Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2008/1181 E. 2008/3095 K. 09.06.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/1181
KARAR NO : 2008/3095
KARAR TARİHİ : 09.06.2008

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün,süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi,gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı vekili,müvekkiline ait,davalıya kasko sigortalı aracın,dava dışı …ın kullanımında iken karıştığı kazada pert olduğunu,başvuruya rağmen davalı sigortanın sürücünün alkollü olduğundan bahisle araç bedelini ödemediğini belirterek,45.390.00 YTL’nin hasar inceleme tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, araç, alkollü sürücünün kullanımı sırasında kaza meydana geldiğinden,Genel Şartlar A.5.5. maddesi uyarınca hasarın poliçe teminat dışı kaldığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, kazanın münhasıran sigortalı araç sürücüsünün aldığı alkolün etkisi ile meydana geldiği ve hasarın poliçe teminat kapsamında olmadığı gerekçesiyle,davanın reddine karar verilmiş,hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Kazadan yaklaşık 163 dakika sonra alınan alkol raporunda, davacı araç sürücünün %73 promil alkollü olduğu belirlenmiştir. Kasko Sigortası Genel Şartları 5.5.maddesinde, kaza araç sürücüsünün alkollü içki almış olması nedeniyle,aracı güvenli bir şekilde sürme yeteneğini kaybetmesinden ileri geliyorsa,hasarın teminat dışı kalacağı öngörülmüştür.Ancak,sürücünün sırf alkollü olması hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez.Kazanın,münhasıran sürücünün aldığı alkolün etkisi altında meydana gelmiş olması,başka bir unsurun kazaya etkisinin bulunmaması gerekir.
Mahkemece alınan 27.12.2006 tarihli,nöroloji uzmanı tabip,hukukçu ve makine mühendisinden oluşan bilirkişi kurulu raporunda,alkolün kazaya etkisi yönünden,davacı araç sürücüsünün tam kusurlu ve kusursuz olarak kabul edilmesi durumuna göre iki alternatifli kanaat bildirilmiştir.Aynı bilirkişilerden alınan 02.10.2007 tarihli ek raporda ise,hukukçu bilirkişi kazanın münhasıran alkol sebebiyle değil,davacı sürücüsünün kusurlu hareketi sonucu meydana geldiğine ilişkin ayrık kanaat bildirmiş,diğer bilirkişiler ise sürücülerin 4/8’er oranında kusurlu olduklarını ve kazanın münhasıran davacı sürücüsünün aldığı alkolün etkisi ile meydana geldiğini belirtmişlerdir. Mahkemece alınan raporlar hüküm kurmaya elverişli değildir.
Bu durumda mahkemece,bir nöroloji uzmanı tabip ile iki trafik uzmanı bilirkişilerden oluşacak yeni bir bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılmalı, trafik uzmanlarıda Adli tıp kurumu veya İstanbul Teknik Üniversitesi gibi uzman kurumlardan seçilmeli, olayın meydana geliş şekli çarpma noktaları ve diğer delillerde nazara alınmalı, kazanın alkolün etkisi altında meydana gelip gelmediği,başka bir unsurun kazaya etkisinin olup olmadığı belirlenmeli, sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 9.6.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.