YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/179
KARAR NO : 2008/798
KARAR TARİHİ : 25.02.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
– KARAR-
Davacı vekili, davalı …’in 18.12.1997 tarihli genel kredi sözleşmesinin borçlusu olarak 22.3.2002 takip tarihi itibarıyla müvekkili bankaya 2.724.534.414 TL’ sı borcu olduğunu, hakkındaki takibi karşılıksız bırakmamak amacıyla … … … Mahallesi 104 Ada 166 parsel 1 kat 2 nolu bağımsız bölümün 1/2 hissesini 3.10.2001 tarihinde 8.500.00 YTL bedelle davalı …’e sattığını belirterek tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalı …, dava konusu taşınmazı takip tarihinden önce sattığını davacı tarafından haciz konular ve satış aşamasın da olan … Mahallesi … mevkii 172 parseldeki taşınmazının borcu karşılamaya yeterli olduğunu, aciz halinin gerçekleşmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili; davalı borçlunun icra takibine itiraz ettiğini, davacının bu konuda açtığı itirazın iptali davasının bekletici mesele yapılmasını, davalı borçlu adına kayıtlı Çeltikçi Mahallesi 172 parselin değerinin bilirkişi tarafından 17.663.78 YTL olarak belirlendiği ve borcu karşılamaya yeterli olduğunu, aciz halinin gerçekleşmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma toplanan delillere göre davanın reddine karar verilimiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava İİK’nun 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Bu tür davaların dinlenebilmesi için borçlu hakkında alınmış kesin aciz vesikasının (İİK md. 143) ya da takip sırasında yapılan hacizde tutulan zaptın geçici aciz belgesinin ibrazı gerekir. Ancak 5020 Sayılı Bankacılık Yasasının Ek 5. maddesi gereğince davacı Banka aciz belgesi sunma zorunluluğu bulunmamaktadır. Mahkemenin bu yöndeki red gerekçesi doğru görülmemiştir. Yasanın 280. maddesi gereğince malvarlığı borçlarına yetmeyen borçlunun alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemlerinin borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptal edileceği hükme bağlanmıştır. Bu madde hükmü uyarınca borçlunun tasarrufunun iptal edilebilmesi için borçlunun işlemi yaptığı sırada malvarlığının borçlarına yetmemesi gerekir.
Somut olayda davacı banka tarafından haciz konulan davalı borçlu’ya ait ve 11.1.2007 tarihli bilirkişi raporuyla 15.833.85 YTL değer takdiri yapılan 172 parsel nolu taşınmazın borcu karşılamaya yeterli olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda borçlunun aciz halinin gerçekleşmemesi nedeniyle davanın reddi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru değil ise de sonucu itibarıyla karar doğru görülmüştür.
2-Tasarrufun iptali davalarında vekalet ücreti alacak ve tasarruf değerinden hangisi az ise o değer üzerinden nispi oranda alınır. Somut olayda alacağın değeri daha az olduğundan davalı Muammer yararına 450.00 YTL vekalet ücreti takdiri gerekirken tasarruf değeri üzerinden 1.020.00 YTL vekalet ücreti takdiri doğru değil ise de bu yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hükmün 3. fıkasındaki “….. 1.020.00 YTL ” ibaresinin çıkartılarak yerine “….450.00 YTL” rakamı yazılarak hükmün HMUK 43817 maddesi gereğince düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25.2.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.