Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2007/4646 E. 2008/1024 K. 04.03.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/4646
KARAR NO : 2008/1024
KARAR TARİHİ : 04.03.2008

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araçta meydana gelen 4.839.00.YTL’sı hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini tazminatın tahsili için yapılan icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline takibin devamına %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesi talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin davacıya hasar bedelinin ödediğini ve ibraname aldığını davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile Konya 7.İcra Müdürlüğünün 2004/1305 esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptaline takibin 2.639.00.YTL asıl alacak ve takip tarihine kadar işlemiş 1.895.00.YTL faiz üzerdinden devamına asıl alacağa %48’i geçmemek üzere reeskont faiz uygulanmasına icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava TTK.1301.maddesinden kaynaklanan halefiyete dayalı olarak hasar bedelinin zarar verenden tahsili için yapılan icra takibine davalının itirazı üzerine açılan itirazın iptali davası olup, sigorta ettirenin kendisine

../…

-2-
2007/4646
2008/1024

zarar verene açacağı davanın, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. Trafik kazaları, nitelikleri itibariyle haksız fillerdendir. Haksız fiillerde temerrüt tarihi, haksız fiilin meydana geldiği tarih olup, zarar sorumlusuna ayrıca ihbar ve ihtar edilmesine gerek yoktur. Sigorta ettirenin dava hakkı, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Dolayısıyla, öncelikle riziko karşılığının sigortalıya ödenmesi gerekir. Ödeme tarihi aynı zamanda üçüncü şahsa rücu edebilme tarihidir. Bu nedenle işleten ve sürücünün faizden sorumluluğunun başlangıcının, halefiyet başlangıcı olan ödeme tarihi olarak kabulü gerekir. Somut olayda davacı vekili dava dilekçesinde 29.11.2002 ödeme tarihinden itibaren reeskont faiz uygulanmasını talep etmiş, 15.01.2007 tarihli bilirkişi raporunda ise olay tarihinden itibaren faiz hesabı yapılmış ve mahkemece bu rapora göre takip tarihine kadar işlemiş 1.895.00YTL faiz üzerinden takibin devamına karar verilmiş olması ve davacı vekili tarafından dava dilekçesinde reeskont faiz talep edildiği ve reeskont faize hükmedildiği halde halde hüküm fıkrasında%48i geçmemek üzere avans faiz oranı üzerinden faiz uygulanmasına karar verilmesi doğru değil bozma nedeni ise de yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hükmün düzeltilmesi uygun görülmüştür.
SONUÇ;Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile
hüküm fıkrasının ikinci bendinde yazılı “takip tarihine kadar işlemiş 1.895,0YTLfaiz üzerinden” tümcesinin ve üçüncü fıkrasında yazılı “asıl alacağa %48’i geçmemek üzere takip tarihinden reeskont faiz işletilmesine” tümcesinin hükümden çıkarılarak yerine “asıl alacağa ödeme tarihinden itibaren reeskont faizi uygulanarak takibin devamına “cümlesinin yazılarak düzeltilmesine ve hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 106.50.-YTL kalan onama harcın temyiz eden davalıdan alınmasına 4.3.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.