Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2007/4394 E. 2007/3010 K. 08.10.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/4394
KARAR NO : 2007/3010
KARAR TARİHİ : 08.10.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalılardan …’nun borçlu, …’nun kefil sıfatıyla imzaladıkları 1.3.2000 keşide, 5.4.2000 vadeli 10.000.00-YTL’sı bono nedeniyle müvekkiline borçlu olduklarını, haklarındaki icra takibini karşılıksız bırakmak amacıyla borçluların adına kayıtlı İstanbul Maltepe ilçesi … Mahallesi 1999 ada 85 parselde kayıtlı hisselerini 18.4.2000 tarihinde üzerindeki 2.000.00-YTL ipotekle birlikte 5.000.00-YTL’ye iş ortakları olan davalı …’a, …’nin de 9.1.2001 tarihinde diğer davalı …’a yine ipotekli olarak 6.000.00-YTL gibi düşük bedelle sattığını, davalıların kötüniyetli olduğunu belirterek halen davalı … adına kayıtlı taşınmazın tapu kaydının iptaline, kaydın davalı … adına tesciline, cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında kefil …’nu davaya dahil etmiş, 12.12.2006 tarihli ıslah dilekçesi ile de davalı … hakkındaki davadan feragat etmiş, diğer davalılar … ve … Bayraktar hakkındaki davasını da İİK’nun 283/2 maddesi gereğince bedele dönüştürerek 14.500.00-YTL’sı tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar … ve …’den tahsilini talep etmiştir.
Davalı … vekili, müvekkili ile davalı … arasındaki satışta muvazaa olmadığını, müvekkilinin davalı …’ye 3.1.2001 tarihli adi sözleşme gereğince 3.000.00-YTL, 3.7.1999, 11.8.1999 ve 6.8.1999 vadeli senetler nedeniyle de 8.570.00-YTL’sı ve 600 Dolar borcu olduğunu, bu borçlarının tasfiyesi karşılığında dava konusu taşınmazı davalı …’ye, …’nin de …’e temlik ettiğini, …’ün iyiniyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Dahili davalı …; borçlu …’ın eşi olduğunu, davacının takip konusu senede kendisinin de imzasını aldığını, dava konusu taşınmazda hissesi olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili; kefil sıfatıyla senet borçlusu …’nın da davaya dahil edilmesi gerektiğini, borçlular hakkında düzenlenmiş olan aciz belgesinin dava şartı olduğunun da ibrazının zorunlu olduğunu, davanın aciz belgesinin alındığı veya haciz tarihinden geriye doğru 2 yıl içinde açılması gerektiğini, müvekkilinin borçluları satış işlemi nedeniyle tanıdığını, taşınmazı ipotekle satın aldığını, ipotek kaldırılmayınca satış bedelini davalı …’den geri aldığını ve taşınmazı ona devrettiğini, bedelin piyasa rayicine uygun olduğunu, müvekkilin şu an malik olmaması nedeniyle husumet yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili; borçlu hakkındaki aciz vesikası ibraz edilmeden davanın dinlenemeyeceğini, müvekkilinin iyiniyetli olduğunu, dava konusu taşınmaz üzerinde davacının eşi yararına ipotek olduğunu ve taşınmazı ipotekle birlikte satın aldıklarını, müvekkilin borçlu ile değil 3.kişi ile hukuki ilişkiye girdiğini ve borçluyu tanımadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu gereğince davalı … aleyhine açılan davanın feragat nedeniyle reddine, davalı … aleyhine açılan davanın husumet yönünden reddine, diğer davalılar aleyhine açılan davanın kabulü ile alacak ve ferilerini geçmemek üzere dava konusu taşınmazın 9.1.2001 tarihindeki gerçek bedeli olan 14.500.00-YTL’nin davalılar … ve … Bayraktar’dan dava tarihinden başlayacak yasal faiziyle birlikte alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş, hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava İİY’nın 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Bu tür davaların dinlenebilmesi için öncelikle davacının gerçek bir alacağının bulunması, borçlu hakkındaki takibin kesinleşmiş olması, iptal konusu tasarrufun borcun doğumundan sonra yapılmış olması, borçlu hakkında alınmış aciz belgesinin bulunması gereklidir.
