Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2007/5540 E. 2008/513 K. 11.02.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/5540
KARAR NO : 2008/513
KARAR TARİHİ : 11.02.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, 14.8 – 30.12.1997, 30.6 – 10.8.1998 tarihli kredi sözleşmesinin kefili olan davalılar … ve …’nın 16.11.1999 takip tarihi itibarıyla müvekkili bankaya 78.579.942.749 TL borçları olduğunu, davalı borçluların murisi salefe Arıca adına kayıtlı Öğretmenevleri 219 Ada 63 ve 64 parseldeki taşınmazlarda borçlulara intikal edecek miras hisselerine 16.1.2003 tarihinde konan haczin mirasçı davalı … tarafından açılan dava ile 18.6.2004 tarihinde kaldırıldığını, bunun üzerine 219 Ada 63 parselin davalı borçlular dışındaki mirasçılar … ve … … tarafından 10.6.2005 tarihinde davalı …’a, 219 Ada 64 parselin de 10.6.2005 tarihinde davalı …’ya satıldığını, dava konusu 63 parselin aslında davalı borçluların babası muris …’ya ait iken 1983 yılında ölümü ile davalı borçluların miras hisselerini 7.5.1997 yılında anneleri olan …’ya sattıklarını, annelerinin ölümü üzerine de 21.11.2002 tarihli ilamla mirası reddettiklerini belirterek dava konusu 219 Ada 63 parsel bakımından kök muris Cahit’ten davalı borçlulara intikal eden ve daha sonra …’den intikal eden miras hisseleri oranında bu parsel bakımından ise muris …’den intikal eden hisse oranında alacak ve fer’ileri karşılayacak miktarda iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … ve …; davanın hukuki niteliğinin mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yapılan mirasın reddi işleminin iptaline yönelik olduğunu, Gaziantep 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 21.11.2002 tarih 2002/1450-1646 E-K sayılı ilamı ile anneleri olan muris …’nın mirasını reddettiklerini red kararının iptali için M.K’nun 617 maddesi gereğince 6 ay içinde davacı alacaklı tarafından dava açılmadığını, miras hisselerine konan haczin Gaziantep 3. İcra Mahkemesinin 2003/327 E – 2004/338 Karar sayılı ilamıyla kaldırıldığını ve hükmün kesenleştiğini dava konusu 219 Ada 63 parsel’in babaları …’in 1983 yılında ölümü ile kendilerine, intikal ettiğini hisselerini 7.5.1997 yılındada anneleri …’ye sattıklarını, borcun ise 30.12.1997 tarihinde doğduğunu, buna göre tasarrufun borcun doğumundan önce yapıldığını, 63 parsel yönünden 5 yıllık dava açma süresi geçtiğini, borçlu H.İbrahim’e ait ve mal beyanında belirtilen taşınmazlarla ilgili işlem yapılmadığını, borcu karşılayacak malları olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Davalı … Göğüs vekili mirasın reddinin iptaline yönelik açılan bu davanın M.K 617. madde gereğince hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, borçluların miras hisselerine karar hacizlerin kesinleşmiş mahkeme kararıyla kaldırıldığını, davacının teminat almayarak kusurlu olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı …, dava konusu taşınmazı davalı borçlular dışındaki mirasçılardan aldığını, mirasın reddi kararını bilmediğini 63 parselle ilgili davanın İİK 280. maddedeki 5 yıllık hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, iyiniyetli olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili dava konusu 219 Ada 63 parselin kök muris …’dan intikal ettiğini, davalı borçluların bu taşınmazdaki miras hisselerini borcun doğumundan önce 7.5.1997 tarihinde anneleri …’ye sattığını, annelerin ölümü üzerine de 21.11.2002 tarihli ilamla mirası reddettiklerini, red kararı kesinleştiğinden, taşınmazları emlakçı aracılığıyla sattıklarını davanın İİK 280 ve MK 617 maddesinde yer alan hak düşürücü süreler içinde açılmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar tebligata rağmen savunma yapmamıştır.

Mahkemece iddia, savunma toplanan delillere göre mirasın reddinin iptaline ilişkin açılan davanın 6 aylık hak düşürücü süre içinde açılmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davanın mirasın reddinin iptaline ilişkin biçimde vasıflandırılarak davanın reddine karar verimleş ise de varılan sonuç gerek dava dilekçesindeki,ileri sürülüşe gerekse dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Davacı taraf davalılardan … ve …’nın anneleri …’nin ölümü ile mirasını reddettiklerini alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik olan bu tasarruflarının iyiniyete dayalı olmadığını iddia etmişlerdir.
İİK’nun 277 ve mütaakip maddeleri borçlunun alacaklısına zarar vermek amacıyla yaptığı tüm tasarrufların iptale tabi olduğunu düzenlemiştir. Dava bu amaca yönelik olarak açılmıştır.
Davanın Medeni Kanunun 617. maddesi kapsamında açılan bir dava niteliğinde olduğu düşüncesi ile reddedilmesi özel kanun niteliğinde olan İcra İflas Kanununun sözü edilen maddeleri karşısında isabetli görülmemiştir. Mirasın reddi, reddeden mirasçı yönünden yasal bir haktır. Ancak herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. (Medeni Kanun md. 2)
Borçlular … ve … anneleri …’nin ölümü ile kendilerine intikal eden Öğretmenevleri 219 Ada 63 ve 64 parseldeki taşınmazlardan kendilerine miras payı intikalini önlemek için mirası reddetmişlerdir. Mirasın reddi şeklinde gerçekleşen tasarruf tarihinden itibaren 5 yıl içinde dava açılmıştır. Kardeş ve kardeş çocukları arasında gerçekleştirilen bu tasarrufta davalı borçluların yasal yönden yararları bulunup bulunmadığının üzerinde durulması gerekir. Bu cümleden murisin terekesinin borca batık olup olmadığı belirlenmelidir. Açık ifadesi ile murisin ölüm tarihi itibarıyla malvarlığını oluşturan taşınır ve taşınmaz malları, alacakları, varsa nakit mevcudu, borçları ilgili yerlerden araştırılarak belirlenmeli ve davalıların mirası reddetmekle haklı bir nedenlerinin bulunup bulunmadığı buna bağlı olarak tespit edilmelidir. Araştırmaların sonucuna göre davalı borçlular … ve İbrahim Halil Arıcan’ın alacaklısına zarar verme kastının bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.

Diğer davalılar kardeşi … ve … ile … ve … …’nın keza reddeden mirasçıların kötüniyetlerinin bilebilecek durumda oldukları değerlendirilmeli, 3. kişiler … ve … yönünden ise tarafların kötüniyetli olduklarının bilebilecek durumda olup olmadıkları davacı tarafından kanıtlandığı takdirde bu davalılarında sorumluluğu olmaları gerektiği düşünülmeli aksi halde bu davalılar yönünden davanın reddi düşünülmelidir.
SONUÇ:Davacı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile açıklanan nedenlerden dolayı hükmün BOZULMASINA, 11.2.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.