YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/4224
KARAR NO : 2007/4037
KARAR TARİHİ : 04.12.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ile davalılardan Hakkı ve Canan Aydın vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalılardan …. ve …’ın müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcunu karşılayacak haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kendilerine ait olan Tuzla’da kain 1455 parsel ve bu parselden ifrazen oluşan 1538 ve 1539 nolu parselleri gerçek değerlerinin çok altında bir bedelle davalılardan …, … ve …’a sattıklarını bu şahıslarında diğer davalılar … ve …. ile …’ya sattığını , öne sürerek satış işlemlerine ilişkin tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalılardan … ve … davayı kabul ettiklerini bildirmişlerdir.
Diğer davalılar, satış işleminde muvazaa bulunmadığını ve iyi niyetli olduklarını savunarak davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ile davalılardan … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
1- Hükmü temyiz eden … vekili avukat …’a yerel mahkeme kararı 21.12.2006, davacı … ‘ın temyiz dilekçesi ise 16.1.2007 tarihinde tebliğ edilmiştir. Yasal temyiz süreleri geçirildikten sonra 6.2.2007 günü verildiği anlaşılan temyiz dilekçesinin (isteminin) REDDİNE,
2- Davacı … ‘ın temyizine gelince: Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, 4. kişi durumunda olan davalıların kötüniyetli oldukları davacı tarafından kanıtlanamadığından diğer temyiz itirazları yerinde değildir. REDDİNE,
Dava İİK’nun 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Mahkemece dava konusu taşınmazların satış işlemlerinde herhangi bir usulsüzlük ve bedelsizlik bulunmadığı, davalıların kötüniyetli oldukları konusunda herhangi bir delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş isede yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. İİK’nun 278/2, maddesi akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitlerin bağışlama hükmünde olup iptale tabi olduğu hükmünü öngörmüştür. Burada borçlu ile tasarruf ilişkisinde bulunan 3.kişinin iyiniyetine bakılmaz. Alıcı iyi niyetli olsa bile taşınmazın rayiç değeri ile satış değeri oranında önemli oransızlık varsa satış geçersizdir. Önemli oransızlıktan söz edebilmek için edimler arasında en az misline yakın farkın bulunması gerekir. Somut olayda borçlu davalı …’ın 29.9.2000 tarihinde davalı … lehine yaptığı satış tapuda 35.000.000.000TL bedel ile olmasına karşın bilirkişilerce taşınmazın tasarruf tarihindeki rayiç değerinin 118.734.375.000TL olduğu saptanmıştır. Bu durumda edimler arasında fahiş farkın bulunduğu aşikardır. Diğer yandan borçlu davalı …’ın davalı … ve …’ya yaptığı satışlara konu taşınmazların tasarruf tarihindeki rayiç bedellerinin ne olduğu hususunda herhangi bir araştırma, inceleme yapılmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde davalı …’ın davalılar … ve …’ya yaptığı satışlar yönünden davaya konu taşınmazların tasarruf tarihlerindeki rayiç ve gerçek değerlerinin birisi inşaat mühendisi, diğerleri hukukçu ve emlak alım satım işleriyle uğraşan kişilerden olmak üzere oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla keşfen belirlenmeli, davalı …’ın babası olan davalı … lehine yaptığı tasarrufun İİK’nun 278/I. madde hükmü uyarınca iptale tabi olduğuda gözönüne alınarak toplanan deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 4.12.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.