YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/4724
KARAR NO : 2008/1331
KARAR TARİHİ : 18.03.2008
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … AŞ. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araçta meydana gelen 1.772.145.000TL hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini belirterek bu meblağın ödeme tarihinden işleyecek reeskont faizi ile davalı … poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalı … AŞ. vekili talep edilen tazminatın 8.12.2004 tarihinde davacı şirketin hesabına havale edildiğini ancak davacı şirketin kabul etmeyerek iade ettiğini, temerrüde düşmediklerini, faiz istenemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Davanın kabulüne dair 2.3.2005 tarih 2004/1558-2005/303 sayılı hüküm davalı … tarafından temyizi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 18.9.2006 gün 2005/8167 – 2006/8795 sayılı ilamı ile bozulmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne sigorta bedeli 8.12.2004 tarihinde davalı … şirketince ödendiğinden davalı … şirketine 4.6.2004 tarihinde davacı tarafından ödeme ihtarında bulunulduğundan 8 gün sonrası olan 13.6.2004 tarihinden 8.12.2004 tarihine kadar işleyen temerrüt faizinin davalı … şirketinden tahsiline, davacı tarafından iade edilen 1.722.14YTL tazminatın yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı … AŞ. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
../…
– 2 –
2007/4724
2008/1331
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davanın delillerin toplanmasına ilişkin ara kararı gereği yerine getirilmeden önce kabulü halinde maktu vekalet ücretinden az olmamak üzere hükmedilen tazminat üzerinden hesaplanan nisbi vekalet ücretinin 1/2’ne hükmedilmesi gerektiğine göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- HUMK 389. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkca gösteren tefhim ile aleniyeti ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olarak gerekçeli kararın yazılması zorunludur. Somut olayda kısa kararın 2. bendinde “diğer davalıların ödeme tarihinden itibaren temerrüt faizi ile sorumlu tutulmasına” denildiği halde gerekçeli karara bu bendin yazılmayarak kısa karar ile gerekçeli karar arasında farklılık ve çelişki yaratılmıştır. Bu durumda 10.4.1992 gün ve 1991/7 esas 1992/4 sayılı Yargıtay İçtihadları Birleştirme kararı çerçevesinde bu kısa kararla bağlı kalınmadan yeni bir kısa ve buna uygun gerekçeli karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
3- Kabule göre de davalı şirketçe ibraz edilen belgelerden davalı … şirketine 4.6.2004 tarihli ihtar yazısının 24.6.2004 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmakla bu tarihe 8 iş günü ilave edilerek 6.7.2004 – 8.12.2004 tarihleri arasında işleyecek yasal temerrüt faizi ile davalı … AŞ’nin sorumlu tutulması gerekirken ihtar yazısının yazıldığı tarihe 8 gün eklenerek 13.6.2004 tarihinden itibaren faiz oranı belirtilmeden faize hükmedilmesi de doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı … AŞ’ye geri verilmesine 18.3.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.