varsa ibraz ettirilmeli, söz konusu kişilerin borçlu ile yapılan sözleşmenin doğrudan tarafları olması nedeniyle yapılan ödemelerle ilgili olarak gösterdikleri tanıkların sözlerine değer verilemeyeceği dikkate alınmalı, edimler arasında fahiş farkın olmadığının anlaşılması durumunda yasanın 280/1. maddesi nazara alınarak gerek …’ın, gerekse …’ın borçlu … …’ın alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklarını ızrar kastıyla hareket edip etmediğini, bilip bilmedikleri ve dolayısıyla kötü niyetli olup olmadıkları yönünden yine taraflardan delil göstermeleri istenmeli, ondan sonra toplanan deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olunacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönlerin gözetilmemesi doğru olmadığı gibi, ortada iki ayrı tasarrufun söz konusu olması nedeniyle harç, masraf ve vekalet ücretinin her bir davalı yönünden miktarlarının ayrı ayrı takdir edilip, belirlenmesi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması da doğru değildir.
Davalıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA, 500.00-YTL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalılara verilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine, 19.7.2007 tarihinde oy birliği ile karar verildi.