Somut olayda 1.3.2000 tanzim, 5.4.2000 vadeli senet nedeniyle davalı … borçlu, … kefil sıfatıyla davacıya 10.000.00-YTL borçlu olup haklarındaki 15.3.2001 tarihli icra takibi 2.4.2001 tarihinde kesinleşmiştir. 12.4.2004 tarihli haciz tutanağından davalıların 350.00-YTL’lik menkul malları dışında başka haczi kabil malları olmadığı, Marmara Ereğlisi’ndeki taşınmazlarının değeri de 9.248.50-YTL olarak belirlenmiş ve davacı alacağından önce dört tane haciz olduğu dolayısıyla borçluların mevcut mallarının borca yetmediği 12.4.2004 tarihli haciz tutanağının İİK’nun 105.maddesindeki geçici aciz vesikası niteliğinde olduğu anlaşılmıştır. Takip konusu borç 1.3.2000 tarihinde doğmuş, takip 15.3.2001 tarihinde, tasarruf ise 18.4.2000 tarihinde yapıldığından borcun doğumundan sonra yapılan tasarruf süre yönünden diğer şartların varlığı halinde iptale tabidir.
Dava konusu taşınmaz 18.4.2000 tarihinde davalı …’ye ipotekle birlikte 7.000.00-YTL’ye satılmış, bilirkişi ise taşınmazın o tarihteki bedelini 12.000.00-YTL olarak belirlemiştir. İlk bakışta ivazlar arasında bir mislini aşan fark görünmemektedir. Ancak davalı borçlu … dava konusu taşınmazı davalı …’ye 31.7.1999 – 11.8.1999 – 6.8.1999 – 31.1.2001 – 28.1.2001 ve 31.3.2001 tarihli borçları karşılığı devrettiğini savunmuş, davalı … tarafından bu savunmaya karşı çıkılmadığı gibi aksi de iddia ve ispat edilmemiştir.
İİK’nun 279/1-2 maddesine göre borçlunun para veya mutat ödeme vasıtalarından başka bir surette yaptığı ödemeler alacaklı yönünden geçersiz sayılmıştır. Somut olayda taşınmaz devrinin bedel karşılığı değil borca karşılık ödeme maksadıyla yapıldığı ve alıcı 3.kişinin borçlunun ekonomik durumunu bu durumda bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduğu anlaşıldığından, İİK’nun 279/2 ve 280/1 maddelerin uygulanmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davacı vekili 12.12.2006 tarihli ıslah dilekçesi ile davalı … hakkındaki davasından feragat ederken, borçlu … ile … yönünden ise talebini İİK’nun 283/2 maddesine göre bedele dönüştürmüştür.
Davalılar … ile … arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığından, … hakkındaki feragatten davalı …’nin yasa gereği yararlanma olanağı yoktur.
2- 283.maddede sözü edilen tazminat, borçludan 3.şahsa geçirilen, ancak 3.şahsın da elinden çıkarmış olduğu mallar yerine 3.şahsın davacının alacağından fazla olmamak üzere nakten ödemesi gereken tazminattır. Bu tazminata faiz uygulanamayacağı gibi, borçlu hakkındaki takip kesinleşmiş icra takip dosyası üzerinden yürüyeceğinden, borçlu …’ın ayrıca tazminatla sorumlu tutulması doğru değildir. Ancak hüküm borçlu … tarafından temyiz edilmediğinden bu husus bozma nedeni yapılmamış, faiz yönünden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre davalı … vekilinin (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün temyiz eden davalı … vekili yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’a geri verilmesine, 8.10.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.