YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3995
KARAR NO : 2008/128
KARAR TARİHİ : 17.01.2008
MAHKEMESİ : … Asliye 3. Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, borçlular … Dış Ticaret Ltd. Şti, … …, …, … aleyhine icra takibi yapıldığını, borcu karşılayacak mal bulunamadığını bu nedenle borçluların diğer davalılara yaptıkları tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Borçlular … Dış Ticaret Ltd. Şti, … …, … ve … vekili, davacının geçici veya kesin aciz belgesine sahip olmadığını, banka alacağının muaccel olmadan kat edildiğini, yapılan hacizde borçlu şirket adresinin açılmadan boş olduğunun tutanağa geçirildiğini, borçluların mevcutlarının alacağı karşılamaya yeter olduğunu, yapılan satışlardan elde edilen gelirlerin ithalata ve ihracatın artırılması için kullanıldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili, satış işleminin iyiniyetli olarak yapıldığını, borçlu şirketin borçlarından haberdar olunmadığını ve tasarruf amacı ile taşınmazın satın alındığını belirterek davanın reddini dilemiştir.
Davalı …, taşınmazı davalılardan …’den ve bedelini ödeyerek satın aldığını, satılan taşınmazların ve borçluların durumlarını bilecek durumda olmadığını bu nedenle iyiniyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili, satıcı olan borçlu ile davacı arısındaki hukuki ilişkinin müvekkilini etkilemeyeceğini, dava konusu evin parasının ödenerek satın alındığını, tapuda gösterilen değerin düşük olmasının genel bir uygulama olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı … …, davacının elinde aciz belgesi bulunmadığını, satışın gerçek bedel üzerinden yapıldığını, satıcının içinde bulunduğu ekonomik durumu bilmesinin mümkün olmadığını ve davanın reddi gerektiğini belirtmiştir.
Davalı … …, takip kesinleşmediği için iptal davası açılamayacağını, satışın yapıldığı sırada borçlunun hakkında bilgi sahibi olmadığını, satışın gerçek olduğunu ve bedelin ödendiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı …, tapu kaydına dayanarak ve bedelini ödeyerek taşınmazı satın aldığını, taşınmazı üçüncü bir kişiye sattığını bu yüzden davada taraf gösterilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Davalı … Turizm A.Ş vekili satın alınan taşınmazın rayiç bedeller nazara alınarak, şirketin … bağlantılarında kullanılmak için satın alındığını, şirket kayıtlarında da satışın gözüktüğünü beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … … vekili, takibe geçiş tarihinin tasarruf tarihinden sonra olduğunu, müvekkilinin taşınmazları satın alıp iki parseli birleştirdikten sonra fabrika inşa edip kiraya verdiğini, gerçek olmayan bir satıştan sonra böyle bir inşaatın yapılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda satış bedelleri ile gerçek değerler arasında fark olduğu ancak az vergi ödemek için resmi satış bedellerinin genellikle gerçek değerin altında gösterildiğini, davalıların davacıyı zarar vermek amacı ile ve birlikte tasarrufta bulunduklarına ilişkin delil olmadığından davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, İY’nın 278/2 maddesinde akdin yapıldığı sırada, kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitler bağışlama hükmünde sayılıp, yapılan tasarrufun iptale tabi olduğunun öngörülmüş olmasına, davalı borçlu … tarafından davalı … …’a satılan …, … Köyü 1198 ada 1 parsel sayılı taşınmaz ile davalı borçlu … tarafından davalı … … …’e devredilen Kadıköy, … 406 ada 19 parselde kain 6 nolu bağımsız bölümün bilirkişilerce belirlenen gerçek değeri ile kaydın satış değerleri arasında fahiş fark bulunmadığının saptanmasına göre bu tasarruflara ilişkin hükmünün ONANMASINA,
2- Diğer taşınmazlar hakkında verilen karara yönelik temyiz itirazlarına gelince; birinci bentte açıklandığı üzere İİY’nın 278/2 maddesi hükmüne göre edimler arasındaki aşırı farkın bağışlama hükmünde sayılıp, tasarrufların iptal edileceğine taşınmazların bilirkişilerce belirlenen gerçek değerlerinin ödendiğinin yasal ve inandırıcı delillerle kanıtlanamamasına bu durumda 3. kişilerin iyi niyet iddialarınında dinlenemeyeceği nazara alınarak tasarrufların iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Davacının temyiz itirazları birinci bentte gösterilen taşınmazların haricindeki dava konusu diğer taşınmazlar yönünden yerindedir. Kabulüyle hükmün bu taşınmazlarla sınırlı olarak BOZULMASINA, ve aşağıda dökümü yazılı 0.90.-YTL kalan onama harcın temyiz eden davacı Türkiye Garanti Bankası AŞ’den alınmasına 17.1.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.