YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3603
KARAR NO : 2007/3987
KARAR TARİHİ : 03.12.2007
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı ….’in 1.4.1999 ve 17.3.1998 tarihli kredi sözleşmelerinin kefili olarak müvekkili bankaya 958.300 Dolar ve 230.750 Mark borcu olduğunu, hakkındaki takibi karşılıksız bırakmak amacıyla Adana … mahallesi 2278 ada 11 parsel’de adına kayıtlı taşınmaz üzerine 13.1.2000 tarihinde davalı … lehine 30.000.00YTL’lik ipotek tesis ettirdiğini belirterek davalılar arasındaki ipotek tesisine ilişkin tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalı … vekili, aciz belgesi ibraz edilmediğini, alacak miktarının kesinleşmediğini, dava konusu ipoteğin davalı …’ın hakedişlerine ilişkin 1.1.1999, 1.5.1999 ve 5.1.1999 tarihli protokollerin gereği tesis edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
DavalıMehmet … vekili, dava konusu ipoteğin proje ve teknik sorumluluk hizmetleri nedeniyle davalı ve dava dışı … İnş. A.Ş. mevcut alacağa karşılık verildiğini, talebin istihkak iddiasına konu olabileceğini, itirazın iptali davasının sonucuna göre alacak miktarının tesbit edileceğini, aciz belgesi sunulmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, toplanan delillere göre davanın kabulü ile Adana, … İlçesi … Mahallesi 2278 ada 11 parsel sayılı taşınmazda 13.1.2000 tarih 111 yevmiye nosu ile kurulan ipotek tasarruf işleminin davacının alacaklı olduğu miktarla sınırlı olmak üzere iptaline karar verilmiş, hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Bu tür davaları elinde geçici (İİY. 105. md) yada kat’i (İİK 143. md) aciz belgesi bulunan alacaklılar açabilir.
Somut olayda mahkemenin 14.1.2000 ve 11.4.2003 tarihli haciz tutanaklarını İİK’nun 105. maddesinde öngörülen geçici aciz belgesi niteliğinde kabul ederek verdiği 22.10.2003 tarihli hükmü Yüksek Yargıtay 15. Hukuk Dairesince söz konusu haciz tutanaklarının geçici aciz belgesi niteliğinde olmadığı, aciz belgesi ibrazı için davacıya olanak tanınmak, geçici veya kesin aciz belgesi sunulmazsa davanın reddine, sunulursa deliller değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekçesiyle 17.5.2005 tarihinde bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak aciz belgesi ibraz edilmediği ve bozma ilamına uyulmakla davalı yararına usuli kazanılmış hak doğduğu gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Anılan bu karar Yüksek Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 1.5.2006 tarihli ilamı ile 19.10.2005 tarih ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun geçici 13. maddesinde fon alacaklarının tahsiline ilişkin tasarrufun iptali davalarında aciz vesikası şartı aranmaması, geçici 16. madde ile de fon lehine getirilen hükümlerin makable şamil olacağı, mevcut yasal durum karşısında eldeki davada aciz belgesi bulunma zorunluluğu ortadan kalktığından uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerektiği mevcut delillere göre de davanın İİK’nun 280. maddesi gereğince kabulüne ve tasarrufun iptaline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hüküm bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak temyize konu davanın kabulü yönünden hüküm kurulmuştur.
Davalı … vekili yerel mahkemece Yüksek Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 17.5.2005 tarihli bozma ilamına uyularak 28.12.2005 tarihinde verilen red kararının müvekkili yönünden usulü kazanılmış hak oluşturduğunu belirterek temyiz itirazlarını sunmuş ise de;
Bozma ilamına uyulmasından sonra aciz belgesi bulunma zorunluluğu fona devredilen bankalar yönünden ortadan kaldığına ilişkin yeni düzenleme geçmişe etkili olarak yürürlüğe girmesi karşısında Yargıtay’ın bozma ilamına uyulmuş olmakla meydana gelen usuli kazanılmış hak hukuken korunamaz, bu nedenle yeni düzenlemeyi içeren kanunun uygulanması gereklidir.
19.10.2005 tarihinde kabul edilen ve 1.11.2005 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunun geçici 13. ve 16. maddelerindeki yasal düzenleme karşısında Yüksek Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 17.5.2005 tarihli bozma ilamına uyularak 28.12.2005 tarihli mahkemenin red kararının davalı yönünden usuli kazanılmış hak oluşturmayacağı anlaşılmakla dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre davalı … vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, ve aşağıda dökümü yazılı 13.10.-YTL peşin harcın onama harcından mahsubuna 3.12.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.