Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2007/4356 E. 2007/3297 K. 30.10.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/4356
KARAR NO : 2007/3297
KARAR TARİHİ : 30.10.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı … ile müvekkili şirket arasında 29.1.2004 tarihli borç tecil sözleşmesi yapıldığını anılan sözleşme uyarınca davalının 1.232.311.41 Dolar ve 83.084.93 Euro borç ile 2.7.2003 tarihinden itibaren %12 faiz ödemeyi taahhüt ettiğini ve borcun teminatı olarakda 29.1.2004 tanzim 2.12.2004 vadeli 1.441.035 Dolar tutarındaki bonoyu imzalayarak verdiğini, borçlunun sözleşmeden kaynaklanan taahhüdünü yerine getirmediği için 2.12.2004 vadeli bononun takibe konulduğunu, borçlunun icra takibini karşılıksız bırakmak amacıyla … ve … Arsa Konut Yapı Kooperatifindeki hissesini 25.3.2004 tarihinde eşi olan davalı …’ya devrettiğini belirterek davalılar arasındaki devir işleminin iptali ile söz konusu hisse üzerinde cebri icra yapabilme yetkisinin tanınmasını talep etmiştir.
Davalı … vekili, dava konusu taşınmazın … adli yargı sınırları içinde kalması nedeniyle davanın … mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, müvekkilinin davalı …’dan boşandığını, davacı şirketin sözleşme tarihinde müvekkilinin boşanma aşamasında olduğunu bildiğini, boşanmanın muvazaalı olmadığını, dava konusu hissenin de davalıya boşanma tazminatı olarak verildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı … vekili, müvekkilinin ikametgahı olarak … mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacının yabancı uyruklu olması nedeniyle teminat yatırması gerektiğini, müvekkilinin davalı borçludan 30.3.2004 tarihinde boşandığını, dava konusu taşınmazın boşanma tazminatı olarak müvekkiline devredildiğini, davalıların birbuçuk yıl evli kalmalarına rağmen birkaç ay birlikte yaşadıklarını, müvekkilinin kendisinden ayrı yaşayan kocasının borçlarını bilmediğini, dava konusu taşınmaza müvekkilinin de büyük harcamalar yaptığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma toplanan delillere göre davanın kabulü ile Hisarevleri SS … Havacılar ve … Doktorlar Arsa Konut Yapı Kooperatifinin 548 nolu ortaklığında (B1/1 villa) bulunan ve 25.3.2004 tarih ve 2004/9 sayılı yönetim kurulu kararı ile davalı … (Odabaş)’a devrine yönelik devir işleminin iptaline, belirtilen hissenin tekrar davalı … adına yazılmasına karar verilmiş, hüküm davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİY’nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
1- (Bu tür davaların dinlenebilmesi için davacının borçluda gerçek bir alacağının bulunması, borçlu hakkında yapılan icra takibinin kesinleşmiş olması, iptal konusu tasarrufun borcun doğumundan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış aciz belgesinin bulunması gereklidir.
Somut olayda davacı 29.1.2004 tarihli sözleşmenin teminatı olarak verilen 29.1.2004 tanzim 2.12.2004 vadeli bonoya istinaden davalı … ile dava dışı şirket hakkında 18.1.2005 tarihinde icra takibi yapmış ve takip kesinleşmiştir.
22.4.2005 tarihinde borçluların adresinde yapılan haciz tutanağından borçlu …’ın hazır olduğu ve haczi kabil mal bulunmadığı anlaşıldığından anılan haciz tutanağı geçici aciz belgesi niteliğindedir.
Takip konusu borç 29.1.2004 tarihinde doğmuş olup tasarruf tarihi 25.3.2004’tür. Dava şartı bu yönüyle de gerçekleşmiştir.)
İİY’nun 278/2 maddesi uyarınca karı-koca arasındaki tasarruf bağışlama niteliğinde olup iptale tabidir.
Borçlunun tasarrufta bulunduğu şahıs tasarruf tarihinde eşidir. Hernekadar borçlu ile eşi tasarruf tarihinden sonra boşanmış ise de tasarruf evlilik birliği devam ederken yapılmıştır.

2- İİK’nun 283. maddesiyle, tasarrufun iptali davası sabit olduğu takdirde davacı alacaklı bu davaya konu teşkil eden mal üzerinde cebri icra yoluyla hakkını alma yetkisi elde eder ve dava konusu taşınmaz ise davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir kuralı konmuştur. Bu itibarla mahkemenin üçüncü şahıs üzerindeki kooperatif hissesinin tekrar davalı … adına yazılmasına dair kararı yasaya aykırıdır. Ne varki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK’nun 438/VII.maddesi uyarınca uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın hüküm fıkrasının 1.bendinde yer alan “… belirtilen hissenin tekrar davalı … adına yazılmasına” tümcesinin çıkarılmasına yerine “… davacı alacaklıya alacak ve fer’ileriyle sınırlı olmak üzere bu taşınmaz üzerinde haciz ve satılmasını isteme yetkisi tanınmasına” tümcesinin eklenmesine, kararın düzeltilmiş bu biçimi ile ONANMASINA, ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 30.10.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.