Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2007/3034 E. 2007/3030 K. 09.10.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3034
KARAR NO : 2007/3030
KARAR TARİHİ : 09.10.2007

MAHKEMESİ : Manisa Asliye 2. Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve davalılar …, … ve … vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili davalı şirketin vadesi geçmiş ve kesinleşmiş borcundan dolayı takip yapıldığını ancak şirket müdürü ve ortağı olan davalı … ve …’ın kamu alacağının tahsilini imkansız kılmak için Manisa, … İlçesi … 1361 numaralı parseli davalı …’e düşük bedelle sattıklarını yine aynı yerde kain 1292 numaralı parselin de davalı … tarafından babası olan davalı …’e satıldığını belirterek tasarrufların iptaline ve taşınmazlar üzerinde vergi alacağı oranında cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar …, … ve … vekili asıl borcun şirkete ait olduğunu ve şirketin takip edilmesi gerektiğini, şirketten ayrılan ortakların sorumlulukları kalmadığını, ekonomik kriz nedeniyle taşınmazların elden çıkarılmasının gerektiğini ve satış bedelinin düşük gösterilmesinin ise tapudaki masrafların daha düşük ödenmesine yönelik olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmişlerdir.
Davalı … vekili de satışın muvazaalı olmadığını ve taşınmaz alındıktan sonra yararlı masraflar yapıldığını ve 3 yıldan fazla bir kullanım sonucu satıldığını bu nedenle muvazaalı satış iddiasının doğru olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın 1292 parsel yönünden, satışın yakın akrabalar arasında yapılmış olmasından dolayı kabulüne, 1361 parsel açısından ise tasarrufun yapıldığı tarihte kamu alacağının doğumunun tamamlanmamış olması ve taşınmazı satın alan …’in borçlunun maksadını bildiği veya bilmesi lazım geldiği hususunda yeterli delil elde edilememesi ayrıca bedel düşüklüğünün de davanın doğruluğuna yeterli bulunmaması gerekçesiyle reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili ve davalılar …, … ve … vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalılar …, … ve … Kurtoğlu’nun temyizleri 1292 nolu parselle ait tasarrufla ilgili hükme yönelik bulunmaktadır. … Kurtoğlu, tasarrufta bulunan …’ın babasıdır. 6183 sayılı yasanın 28/1 maddesinde bu derece akrabalar arasında yapılan tasarrufların bağış hükmünde sayılacağı ve iptale tabi olduğu hükme bağlanmıştır. Ayrıca, … …’ın bu tasarrufu alacaklılardan mal kaçırmak, yada alacaklılarına ızrar vermek kastıyla hareket ettiğini bilebilecek kişilerdendir. Kaldı ki, edimler arasında da fahiş farkın bulunduğu açıktır. Bu nedenlerle ve kararda yazılı gerekçelere göre davalıların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile 1292 nolu parselle ilgili tasarrufun iptali yönündeki usul ve yasaya uygun yerel mahkeme hükmünün ONANMASINA,
2-Hazinenin temyizine gelince; temyiz 1361 nolu parsele ait tasarrufla ilgili hükme yönelik bulunmaktadır. Mahkemece tasarruf tarihinde amme alacağının doğumunun tamamlanmadığı de … …’ün kötü niyetli olduğunun kanıtlanamadığı ve bedel farkının da tek başına davanın kabulüne yeterli olmayacağı düşüncesiyle yazılı olduğu üzere karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Dava 6183 sayılı yasanın 24 ila 31. maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Hal böyle olunca, tasarrufun yapıldığı tarihten önce vergi borcunun miktarının belirgin ve kesinleşmiş olması gerekir. Mercilerinden gelen yazılardan şirketin vergi borcunun bulunduğu anlaşılmakla beraber, miktarı ve ödeme tarihi ile hangi tarihte kesinleştiği mercileri nezdinde araştırılıp, saptanmamıştır. Öte yandan, … ve … arasında yapılan tasarrufta da edimler arasında fahiş farkın bulunduğu açıktır, bedeller arasında fahiş farkın mevcut bulunduğu hallerde tasarrufa konu taşınmazın tasarruf tarihindeki gerçek rayiç değerinin lehine tasarruf yapılan kişi tarafından geçerli ve yasal delillerle kanıtlanmadığı sürece tasarruf iptale tabi olup, 3. kişinin iyi yada kötü niyetli olması koşulu aranmaz. … … daha sonra aynı taşınmazı 4. kişi durumundaki … …’e satmıştır. Ancak, … … davada taraf gösterilmemiş ve kötü niyetli olduğu iddiasıyla davaya katılımı da sağlanmamıştır.
Bu durumda, mahkemece, tasarruf’un yapıldığı 19.11.1998 tarihinden önce vergi borcunun miktarı ve kesinleştiği tarih mercileri nezdinde araştırılıp açıkça saptandıktan sonra, tasarruf tarihinden önce vergi borcunun doğduğu ve de kesinleştiğinin anlaşılması durumunda, … … …’ın davada taraf gösterilmediği ve de …’in taşınmazı elden çıkarmış olduğu da nazara alınarak 6183 sayılı yasanın 31. maddesi uyarınca karar verilmek gerekirken değerlendirmede yanılgıya düşülerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Davacı hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile 1361 nolu parsele ait tasarrufla ilgili yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 463.75 YTL kalan onama harcın temyiz eden davalılardan alınmasına 09.10.2007 tarihinde oy birliği ile karar verildi.