YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/4396
KARAR NO : 2007/4189
KARAR TARİHİ : 11.12.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda: Davanın kabulüne ilişkin Konya 2.Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 31.10.2006 gün ve 2004/386 2006/424 sayılı hükmün duruşma yapılması isteğiyle Yargıtay’ca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmiş olmakla işin duruşmaya tabi olduğu belirlendikten sonra 11.12.2007 Salı günü için taraflara gönderilen çağrı kağıdı üzerine hükmü temyiz eden davalı … vekili Avukat … ile davacı … vekili Avukat …’ın hazır oldukları anlaşılmakla duruşmaya başlandı, temyiz isteğinin süresinde olduğu tesbit edilmekle hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı …’in müvekkiline 16.7.2003 keşide tarihli 35.000.00YTL çek nedeniyle borcu bulunduğunu, hakkındaki takibi karşılıksız bırakmak amacıyla murisi …’ten intikal eden … mahallesi 8003 parsel 2/30 arsa paylı zemin kat 4 nolu bağımsız bölümü diğer mirasçılardan aldığı vekaletname ile 25.5.2004 tarihinde 20.000.00YTL bedelle davalı …’e sattığını belirterek davalılar arasındaki tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalı …, dava konusu taşınmazın kendisinin ve diğer mirasçıların ihtiyacı nedeniyle satıldığını, davalı …’yı emlakçı vasıtasıyla tanıdığını, taşınmazın gerçek bedeliyle satılıp parasını Garanti Bankası … Şubesine yatırdığını, alıcının iyiniyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili, dava konusu taşınmazın muris …’ten miras yoluyla davalı borçlu ile dava dışı mirasçılara intikal ettiğini, bu nedenle tüm mirasçıların davaya dahil edilmesi gerektiğini, aciz belgesi ibraz edilmediğini, müvekkilinin davacı ile davalı borçluyu tanımadığını, iyiniyetli olduğunu, taşınmazı emlakçı aracılığıyla 29.500.00YTL’ye aldığını ve halen taşınmazda müvekkilinin oturduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma toplanan delillere göre davanın kabulü ile satış işleminin iptaline, alacak miktarı 35.000.00YTL ile sınırlı olmak üzere satışa konu taşınmaz üzerinde davacı tarafa tasarruf hakkının tanınmasına karar verilmiş, hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK’nun 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Bu tür davaları elinde aciz belgesi bulunan alacaklılar açabilir. Davada amaç borçlunun mevcudunu azaltmaya yönelik tasarruflarının butlanına hükmetmektir. Dava sabit olduğunda, alacaklı davacı davaya konu mal üzerinde cebri satış ile hakkını almak yetkisi elde eder.
Somut olayda davacı alacağı 16.7.2003 keşide tarihli 35.000.00YTL’lik çeke dayalıdır. Dava konusu taşınmaz ise borçlu davalıya miras yoluyla intikal etmiş olup iptale konu olan kısmı ise borçlunun miras hissesi oranındadır. Zira taşınmaz iştirak halinde mülkiyete konudur.
Borçlunun mahkemeye 19.4.2005 tarihli cevap dilekçesiyle bildirdiği son adresinde yapılan 23.11.2004 tarihli haciz tutanağı geçici aciz belgesi niteliğinde görüldüğünden davalı vekilinin aciz belgesinin yokluğuna ilişkin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmemiştir.
Mahkeme davanın kabulü yönündeki kararının gerekçenin de tasarrufun borçlu tarafından takipten sonra ve alelacele takibi karşılıksız bırakmak amacına yönelik kötüniyetli ve muvazaalı şekilde yapılmış olmasını göstermiştir.
İİK’nun 278. maddesi ivazsız tasarrufların iptalini, 279. madde aciz halinde yapılan tasarrufların iptalini, 280. madde de borçlunun hileli tasarruflarının iptalini düzenlemektedir.
Dava konusu tasarruf borçlunun aciz halinde yaptığı tasarruftur. Ancak satış piyasa değerinden yapılmıştır. Yani ivazlar arası nispetsizlik yoktur. Satış emlakçı aracılığıyla yapıldığı gibi davalılar arasında akrabalık, tanışıklık, iş ilişkisi gibi alıcının borçlunun durumunu bildiği veya bilmesini gerektirir hallerin mevcudiyeti de davacı tarafından kanıtlanmış değildir. Yani davalı alıcı iyiniyetli olup aksi kanıtlanamamıştır. O halde mevcut delil durumuna göre kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yetersiz gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru olmadığı gibi,
Kabule göre de; davalı borçlunun dava konusu taşınmaz üzerindeki miras hissesiyle sınırlı olarak tasarrufun iptaline karar vermek gerekirken borçluya ait olmayan dava dışı mirasçılarının miras hisselerinin satışına ilişkin kısımla ilgili olarak da hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün BOZULMASINA ve 500.00YTL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı …’e verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’e geri verilmesine 11.12.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.