Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2007/3745 E. 2007/3168 K. 23.10.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3745
KARAR NO : 2007/3168
KARAR TARİHİ : 23.10.2007

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda: Davanın kabulüne ilişkin Ankara 1.Asliye Ticaret Mahkemesinden verilen 1.3.2007 … ve 2005/301 2007/59 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmiş ve davalı … dışındaki davalılar vekillerince duruşma talep edilmiş olmakla işin duruşmaya tabi olduğu belirlendikten sonra 23.10.2007 Salı günü için taraflara gönderilen çağrı kağıdı üzerine hükmü temyiz eden davalılar …, …, … vekili avukat … geldi, davalı … vekili avukat … geldi, karşı taraftan davacı T.C. … Bankası AŞ. vekili avukat … …’in hazır oldukları anlaşılmakla duruşmaya başlandı, temyiz isteklerinin süresinde olduğu tesbit edilmekle hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalılardan …, … ve …’nin müvekkiline olan borçları nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcunu karşılayacak haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kendilerine ait olan taşınmazı davalılardan …’a sattıklarını öne sürerek satış işlemine ilişkin tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalılar, satış işleminde muvazaa bulunmadığını ve iyi niyetli olduklarını gerçek satış bedelinin ayrıca ödendiğini savunarak davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece davanın kabulü ile dava konusu taşınmaz hakkındaki satışa ilişkin tasarrufun iptaline karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İ.İ.K.’nun 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilirken gerekçe olarak edimler arasındaki fahiş fark gösterilmiştir. Yasanın 278/2. maddesinde edimler arasında fahiş farkın bulunduğu hallerde yapılan tasarrufun bağışlama hükmünde sayılacağı ve bunun sonucu olarak iptale tabi olacağı öngörülmüştür. Borçlular … ve arkadaşlarının paylarının satış bedeli olarak tapuda 13.000.00-YTL gösterilmekle beraber bilirkişi raporunda taşınmazdaki davalıların paylarının tasarruf tarihindeki gerçek rayiç değerlerinin 85.000.00-YTL olduğu vurgulanmıştır. İlk bakışta edimler arasında fahiş bir farkın bulunduğu gözükmekle beraber, satışla ilgili resmi akit tablosunda taşınmaz kaydı üzerinde İş Bankası lehine tesis edilen 60.000.00-YTL’lik bir ipotek kaydı da bulunmaktadır ve 3. kişi … taşınmazı üzerindeki ipotek kaydını da kabullenerek taşınmazı satın almıştır. İpotek taşınmazın aynını takip eder. İpotek bedeli ile tapudaki satış bedeli toplamı nazara alındığında edimler arasında fahiş farkın bulunduğunun kabulüne olanak yoktur. Bu bakımdan mahkemenin aksi yöndeki görüşüne katılma olanağı bulunmamıştır. Ne var ki, dava dilekçesinde davalıların alacaklısından mal kaçırma kastı ile hareket ettiği iddiasına da yer verilmiş ve davalı … vekili de davaya vermiş olduğu cevap dilekçesinde, müvekkili ile borçlu davalıların birbirlerini tanıdıklarını ve hatta … ile dostluk ilişkisi bulunduğunu ve ayrıca … ve ailesinin mali sıkıntı içinde olmaları nedeniyle kendilerine borç para verdiğini bildirmiş ve bununla ilgili dekontlarını da sunmuştur. Hal böyle olunca iddia ve savunma doğrultusunda İ.İ.Y.’nun 279 ve 280. maddeleri uyarınca gerekli araştırma ve inceleme yapılıp, tarafların bu yönde gösterecekleri deliller toplandıktan sonra hasıl olunacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
SONUÇ: Davalıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA, 500YTL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak … dışındaki davalılara verilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 23.10.2007 tarihinde oy birliği ile karar verildi.