Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2007/3042 E. 2007/3663 K. 15.11.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3042
KARAR NO : 2007/3663
KARAR TARİHİ : 15.11.2007

-Y A R G I T A Y İ L A M I –

MAHKEMESİ : … Asliye 2. Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı mahkemenin yetkisizliğine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı … aleyhine icra takibi yapıldığını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını bu nedenle borçlunun adına kayıtlı … İlçesi sınırları içinde bulunan 11 adet taşınmazın davalılara devrine ilişkin tasarrufların ve tapularının iptaline ve taşınmazların yeniden borçlu … adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili aciz belgesi sunulmadığını, satışların muvazaalı olmadığını, tasarrufların borç ödemeye ve borçlunun kızının tedavisi için yapıldığını, taraflar arasında akrabalık ve yakınlık bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Diğer davalılar vekili de müvekkillerinin taşınmazlar üzerindeki haciz kalktıktan sonra taşınmazları aldıklarını bu sebeple iyiniyetli olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre uyuşmazlığın B.K’nın 18. maddesinde sözü edilen muvazaaya dayalı tapu iptali ve tescil davası olduğu bu nedenle de taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin yetkili bulunduğu gerekçesi ile yetkisizlik kararı verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı dilerse BK. 18. dilerse İİY. 277. maddelerine göre muvazaa sebebiyle tasarrufun iptali davası açabilir.
Dava dilekçesindeki ileri sürülüşe, savunmaya ve yargılama aşamasındaki açıklamalara göre davacının amacı, borçlu tarafından yapılan ve satış suretiyle tezahür eden tasarrufun iptal edilerek icra marifetiyle alacağını tahsil etmektir. Hal böyle olunca davanın tasarrufun iptali davası olduğunun kabulü zorunludur. Tasarrufun iptali davaları şahsi hakka dayalı davalar olduğundan yetkili mahkemenin HUMK’nun 9. maddesine nazaran davalıların ikametgahı mahkemesi olduğunda duraksamamak gerekir. Satış konusu taşınmaz olsa bile sonuca etkili değildir. Başka bir anlatımla davada HUMK’nun 13. maddesinin uygulama olanağı yoktur.
Açıklanan nedenlerle usul ve yasaya aykırı bulunan kararın bozulması gerekir.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 15.11.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.