YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/5456
KARAR NO : 2008/174
KARAR TARİHİ : 21.01.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalılar … ve …’nun 3.1.2004 tanzim 15.5-15.6-15.7-15.8-15.9.2005 vadeli bonolar nedeniyle müvekkili şirkete 6.10.2005 takip tarihi itibariyle 13.198.99.Euro karşılığı 21.316.37.YTL’sı borçlu olduklarını, … Köyü 702 ada 3 parsel F Blok 16.Kat 33 nolu taşınmazda 55/200 hissesi bulunan davalı …’ın bu hissesini 20.7.2005 tarihinde davalı …’ya davalı …’ın borçludan aldığı bu hisse ile davalı borçlu …’e ait 55/200 hisseyi 26.8.2005 tarihinde birlikte davalı …’a sattıklarını belirterek tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalı … vekili, müvekkilinin davalı borçlu …’dan aldığı hisseyi davadan önce diğer davalı …’ye sattığını bu nedenle husumet yöneltilemiyeceğini tapudaki satış değerine göre eksik harcın tamamlanması gerektiğini kesin aciz belgesi sunulmadığını müvekkilinin dava konusu taşınmazı almadan önce davacı şirket yetkilileriyle görüştüğünü ancak kendisinin uyarılmadığını, aslında taşınmazın tamamını almak üzere anlaşmalarına rağmen davalı …’in hissesini devretmediğini, taşınmazı geri vermek istediğini ancak daha sonra davalı …’ye sattığını
müvekkilinin iyiniyetli olup satış bedellerinin piyasa rayiçlerine uygun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili, müvekkilinin dava konusu taşınmazın bulunduğu siteden 2005 yılında oğlu adına taşınmaz aldığını, emlakçı vasıtasıyla dava konusu taşınmazın satılık olduğunu öğrendiğini ve bu konuda davacı şirket ortaklarından ve satış sorumlusu olan yetkililerle görüştüğünü, davalıların aidat borcu dışında borçları olmadığı öğrenerek taşınmazı aldığını, borçlu …’in dava konusu taşınmazda satış tarihinden sonra 2 ay daha oturduğunu 18.10.2005 tarihinde boşalttığını ve daha sonra kiraya verdiğini müvekkilinin sadece borçlu …’e ait hisseyi aldığını diğer hisseyi ise davalı …’dan aldığını satış bedelinin piyasa rayiçlerine uygun olduğunu aciz belgesi sunulmadığını borçluya ait aracın ve menkullerin hacizli olduğunu ve değer tesbiti yapılmadığını müvekkilinin iyiniyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı borçlulara ilanen tebligat yapılmış savunma yapmadıkları görülmüştür.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.nun 277. ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 280/1 maddesinde tediye kabiliyetini kısmen veya tamamen kaybetmiş borçlunun iyiniyetli bir şahıstan veya basiretli bir tacirden beklenilmeyecek tasarruflarla mevcudunu eksilttiği ve üçüncü şahsın bu durumu ve muamelenin mahiyetini bildiği veya bilmesi gerektiği hallerde yapılmış olan tasarrufların iptal edilebileceği öngörülmüştür.
Somut olayda, dava konusu taşınmaz karı koca olan davalı borçlular adına paylı olarak kayıtlıdır. Davalı … 20.7.2005 tarihinde borçlu kocadan aldığı hisseyi 36 gün sonra yakın arkadaşı davalı …’ye, davalı borçlu … ile birlikte satmıştır. Taşınmazı almadan önce de davacı şirket yetkilileriyle taşınmazın değeri ve satın alacağı konusunda görüşmüş satın aldığı tarihten sonra da borçluların bu taşınmazdan yararlanmalarına itiraz etmemiştir. Davacı şirket aynı zamanda dava konusu taşınmazın bulunduğu sitede yönetici konumunda olup satış tarihinde borçlulardan
alacaklı durumundadır. Dolayısıyla davalı …’ın satıştan önce site yönetimini elinde bulunduran davalı şirket ile görüşmesi sırasında satıcıların borçlu olduklarının kendisine söylenmediğini iddia etmesi hayatın olağan akışına göre inandırıcı değildir. Kaldı ki, taşınmazı satın aldıktan sonra davalı borçuların taşınmazdan yararlanmalarına … göstermesi, karı-kocaya ait hisseli taşınmazdan sadece kocaya ait hisseyi satın alması, 36 gün gibi kısa sürede yakın arkadaşına satması gibi olgular birlikte değerlendirildiğinde davalı …’ın davalı borçluların durumunu bilebilecek durumda olduğunun kabulünü gerektirir.
Davalı …’ye gelince; dava konusu siteden 8.6.2005 tarihinde başka bir taşınmaz satın almış ve site yönetiminde de davacı şirket yetkilileriyle birlikte görev yapmaktadır. Ayrıca kardeşi, dünürü, damadı da aynı sitede taşınmaz sahibidir. Dava konusu taşınmazı satın aldıktan sonra borçluların oturmasına … göstermiştir. Ayrıca taşınmazı satın almadan önce site yönetiminde bulunan davacı şirket yetkilileri ile görüştüğünü dairenin fiyatı ile borçluların borç durumunu sorduğunu cevap dilekçesinde beyan etmiştir. Davacı şirketin davalı …’yi sorulan konularda ilgilendirmemesi de hayatın olağan akışına aykırıdır. Mevcut deliller değerlendirildiğinde bu davalının da borçlunun durumunu bilebilecek kişilerden olduğunun kabulü gerekir.
Tediye kabiliyetini kısmen veya tamamen yitiren borçlunun kötüniyetle ve basiretsiz olarak yaptığı ve mevcudunu azaltmaya yönelik tasarruflarına bilerek veya bilmesi gereken şartlar altında katılan üçüncü şahsın iyiniyet iddiası dinlenemez.
O halde, toplanan delillere göre İİK.nun 280/1 maddesi gereğince davanın kabulü gerekirken yazılı olduğu şekilde reddi doğru değildir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 21.1.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.